Yavuz Sultan Selim İle Şah İsmail Atışması, Yavuz sultan Selimin Şah İsmail Hakkında Düşünceleri, Şa

zahide 16 Eki 2011

  1. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    196,752
    1,526
    38


    [​IMG]
    yavuz sultan selim




    [​IMG]
    şah ismail


    Yavuz Sultan selim han ile Şah ismailin atışmaları mücadelesi dillere destandır

    Şehzade Yavuz ile Şah İsmail Satranç oyunu


    Yavuz Sultan Selim Padişah olmadan önce Şah İsmail'in ülkesine gider ve saraya girmenin yollarını arar. Birden aklına Şah İsmail'in satrancı çok sevdiği gelir ve köylerde, kasabalarda santranç oynayarak nam salar.safevi-acem topraklarında satranç pek meşhurdur.Derviş kılığındaki Yavuz şahın sarayına kadar duyulmuştur.

    Şah İsmail bu kişiyi merak eder ve sarayına çağırır. Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail satranca başlarlar. Biraz zaman geçtikten sonra Yavuz Sultan Selim Şah İsmail'i şah mat eder ve yener.

    Şah İsmail bu duruma kızar ve Yavuz Sultan Selime; "Sen nasıl Şah'ını şah mat etme cüretinde bulunursun" diyerek tokat atar.tez bu dervişe bir kese altın verip yollayın der.

    Yavuz Sultan Selim özür diler ve ülkesine döner. Aradan zaman geçer ve Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim bir savaşta karşı karşıya gelir.

    Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail'i yener. Ardından o meşhur şiirini yazar:

    Sanma Şahım / Herkesi Sen / Sadıkhane / Yar Olur
    Herkesi Sen / Dost mu Sandın / Belki ol / Ağyar Olur
    Sadıkhane / Belki ol / Alemde / Serdar Olur
    Yar Olur / Ağyar Olur / Serdar Olur / Dildar Olur


    Şiirin tercümesi şöyledir:

    Şahım Sen Herkezi Sadık Yar Sanma
    Sen Herkezi Dost mu Sandın Belki O Düşman Olur
    Sadık Ol Belki O Alemde Komutan Olur
    Yar Olur, Düşman Olur, Komutan Olur, Sevgili Olur



    Yavuz Sultan Selim, İran Seferi'ne çıkmak için 19 Mart 1514 tarihinde Edirne'den İstanbul'a hareket etmişti. Bir ay sonra Üsküdar'a geldiğinde, Şah İsmail'in halifelerinden olan Kılıç adında biri vasıtası ile Şah'a Farsça name gönderdi. Sultan Selim, İzmit'ten gönderdiği hicri takvime göre 920 Safer tarihli mektubunda: Şah'ın Müslümanlığa uygun olmayan hareketlerinden, mezaliminden bahis ile kendisinin Müslümanlığı takviye ve mezalimi kaldırmak için faaliyete geçtiğini, yaptığı işler nedeniyle katline fetva verildiğini ve kılıçtan evvel İslamiyeti kabul etmesi lazım geldiğini ve atlarının Safer ayında İstanbul'dan hareket ettiğini ve bizzat muharebeye hazır olacağını bildirmişti. Yavuz mektubunda şöyle diyordu: "Fitneler çıkardınız, İslam büyüklerine küfürler ediyorsunuz, bunun cezası katlidir, üzerinize geliyorum, işgal ettiğiniz Osmanlı memleketlerini geri veriniz." Elçi Kılıç, Şah İsmail'i Hemedan'da bularak mektubu vermiş, o da muharebeye hazır olduğunu bildirmiştir. Şahın bu cevabı Osmanlı ordusu Erzincan'a geldiği sırada alınmıştır. Lütfi Paşa tarihine göre Şah İsmail mektubu getiren Kılıç'ı öldürtmüştür.

    Şah İsmail, muharebeye hazır olduğunu belirten mektubunda: "Er isen meydana gelsin, biz de intizardan kurtuluruz" demiş ve Yavuz'a bir kadın elbisesiyle, yaşmak yollamıştır. Yavuz bu mektuba cevabını 920 Cemaziyelevvel sonunda Erzincan'dan yollamıştır. Yavuz bu mektubunda Şah İsmail er meydanına davet ediliyor ve hala kendisinden bir eser olmadığı beyan ediliyordu. Şah İsmail bu mektuba cevap olarak; gerek II. Bayezid zamanındaki ve gerek kendisinin Trabzon valiliğindeki dostluklarından bahsederek aradaki düşmanlığın neden ileri geldiğinin bilinmediğini, Osmanlı Hanedanıyla kadim dostluklarından ötürü Timur zamanındaki gibi fena bir neticenin olmasını istemediğini beyan etmektedir. Ayrıca Yavuz'un mektubunda hakaretvari tabirlerden şikayet ile mektup yazan kâtiplerin yazılarını afyon tesiriyle yazdıkları için bir altın hokka ile afyon macunu yolladığını da mektubunda belirtmiştir. Şah İsmail'in afyon macunu yollaması yoluyla, II. Bayezid'ın afyonkeşliği sebebiyle oğlunun da babası gibi olduğu ima edilmektedir.

    Yavuz Sultan Selim bu ağır mektuba ağır cevap vermiştir: "Davete icabet edip uzun yolları kat ile memleketine girdik; fakat sen meydanda görünmüyorsun. Padişahların ellerindeki memleket onların nikahlısı gibidir; erkek ve yiğit olanlar kendisinden başkasının ona elini dokundurtmazlar; halbuki bunca gündür askerimle memlektine girip yürüyorum, hala senden bir haber yok. Seni korkutmamak için askerimden 40.000 kişiyi ayırıp Sivas ile Kayseri arasında bıraktım; hasma mürüvvet ancak bu kadar olur. Bundan sonra da saklanıp gözükmezsen erkeklik sana haramdır, miğfer yerine yaşmak ve zırh yerine çarşaf ihtiyar eyleyip serdarlık ve şahlık sevdasından vaz geçesin." Yavuz bu mektubuyla beraber Şah İsmail'in gönderdiklerine karşılık kendisinin kökenini telmihen hırka, şal, asa, misvak ve şedden (kuşak) ibaret tarikat levazımı yollamıştır. Böylece Yavuz, Şah İsmail'in dervişlikten geldiğine gönderme yapmıştır.

    Şah ismail Ünlü bir şairdir.
    Şah ismail Safevi Tarikatı'nın lideri ve Safevi Devleti'nin kurucusu ve ilk hükûmdarı.




    Hatayi" takma adı ile Azerbaycan Türkçesinde şiirler de yazmıştır. Şiirlerinden ikisi de şunlardır;

    Akan sulardan ibret al, yüzünü yerlere sürüyüp gider. Hatayi

    Hakikat bir gizli sırdır, Açabilirsen, gel beri! Küfr içinde iman vardır, Seçebilirsen, gel beri!


    Şah Hata'i'm eydir heman, Dağları bürüdü duman. İşte incil, işte Kur' an, Seçebilirsen, gel beri...



    Yavuz Sultan Selim İslamın 74. İlk Osmanlı halifesidir 9. padişahıdır.8 yıl padişahlık yapmıştır.



    Yavuz Sultan Selim'in saltanatı kısa sürmüş olsa da, Osmanlı İmparatorluğu'nun oğlu Süleyman döneminde altın çağını yaşamasına zemin hazırlamıştır. Sultan Selim, babasından devraldığı boş hazineyi ağzına kadar doldurmuştur. Yaygın bir efsaneye göre; hazinenin kapısını mühürledikten sonra, şöyle vasiyet etmiştir:

    "Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse kendi mührü ile mühürlesin, aksi halde Hazine-i Hümayun benim mührümle mühürlensin." Bu vasiyet tutulmuş, o tarihten sonra gelen padişahların hiçbiri hazineyi dolduramadığından, hazinenin kapısı Osmanlı'nın yaklaşık 400 yıl sonraki iflasına kadar Yavuz'un mührüyle mühürlenmiştir.

    İki hükümdarda Türk kökenlidir.devrin iki büyük Türk devleti vardır.ve İki büyük lideri.birisi Sünni Türk diğeri Alevi Türk her iki liderde Türk tarihi ve İslam tarihine yön vermiş gerçekten araştırmaya değerdir !!! ​
     
  2. KAFKASKIZI

    KAFKASKIZI süper moderatör Site Yetkilisi Süper Moderatör

    42,288
    1,343
    0


    emeğine ellerine sağlık Zahide'm güzel paylaşımın için teşekkür ederim,
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş