Sırat Köprüsünün ÖNemi Nelerdir, Sırat Köprüsü Niçin Önemli, Sırat Köprüsü Nasıl Geçlir, Sırat Köpr

zahide 16 Şub 2010

  1. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    215,638
    1,964
    38


    Sırat Köprüsünün Önemi Nedir?



    “Sizden hiç biriniz müstesna olmamak üzere ille oraya (cehenneme) uğrayacaktır. Bu, Rabb'inin üzerine kat’i olarak aldığı, kaza ettiği (bir şey) dir. Sonra takvaya erenleri kurtaracağız, zalimleri ise orada diz üstü düşmüş bir halde bırakacağız.” (Meryem; 71-72) Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur: “Cehennem üzerine Sırat Köprüsü kurulur. Bu köprüden, ümmetiyle ilk geçecek olan peygamber benim. O gün peygamberlerden başkası konuşamaz. Peygamberler de: “Allah’ım ümmetime selamet ver, sen onları koru!” diye dua ederler. Cehennemde demir çengeller vardır. Seden ağacının dikenine benzerler. Yalnız bunlar çok büyüktürler. Büyüklük derecelerini yalnız Allah bilir. Herkesi isyanına göre cehenneme çekerler. Onlardan bir kısmı ameline göre helak olur, yok olur, ateşte erir. Bir kısmı hardal tanesi kadar kalır ve sonra kurtulur.” (Buhari, Müslim)
    Sırat Köprüsü, mahşer gününde cehennem üzerine kurulan köprüdür. Dünyadaki köprüler sabit ve herkes için aynı olmalarına karşı, ahiretteki bu köprü kişilere ve onların amellerine göre değişkendir. Çünkü o takva sahipleri için en güvenli köprü durumundadır. Fısk ve fücur ehli için ise, hadis-i şerifte ifade edildiği gibi:
    “Kıldan ince ve kılıçtan keskindir.” (Ahmed b. Hanbel, Beyhaki)
    Ateş çukurunun üzerine kurulan bu ince, keskin köprüyü görmek, sonra onun üstünden geçmek zorunda kalmak, inkarcı ve günahkarlara binlerce ölümden beter olan korkuları bir arada yaşatır. Bu korkularda boşa gider. Çünkü, bu insanlar köprünün değişik yerlerinden yuvarlanıp cehenneme düşerler. Veya cehennemden çıkan katran gibi siyah bir kelle, kuşun yemini kapması gibi bu insanları tek tek ağzına alıp cehenneme indirir. Ya da zebaniler çengel atıp onları baş aşağı çekerler.
    İbn Mes’ud (R.A)’dan rivayetle Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur: Allah evvelkileri ve sonrakileri, (yani bütün insanları) o belirtilmiş gündeki -kıyamet günündeki- duruşma için toplar. Kırk sene ayakta, gözleri hayret ve dehşetle bakar oldukları halde haklarında verilecek hükmü beklerler. Allah-u Zülcelal, bulutların arasında arşdan kürsiyle tecelli eder, sonra bir görevli melek şöyle seslenir: “Ey insanlar! Sizi yaratan, size rızık veren, kendisine ibadet etmenizi ve hiçbir şeyi ortak koşmamanızı emreden Rabbinizin, herbirinizi dünyada iken kulluk ettiği şeye kavuşturmasına razı değil misiniz? Bu Rabbimizin adaleti değil midir?” “Evet!” derler ve her topluluk kulluk ettiği ve dünyada gönlünü bağladığı şeye gider.

    Dünyada taptıkları şeyler kendilerine gösterilir. Bunun üzerine onlardan bir kısmı dünyada iken taptıkları güneşe, bir kısmı aya, bir kısmı taşlardan yapılma putlara ve kulluk ettikleri şeylerin benzerlerine giderler.

    İsa (A.S)'ya tapanlara İsa (A.S)'nın şeytanı; Üzeyr'e tapanlara Üzeyr'in şeytanı gösterilir. Geriye Muhammed (S.A.V) ve onun ümmeti kalır. Onlar için de Rabbü’l Alemin tecelli ederek onlara yaklaşır ve: “Niçin siz de insanların gittiği gibi gitmediniz?” buyurur.
    “Bizim göremediğimiz bir ilahımız var.” derler.
    “Onu görseniz tanır mısınız?”
    “Onunla bizim aramızda alamet (nişan) vardır. Onu görsek tanırız.”
    “O alamet nedir?”
    “Açılacak olan perdedir.” Tam o esnada perde açılır.
    “Bütün müşrik olanlar, gösteriş yapanlar yere kapanırlar. Geride sığır boynuzu gibi, boynuzları olan bir grup kalır, secde etmek isterler fakat yapamazlar. (Gözleri düşkün bir halde kendilerini bir zillet saracaktır.) Halbuki vaktiyle (dünyada) başları selamette iken secdeye çağırılıyorlardı da kabul etmiyorlardı.” (Kalem; 42-43)
    Sonra Allah-u Zülcelal mü'minlere: “Başınızı kaldırın” diye emreder. Başlarını kaldırırlar. Allah amelleri nisbetinde nurlarını verir. Onlardan kimine büyük bir dağ gibi önünde giden; Önünü aydınlatan nuru verilir. Kimine bundan daha küçüğü verilir. Kimine de nuru, hurma ağacı büyüklüğünde, kimine bundan daha küçük... Onların sonuncusuna ayak baş parmağını gösterecek kadar nur verilir. Nuru bir aydınlatır bir söner, önünü aydınlatınca bir adım atar, sönünce durur. Allah-u Zülcelal Hazretleri onları cehennemin yanından geçirir. Hatta cehenneme kılınç ağzı kadar yaklaşırlar.
    Allah-u Teala “geçin” diye emreder. Nurları oranında süratle geçerler. Onlardan kimi göz açıp kapayacak kadar bir zamanda, kimi şimşek gibi, kimi bulut gibi, kimi yıldızların kayması gibi, kimi rüzgâr gibi, kimi atın koşuşu gibi geçerler.
    Kimi de -normal bir insanın- yaya olarak yürüyüşü gibi gider. Nuru ayağını görecek kadar verilen kimse yüzü elleri ve ayakları üzerinde başını ayağına doğru eğer. Bir eli sürüklenir, bir eli -bir yere- takılır. Bir ayak sürüklenir, bir ayak bir yere takılır. Derken yanlarına oradan kurtuluncaya kadar cehennem ateşi dokunur. Güçlükle geçer kurtulunca cehennemin kenarında durup: “Hiç kimseye vermediği nimetleri bana veren Allah-u Zülcelal'e hamdolsun. Cehenneme yaklaşmışken beni kurtardı.” der. Cennet kapısının yanındaki nehre götürülür. Orada yıkanır. Cennettekilerin kokusu ve renkleri ona gelir. Kapının aralığından cennette olanları görünce:
    “Rabbim! Beni cennete koy!” der. Allah Teâlâ:
    “Ben seni cehennemden kurtardım, -şimdi- cenneti mi istiyorsun?”
    “Ya Rabbi! Benimle cehennem arasında bir perde yarat ki, cehennemin sesini işitmeyeyim.” diye yalvarır. -Sonra- cennete girer. Önünde yükselen bir makamı görünce: “Rabbim! Bu makamı bana ver.” der. Hak Teala: “Onu verince başkasını istersin.” buyurur.

    “İzzetine yemin ederim ki, başkasını istemeyeceğim, Ondan daha güzel makam mı var?” der. Orası kendisine verilir, oraya yerleşir. Onun ilerisinde başka bir makam görür ki, önceki gördüğüne nisbetle çok daha üstündür.

    “Rabbim! Bu makamı bana ver.”
    “Onu verince başkasını da istersin.”

    “Kudretine yemin ederim ki, istemem. Oradan daha güzel hangisi var ki?”

    “Niçin sustun?” buyurur.

    “Rabbim! Senden çok şey istedim. Daha fazlasını İstemeye utanıyorum.”

    “Sana dünyanın on misli kadar versem istemez misin, razı olmaz mısın?”

    “Sen kudret sahibisin, benimle alay mı ediyorsun ?”

    “Hayır, gerçek söylüyorum. Ona gücüm yeter. Beni insanlara ulaştır.”
    Orası kendisine verilir. Oraya yerleşir ve susar. Allah-u Zülcelal:
    der. Hak Teala:
    “İnsanların yanlarına git.” buyurur. Cennette hızla yürür, insanlara yaklaşınca ona, İnciden yapılmış yüksek bir köşk gözükür. Hemen secdeye kapanır. Allah-u Zülcelal:

    “Sana ne oluyor? Başını kaldır.” buyurur.

    “Bana Rabbim gözüktü.” der. Kendisine:

    “Orası senin makamlarından, köşklerinden bir tanesidir.” denilir. Sonra bir adama gelince ona secde etmek için hazırlanır. Ona:

    “Dur, -secde etme-” denilir.

    “Senin meleklerden biri olduğunu sanıyorum.”

    “Ben senin hazinedarlarından ve hizmetçilerinden birisiyim. Emrimde bin kahya var.” der.
    Hemen önünden yürür, ona köşkün kapısını açar. Köşk; köşkün tavanları, kapıları, kilitleri ve anahtarları oymalı incidendir. Onun karşısında kırmızı yakutla işlenmiş yeşil cevherden yetmiş kapılı bir köşk görünür. Her kapı, rengarenk pırlantalarla işlenmiş, yeşil cevahirden bir salona çıkar. Oralarda koltuklar, yataklar nadide güzel eşler, hizmetkârlar, güzellerin üzerlerine giydiği yetmiş kat ince elbiselerin altından bacaklarının iliği görünür.

    Kendileri de o kadar güzel olurlar ki, birbirlerine baktıklarında ayna gibi vücutlarından kendilerini görürler. O güzel simalardan bir an gözünü ayırıp tekrar bakınca yetmiş kat daha güzelleşmiş görür. O, dilbere:

    “Gözüme yetmiş kat daha güzelleşmiş görünüyorsun.” der. O da:

    “Sen de benim gözüme yetmiş kat daha güzelleşmiş görünüyorsun.” diye karşılık verir. Kendisine:
    “Karşına bak” denilir. Bakınca:

    “Görebildiğin yüz senelik mesafeye kadar olan herşey senin mülkündür.”

    Bu hadisi dinleyen Hz.Ömer (R.A): “Ey Ka'b! Ümmü Abdin oğlu neler anlatıyor işitiyor musun? Cennet ehlinden en alt makamlarda olana bunlar verilirse, makamı yüce olana neler verilir?” dedi. O da: “Ey Emir'el Mü'minin! Onlara gözlerin görmediği, kulakların işitmediği şeyler verilir.”

    Evet Sırat Köprüsü'nü geçen insanlar için böyle mükafatlar vardır. Bütün insanlar cehennemin üzerine kurulan sırat köprüsünden mutlaka geçecektir. Bu köprünün başı haşr mevkifinde, sonuda geniş bir sahanın bitişiğindedir. Merdivenleri vardır. Onunla cennet kapısına çıkılır. Onun uzunluğu İbn Hacer’in Fethu’l-Bari isimli eserde belirttiğine göre yirmibeşbin senedir.
    denilir. dedi ve hadisi zikretti. (İbn Ebi'd-Dünya, Taberani, Hakim)






    Şeyh Ebu Cafer şöyle anlatmıştır: “Sanki uykuda ben kendimi cehennemnin durak yerleri üzerinde durur gördüm de oradaki büyük korkulara nazar ettim, bu korkular üzerinden nasıl geçileceğini nefsimde düşünür gördüm. Bunun üzerinden arkamdan bir sözcü bana: “Ey Abdullah! Arkandaki yükü bırak ve geç diyordu. Ben o kimseye: “Yüküm nedir?” diye sordum. O kimse bana: “Dünyayı bırak ve geç!” dedi”

    Gerçekten Sırat Köprüsü'nü selametle geçmek isteyen kimse, dünyadan yüz çevirip Allah-u Zülcelal’in razı olacağı şekilde yaşamalıdır. Sırat Köprüsü'nü geçişte insanlar birkaç çeşittir. Kimi cehenneme düşmekten kurtulur, kimi ona düşer. Bunlarında bir kısmı ebediyen kalacaktır. Kafir ve münafıkları gibi…

    Kimi de Allah-u Zülcelal’in uygun gördüğü bir zamana kadar kalır. Sonra ordan çıkar. Bunlar da asi mü’minlerdir. Bunlarda amellerine göre geç veya erken çıkarlar. Kurtulanlardan ileri gelenleri amelleri günahlarından racih olan ve günahlardan salim olanlardır. Bunlar göz çıp kapayıncaya kadar kısa bir zaman içerisinde sırat köprüsünün üzerinden geçeceklerdir. Sonra şiddetli rüzgar gibi geçenler olur, sonra kuşun uçuşu gibi geçenler olur, süratle koşan at gibi geçenler olur. Bir kısmı süratle veya normal yürür geçer. Bir kısmı da emeklemekle üzerinden geçer. Hülasa dünyada doğru yol üzerinde sebat nisbetinde ahiretteki sırat köprürüsünün üzerindeki sebatta o nisbettedir.

    Sırat köprüsünde bu geçişte kafirler cehenneme düşecek ve bu sebeple üzüntü duyacaklardır. Ayrıca mü’minlerin kurtuluşu Allah-u Zülcelal’in ihsan ve keremiyledir. Çünkü o, mü’minlere karşı çok şevkatli ve merhametlidir.

    Dünyada iken, İslam yolunda ayrılmayan kimse Sırat Köprüsü'nü kolaylıkla geçer, oradan geçerken hiçbir engelle karşılaşmaz, hiçbir zahmet çekmez. Hatta Sırat Köprüsü'nü geçtiğinden bile haberi olmaz. Bunlardan haberi olmadığı için: “Sırat köprüsü nerededir, cehennem nerededir?” diye meleklere sorar. Meleklerde: “Sırattan geçtin, cehennemin ateşi imanındaki nur ile söndüğü için onu bilmiyorsun.” diye cevap verirler.

    Kim ki, dünyadan doğru yoldan ayrılır, sapıklığa kapılarak kötü yoldan giderse, ahirette sırat köprüsünden geçerken büyük bir yükün altında ezilir, çeşitli korku ve endişelerle karşılaşarak azaplar ve ızdıraplar içinde kıvranır. Unutmayalım! İnsanın dünyada yaşadığı hayatın her anının hesabını vereceği o büyük gün mutlaka gelecektir.

    O gün Allah'a ve karşılaşacakları bu güne inanmış olanları sırat köprüsünü selametle geçecek ve cennet nimetlerine kavuşacak, inkar edenler ise sırat köprüsünden aşağı düşecek ve cehenneme gireceklerdir. Ayet-i kerimede:
    “Beni zikredin, bende sizi zikredeyim.” (Bakara; 152)
    buyurulmuştur. Bizim O’nu zikretmemiz, dünyadayken O’nun emirlerine itaat edip, salih amelleri işleyip günahlardan kaçınmamızdır. O’nun bizi zikretmesi ise, bu zor yerlerdede imdadımıza gelmesi ve bizlere yardım etmesidir.
    O halde akıllı bir insan gibi nefsine sor; sırat köprüsünden yıldırm hızıyla geçerek Allahın hazırladığı nimetlere mi kavuşmak, yoksa sırat köprüsünden yuvarlanarak, şiddetli azap ve pişmanlığın olduğu cehenne düşmek mi ister. Tabiki nefis güzel olanı. O zaman anlatılanları sadece okumakla kalma, kalp gözüyle görerek yaşa ve o gün için salih amel işleyerek hazırlık yap.
    Çünkü her şeyin üzerinde insanın en büyük kazancı kuşkusuz Allah’ın rızasıdır.

     
  2. KAFKASKIZI

    KAFKASKIZI süper moderatör Site Yetkilisi Süper Moderatör

    58,693
    2,186
    0


    emeğine ellerine sağlık Zahide'm güzel paylaşımın için teşekkür ederim,
     
  3. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    215,638
    1,964
    38


    Teşekkürler sağ olun,
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş