Oğlundan Babasına Ağıt, Astımdan Ölen Babaya Oğlundan Ağıt, Sivas Yıldızeli Ağıtları, Yıldızeli Tat

zahide 5 Nis 2010

Son Konular

  1. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    211,264
    1,909
    38


    Bir evladın babasının ölümü üzerine duyduğu acı ve üzüntüyü dile getirmektedir. 11’li hece ölçüsü ve onun gerektirdiği 6+5 veya 4+4+3 duraklı olarak yazılan şiirde, Türkçenin cümle yapısına uygun, âdeta konuşma dilinden alınma mısralar göze çarpmaktadır. Genellikle yarım kafiye ve rediflerle ahenk sağlanmaya çalışılmıştır. Bazı yerlerde kafiye konusunda teknik aksaklıklar görülmektedir. Kolay olması dolayısıyla şiirde tek ayak kullanılmıştır. Başka hiçbir şiir yazmamış birisi için bütün bunlar, normal olsa gerektir. Şiir, Yıldızeli’nin Tat Köyü’nde ikamet etmekte olan, ilkokul mezunu, 1931 doğumlu İzzet Boyraz tarafından yazılmış ve 1980’li yılların sonunda yine ondan derlenmiştir. Bu şiir de yukarıdaki gibi olup bitenleri ve durumu oluş sırasına göre hikâye etmektedir. Hikâyeye göre İzzet Boyraz’ın babası Ali Osman, astım-bronşit hastasıdır ve yıllarca bu hastalığın derdini çekmektedir. Altı çocuklu bir ailenin en büyüğü olması hasebiyle, babasının hastalığından kaynaklanan bütün sıkıntıları İzzet çekmektedir. Örneğin babasının tedavisi için gerekenleri o yapmak zorundadır, evin ve kardeşlerinin sorumluluğu onun üzerindedir. Fakat herhangi bir iş yapamasa bile babanın henüz sağ olması, sorumluluğun tam olarak onun omuzlarına binmesini engellemektedir. İzzet, yıllarca babasının tedavisi için uğraşır. Onu doktorlara götürür (örneğin Karnik Keşişoğlu’na muayene ettirdiğini belirtir ikinci dörtlükte, ki bu kişi Sivaslı bir Ermeni doktordur. Bugün artık örneği pek görülmeyen birlikte yaşama kültürünün boyutlarını sergileyen önemli bir ipucudur bu aslında.), o dönem insanı hele de köylüsü için olağanüstü bir olay olarak görülen akciğer filmleri çektirir, iğneler, ilaçlar alır. Özellikle kışın bir türlü ısınamayan babası için ahırda seki yaparak onu orada yatırır. Çünkü Anadolu’da eskiden bazı insanlar kışın ısınmak için zaman zaman ahırda yaptıkları sekide oturmaktadır. Yokluğun, yoksulluğun Anadolu insanına buldurduğu, katlanılması zor bir çaredir bu. Fakat bütün bunlar fayda etmez. Bu hastalığa Adana ikliminin iyi geldiği öğrenilir ve babası oraya gitmek ister. Ama şartlar, İzzet’in bunu gerçekleştirmesine izin vermez. Babasının ölümü üzerine gerçekleştiremediği bu isteği, onda bir ukde olarak kalacaktır. Nihayet babası, 1959’da elli altı yaşında vefat eder. O sırada İzzet 28 yaşındadır ve babasının ölümüyle birlikte koca evin, beş kardeşin sorumluluğu omuzlarına biner.

    Ağıtta babanın kaybından doğan acının boyutları, ağıtı yakanın babası için yaptıkları, ölüm anında ve sonrasında yapılan geleneksel uygulamalar, rüyada diş çektirmenin ölüme delalet etmesi gibi bazı inanışlar, yüklenilen sorumluluğun verdiği halet-i ruhiye ayrıntılı bir şekilde gözler önüne serilmektedir:

    Kalem aldım, şiirimi yazarım.
    Şu dünyada ağlayarak gezerim.
    Sen olmazsan bu devrimi bozarım.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    Karnik Keşişoğlu muayne etti.
    Yürüyerek değil, sırtımda gitti.
    Allah’ım genç iken belimi büktü.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    Röntgenciye filimini çektirdim.
    On gün sonra kefenini diktirdim.
    Rüyamda da ben dişimi çektirdim.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    Sivas’tan getirdim çok iyi idi.
    Yanına gelene ’merhaba’ derdi.
    Hepimizi burda küll yetim koydu.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    İğneyi vurduk da ilaç gitmedi.
    Bu dert senden on senedir gitmedi.
    Çok ilaçlar aldım, fayda etmedi.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    Azrail bize pençesini vuruyor.
    Emeler geldi yanında duruyor.
    Uyanır uyanmaz ’Hayriye’ diyor.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    Tarih elli dokuz, bir pazartesi.
    Delindi ciğerim yoktur çaresi.
    Bulunmadı zalim derdin devası.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    Yasin-i şerifi bitiremedim.
    Adana dedin de götüremedim.
    Ben senin keyfini yetiremedim.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    Kapıdan girince İzzet’im derdi.
    Can hulga gelince salâvat verdi.
    Beş gün sonra oğlun Şaban da geldi.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    Ya Rabbi ne yapsan, olur adalet.
    Saat sekiz idi, koptu kıyamet.
    Ahmet, Sevgi, Türkmen kime emanet.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    Yüzüme bakarak eridin gittin.
    Bizi koyup baba, nereye gittin.
    Sayısız iğneye tahammül ettin.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    Ciğerim delindi kimse bilmiyor.
    Kınaman komşular, yüzüm gülmüyor.
    Hısımların yanımıza gelmiyor.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    Akşam olur yalınızca kalırız.
    İflah olmaz yana yana ölürüz.
    Arasak da seni nerde buluruz.
    Aman baba aman, yaktın özümü.

    Yeter İzzet yeter, cahillik etme.
    Babanın yerini sen belli etme.
    Allah’ım muhanete muhtaç etme.
    Sabrımı sen gönder, ağlatma beni.
     
  2. arnavutali

    arnavutali ÜYE

    1,825
    0
    0


    Kalem aldım, şiirimi yazarım.
    Şu dünyada ağlayarak gezerim.

    Sen olmazsan bu devrimi bozarım.
    Aman baba aman, yaktın özümü.
    EMEĞİNE YÜREĞİNE SAĞLIK ZAHİDEM HARİKASIN[​IMG]
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş