NİŞASTA BAZLI ŞEKER DEDİKLERİ (NBŞ), Şeker çeşitleri, Şekerler hakkında bilgiler, Sekerle ilgili yaz

M.Kemal Bektaş 25 Şub 2018



  1. NBŞ : NİŞASTA BAZLI ŞEKER DEDİKLERİ (NBŞ)


    “NBŞ… Şeker değil şekerimsi! Şekerimsi değil, bilim insanlarına göre ‘zehir'!”



    Nişasta bazlı şekerden bahsediyoruz.

    Gazozdan çikolataya dek pek çok üründe kullanılan mısır şurubunun kronik hastalıkları salgına dönüştürdüğü ve kanser, kalp, siroz, diyabet gibi çok sayıda hastalığa neden olduğu için Fransa, Hollanda ve İngiltere’de yasaklandı. En büyük üretici olan ABD’de de üretim kotası yüzde 10’dan yüzde 2’ye düşürülürken, Türkiye’de yüzde yüzde 10’dan 15’e çıkarıldı.

    Şeker denilince daha çok "çay şekeri" veya "beyaz şeker" anlaşılmaktadır. Bunun nedeni çok yaygın kullanılmasıdır. Kimyasal adı "sakkaroz" dur ve Türkiye'de şeker pancarından elde edildiği için "pancar şekeri" diye de adlandırılmaktadır. Pancar şekeri ya da sakkaroz, daha düşük moleküllü iki farklı şekerden (glukoz + fruktoz → sakkaroz + su) oluşmaktadır. Yiyecek ve içeceklerdeki sakaroz sindirim öncesi bu iki şekere ayrışmaktadır.

    Marketlerde satılmayan ama birçok gıdanın üretiminde tek başına veya sakarozla birlikte kullanılan bir şeker daha vardır. Buna, mısırdan elde edildiği için "mısır şekeri", koyu kıvamlı olduğu için de "mısır şurubu" veya "yüksek fruktozlu mısır şurubu" ya da kısaca "fruktoz şurubu" da denilmektedir.

    Yüksek fruktozlu mısır şurubu (YFMŞ) mısır nişastasından enzimatik hidroliz ile üretilen, sakkaroza alternatif sıvı bir tatlandırıcıdır. YSMŞ sakarozdan daha ucuzdur ve bazı gıdalara arzu edilen özellikleri kazandırmaktadır. Bu nedenle de gazlı ve meyveli içecekler, çikolata, kek, şekerleme, reçel, marmelat ve jöle gibi birçok işlenmiş üründe yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

    Özellikle, uzun süre YFMŞ bakımından zengin diyetle beslenme şişmanlık, kardiyovasküler hastalıklar ve diğer metabolik sendromların riskini artırabilmektedir.

    İlk olarak, nişastanın asit ile hidroliz edilerek tatlı bir madde elde edilmesi 1811 yılına dayanmaktadır. Daha sonra 1831 yılında bu yeni teknolojiyi kullanarak günlük 115 litre şurup üretimi yapabilen bir Amerikan şurup işletmesi kurulmuştur (BeMiller and Whistler 2009). 1970’lere kadar çok düşük miktarlarda üretilen nişasta bazlı tatlandırıcıların 1976 yılından sonra üretim miktarları önemli derecede artmıştır. 2000’li yıllarda ABD’de yüksek fruktozlu mısır şurubu (YFMŞ) üretimi 8,5 milyon ton ile şeker sektöründeki pazar payını % 45’in üzerine çıkarmıştır (Toprak 2007). Yüksek fruktozlu mısır şurubu üretimine bakıldığında, üretimde kullanılan hammaddenin bolluğu ve gelişmiş üretim teknolojisinden dolayı ABD’nin ilk sırayı aldığı görülmektedir. Üretim miktarı bakımından ABD’yi Japonya, Kanada ve Avrupa birliği ülkeleri takip etmektedir (Thomas 1985). 2006 yılı itibarı ile dünyada yüksek fruktozlu mısır şurubu üretimi yaklaşık 12.5 milyon ton iken, ülkemizde 2010 yılı itibarı ile 400 bin ton civarındadır.

    Avrupa Birliği ülkelerinde nişasta bazlı şeker için ortalama %2’lik kota bulunurken, şeker pancarından şeker üretiminde birinci ve ikinci sırayı paylaşan ülkelerden Fransa’da bu oran %0.42, Almanya’da ise %0.89’dur. Türkiye’de ise 2001 yılında çıkarılan Şeker Yasası ile nişasta bazlı şeker kotası %10 olarak belirlenmiş ve Bakanlar kuruluna bu miktarı %50 artırma ve azaltma yetkisi verilmiştir. Bakanlar Kurulu da bu yetkiye dayanarak nişasta bazlı şeker kotasını derhal %50 artırarak %15’e çıkarmıştır. Bir taraftan, tarımsal alanlarımızın da oldukça uygun olduğu ve yeterli fabrikanın bulunduğu şekerpancarından şeker üretiminin kısıtlanması, diğer taraftan dışarıdan güvenirliği tam olarak tespit edilmeden ithal edilen mısırdan üretilen nişasta bazlı şeker kotasının artırılması oldukça manidardır. Her konuda gelişmiş ülkelerden rakamlar vererek durumu değerlendiren yetkililerimizin neden böyle bir karar aldıkları merak konusudur.

    1970’den 1990’yılına kadar yüksek fruktozlu mısır şurubu tüketimi % 1000’den daha fazla artmış ve günümüzde kullanılan toplam tatlandırıcılar içinde yaklaşık % 40’lık bir paya sahip olmuştur (Ross et al., 2009; Bocarsly et al., 2010). Doğal olarak, yüksek fruktozlu mısır şurubu kullanımdaki bu artışa tüketilen sakaroz miktarındaki azalış eşlik etmiştir. Yüksek fruktozlu mısır şurubunun sakaroza göre daha fazla kullanılmasının ve tercih edilmesinin başlıca nedeni ekonomik olarak daha hesaplı ve fonksiyonel olarak daha üstün özelliklere sahip olmasıdır.

    Günümüzde kullandığımız gıdaların % 40’ından fazlasında YFMŞ bulunabilmektedir (LeBlanc et al., 2009). Temel kullanım alanları gazlı içecekler başta olmak üzere tüm tatlandırılmış hazır içecekler, çikolata, kek, şekerleme türleri, reçel marmelat ve diğer jöle türü yiyeceklerdir. Tadını fruktozdan alan yiyecek ve içecekler doyma hissini geciktirmekte, daha çok tüketilmesine neden olmakta ve ikinci acıkma hissini öne çekmektedir (Korkmaz 2008).

    Yüksek fruktozlu mısır şurubu genelde mısır nişastasının, kimyasal ve enzimatik hidroliz teknikleri kullanılarak sıvılaştırma, parçalama ve izomerizasyon aşamaları ile üretilmektedir (Parker et al., 2010). Üretimde mısır nişastasını basit şekerler olan glikoz ve fruktoza dönüştürmek için üç farklı enzim kullanılmaktadır (Ruız-Matute et al., 2010). İlk olarak alfa amilaz enzimi vasıtasıyla uygun ortamda nişasta granülleri hidrolize edilerek dekstrin zincirlerine parçalanır. Daha sonra glukoamilaz enzimi ile dekstrin zincirleri bireysel dekstrin moleküllerine ve en son glikoz, izomeraz enzimi ile fruktoza dönüştürülmektedir (Poyrazoğlu 2007). Hidroliz işleminde asit de kullanılabilmektedir (Parrish 2010). Kompleks bir damıtma ve kombine prosesten sonra farklı fruktoz içerikli (%42, %55 ve %90) şuruplar elde edilmektedir. İlk olarak dekstrozun enzimler ile izomerleştirilmesi sonucunda %42’lik früktoz şurubu üretilmektedir. Daha sonra bu şurup früktozu tutan kolonlardan geçirilerek %90’lık yüksek früktozlu şurup ve tekrar %42’lik şurup ile karıştırılarak %55 früktozlu mısır şerbeti elde edilmektedir. Ayrıca bu şuruptan kristalizasyon işlemi ile kristalize früktoz da üretilebilmektedir (Özcan 2009). Genellikle, doğal tadın korunmasının ve orta seviyede bir tatlılığın arzu edildiği gıdalar ile konservelerde %42’lik; alkolsüz içecekler, dondurma ve tatlılarda %55’lik ve çok az bir tatlandırıcı ile yüksek şeker tadının istendiği gıdalarda %90’lık früktoz şurubu kullanılmaktadır.

    İki önemli şeker grubu vardır. Bunlar glikoz, fruktoz ve galaktoz gibi basit şekerleden oluşan monosakkaritler ve sakaroz gibi iki monosakkaritin glikozidik bağlanması ile oluşan disakkaritlerdir. Yüksek fruktozlu mısır şurubu bakımından incelendiğinde fruktoz ve sakaroz üzerinde durulması gerekmektedir. Bileşim olarak bakıldığında, sakaroz 50:50 oranında glikoz ve fruktozdan oluşmakta ve elde edildiği bitkilerde aynı yapı ile doğal olarak bulunmaktadır. Fruktoz da basit şeker olarak yine özellikle de meyvelerde doğal olarak bulunan bir şekerdir. Ancak durum, yüksek fruktozlu mısır şurubundaki fruktoz bakımından değerlendirildiğinde, nişastanın temel yapısını oluşturan glikozun çeşitli yöntemler ile fruktoza dönüştürüldüğü görülmektedir. Dolayısıyla, yüksek fruktozlu mısır şurubundaki fruktozun modifiye bir şeker olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü elde edildiği nişastada fruktoz doğal olarak yapıda bulunan bir şeker değildir.

    Fruktozun sindirimi, absorpsiyonu ve metabolizması glikozdan farklıdır (Elliott et al., 2002). Fruktoz, glikoz transporterler (GLUT 5) ile bağırsaklardan absorbe edilme kte ve daha sonra GLUT 2 aracılığı ile kan damarlarına difüze olmaktadır. Glikozun aksine, bağırsaklardan fruktozun absorpsiyonu ATP hidrolizini gerektirmez ve sodyum absorpsiyonundan bağımsızdır. Bu da karaciğer tarafından aşırı fruktoz alımı ile sonuçlanmaktadır (Rizkalla 2010). Fruktoz metabolizması karaciğerde gerçekleşmektedir. İnce bağırsakta absorbe edildikten sonra karaciğere taşınan fruktoz burada fruktokinaz enzimi tarafından fosforilasyona uğratılarak fruktoz-1-fosfata dönüşmektedir. Daha sonra, fruktoz-1-fosfat aldolaz B tarafından gliseraldehit ve dihidroksiasetonfosfata ayrılmakta ve bu iki molekül de gliseraldehit-3-fosfata dönüşebilmektedir. Glikokinaz tarafından glikozun foforilasyonu karaciğerdeki glikoz metebolizmasında oran belirleyici birinci adım, forfofruktokinaz ise ikinci adımdır (Bizeau and Pagliassotti 2005). Fruktozdan fruktoz-1- fosfatın oluşum basamağı, hız kısıtlayıcı fosfofruktokinaz enziminden bağımsızdır. Böylece, fruktoz fosfofruktokinaz üretimini inhibe etmek için sitrat ve ATP den gelen engelleyici sinyallerin olduğu kontrol noktasını pas geçmektedir. Bu farklı metabolizma, glikoza göre daha hızlı bir şekilde, fruktozu karaciğerde lipogenesis için gliserol-3-fosfat ve asetil-CoA kaynağı haline getirmektedir (Emad 2009). Fruktoz karaciğerde karbonhidrat metebolizmasını önemli derecede etkilemektedir. Vücuda alınan glikoza az miktarlarda fruktoz eklenmesi insanlarda karaciğerde glikojen sentezsini artırmakta ve Tip 2 diyabetli kişilerde glisemik yanıtı azaltmaktadır. Fakat YFMŞ gibi kaynaklardan aşırı miktarda fruktoz alındığı zaman problemler çıkmaktadır. Böylece aşırı fruktoz, olumsuz sağlık etkileri olan, karaciğerde lipgenezis için hazır bir karbon kaynağı oluşturmaktadır. Hücre içine glikoz girişi insülin bağımlı Glut-4 transport sistemi iledir. Oysa fruktozun hücreye girişi bağımsız bir Glut-5 insulin pathway iledir (Parker et al., 2010). Glikoz alımı, leptin salınımını artıran insulin salınımını etkilediği için doyum hissine katkıda bulunmaktadır. Fruktoz ise insülin salınımını etkilememektedir. Böylece, aşırı fruktoz alımı düşük bir insülin konsantrasyonuna sebep olmakta bu da leptin seviyesinin düşük olmasına yol açmaktadır. Leptin bir anlamda iştahı kontrol eden bir doygunluk hormonudur. İnsanlarda leptin seviyesinin düşük olması kilo alma ve şişmanlık ile ilgilidir (Parker et al., 2010). Fruktoz bakımından durum böyleyken, kan glikoz, insülin, leptin ve ghrelin seviyeleri bakımından YFMŞ ve sakkaroz arasında önemli farklılıkların bulunmadığı bildirilmektedir (Melanson et al. 2008). Çünkü % 42 ve 55’lik YFMŞ bileşim olarak sakkaroza çok benzemektedir. Bu nedenle, % 100 fruktozun metebolik etkileri ile YFMŞ’nun (özellikle % 42 ve 55 fruktoz içeren) metebolik etkilerini her zaman aynı varsaymak doğru değildir (Williams 2010). Fruktoz metabolizmasının bir diğer önemli özelliği ürik asit seviyesini yükseltme yeteneğidir. Pek çok araştırmada, özelikle yüksek kan basıncına sahip hastalarda, fruktoz tüketiminden sonra plazma ürik asit seviyesinde artış olduğu bildirilmektedir. Artan ürik asit seviyesi koroner hastalıklarda bir risk faktörü olabilmektedir (Pietro et al. 2006). Ürik asit, fruktoz tarafından etkilenen, nükleotid metabolizmasının bir ürünüdür. Ayrıca, karbonlanmış içeceklerdeki YFMŞ, hiperürisemiaya sebep olan reaktif dikarbonillerin önemli bir kaynağıdır (Lo et al., 2008). Dolayısıyla, son yıllarda gut hastalığındaki artışta YFMŞ içeren ürünlerin aşırı tüketilmesinin de payı olduğu söylenmektedir (Arromdee et al. 2002).



    Uzmanlar, içeriğinde fruktoz olan mısır şurubu ile yapılan gıdaların, kronik hastalıkları salgına dönüştürdüğü, kanser, kalp, siroz, diyabet gibi çok sayıda hastalığa neden olduğunu vurguladı. Başta aspartam olmak üzere nişasta bazlı şeker ve çoğunluğunu çocukların tükettiği şekerleme, bisküvi, çikolatalar ile pek çok gıda ürününde kullanılmaktadır.

    Sakın ben mısır şurubu tüketmiyorum demeyin. İçtiğiniz kolada, meyve suyunda, gazozda, yediğiniz çikolatada, tatlıda, kekte, pastada dondurmada kısacası yüzlerce üründe bu mısırdan elde edilen şeker kullanılıyor.

    Tüm dünya ülkelerinde sağlığa zararlı gerekçesiyle yasaklanan tatlandırıcılar, her yıl yüzde 50 oranında kota artışıyla ülkemize sokuluyor. Siklamat adı altındaki yapay tatlandırıcıların ise kanser yapıcı etkisi bilimsel olarak kanıtlandığından Amerika ve İngiltere başta olmak üzere çok sayıda ülkede kullanımı yasak. AB müktesebatına göre uyum çerçevesinde Türkiye bu gidişle çok yakın zamanda bir tatlandırıcı istilasına uğrayacak. Türkiye’de çikolatadan, meşrubata kadar hemen her üründe nişasta bazlı şeker kullanımı gün geçtikçe artış göstermektedir.

    Yediğimiz içtiğimiz neredeyse tüm ürünlerde yer alan nişasta bazlı şekerin üretiminin kotası Türkiye’de 2001'de çıkarılan Şeker Yasası ile yüzde 10 olarak belirlendi. Bakanlığın her yıl bu kotayı yüzde 50 oranında arttırma yetkisi var.





    Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubunun Şağlık Üzerine Etkileri :

    Yüksek fruktozlu mısır şurubu, daha ekonomik ve ürün kalitesi bakımından daha fonksiyonel olduğu için, özellikle 1980’den sonra, işlenmiş gıdalarda önemli derecede sakarozun yerini almaya başlamıştır. Buna paralel olarak da insanların günlük tükettiği fruktoz miktarı önemli derecede artmıştır. Örneğin ABD’de, günlük fruktoz tüketim miktarının çocuklarda yaklaşık 55 g ve gençlerde 73 g olduğu bildirilmektedir (Vos et al. 2008). İlk başlarda fazla üzerinde durulmazken, özellikle son yıllarda hemen bütün tatlı gıdaların bileşimine giren bu tatlandırıcının sağlık üzerine etkisi sorgulanmaya başlanmış ve bu konuda yapılan araştırmaların sayısı artmıştır. Yapılan araştırmalarda, yüksek fruktozlu mısır şurubunun ve aşırı fruktoz tüketiminin daha ziyade şişmanlık, koroner hastalıklar, olumsuz metebolik değişimler, plazma trigliserit seviyesinin artması ve hepatik insülin direnci gibi insan sağlığını olumsuz etkileyen faktörlerle ilişkisi belirlenmeye çalışılmıştır (Tappy et al. 2010). Yüksek fruktoz içeren bir diyetin, çeşitli patolojik değişiklikler, oksidatif stres, glikoz intolerans, insülin direnci, tip 2 diyabet, şişmanlık, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıklara neden olduğu, hatta zararlı etkisinin beyne kadar gidebildiği bildirilmektedir (Ross et al., 2009).
     


  2. Halk sağlığı ile ilgili YFMŞ kullanımı hakkında üç büyük endişe bulunmaktadır. Bunlardan ilki: şişmanlık, kardiyovasküler hastalıklar ve diğer metebolik sendromlardaki muhtemel rolüdür. İkincisi: üretimi süresince YFMŞ’nin civa kontaminasyonudur. Üçüncüsü: koloni bozukluğuna olan muhtemel katkısından dolayı bal arılarına olan toksititesidir. Bocarsly ve ark. (2010) tarafından yapılan çalışmada, belli sürelerde farelere YFMŞ ve sakaroz verilmiş ve farelerin vücut ağırlığı, yağ ve trigliserit üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırma sonucunda zengin YFMŞ ile beslenen farelerin anormal ağırlık artışı, yüksek trigliserit seviyesi ve yağ birikimi gösterdikleri belirtilmiştir. Bu nedenle, YFMŞ’nin aşırı tüketiminin obesitede önemli bir faktör olduğu vurgulanmıştır. YFMŞ ve fruktoz obesiteye sebep olabilmektedir. Ancak tek başına bu tatlandırıcıları obesiteden sorumlu tutmak bu ürünlere haksızlık olur. Şişman olanlar ihtiyaçlarından fazla olacak şekilde aşırı yağ, protein ve şeker içeren kaynaklardan kalori almaktadırlar. Harcamayı aşan enerji alımı, pek çok bireyde enerji dengesizliğine neden olmaktadır. Ayrıca şişmanlık pek çok genetik ve çevresel faktör tarafından da etkilenmektedir (Rizkalla 2010). YFMŞ ile ilgili önemli bir sorun da, özellikle ABD’de yapılan üretimlerde, iz miktarlarda olan civa kontaminasyonudur. YFMŞ üretiminde kullanılan kostik soda (NaOH) genellikle civa hücreleri kullanan klor-alkali işletmelerde üretilmektedir. Civa kuvvetli bir norolojik toksindir. ABD’de yapılan bir araştırmada, incelenen 20 YFMŞ’unun 9’unda 0.065 ile 0.570 μg/g YFMŞ oranında civa saptanmıştır. Günlük yaklaşık olarak bir insanın 50 g YFMŞ tükettiği düşünülürse, insan vücuduna bu yolla önemli miktarda civa girdiğini göstermektedir. Bu özellikle çocuklarda daha tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır. Fruktoz, glikoz ve sakaroz için glisemik indeks değerleri sırasıyla 19±2, 99±3 ve 68±5’dir. Glisemik indeks, spesifik bir karbonhidratın alımından 2 saat sonraki serum glikoz seviyesinin glikoz gibi benzer miktarda karbonhidrat alımından sonraki seviyesine oranı olarak tanımlanmaktadır. Glikozun aksine, fruktoz pankreatik β hücrelerinden insülin salgılanmasını uyarmamaktadır (Melanson et al. 2008; Angelopoulos et al. 2009). Saf fruktoz plazma glikoz yada insülin seviyesini artırmazken, YFMŞ, yapısında bulunan glikozdan dolayı, plazma glikoz ve insülinini artırmaktadır. YFMŞ birtakım avantajlarından dolayı arıları beslemede de kullanılabilmektedir. Ancak, YFMŞ ile beslenen kolonilerde ölümlerin ve yapılan şurup analizlerinde hidroksimetilfurfural seviyesinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. YFMŞ üretiminde kullanılan asit ile hidroliz işleminin buna neden olduğu düşünülmektedir. YFMŞ’nun yüksek sıcaklık gibi uygun olmayan depolamaya tabi tutulması da, YFMŞ’nun fruktoz içeriği ve pH’sından dolayı, hidroksimetilfurfural oluşumuna neden olmaktadır (Ruız-Matute et al. 2010). % 55 fruktoz içeren YFMŞ’nun 40 ve 50 ˚C’de 36 gün depolama sonrasında 20 ppm olan hidroksimetilfurfural seviyesinin 70 ve 2404 ppm’e kadar çıktığı tespit edilmiştir (LeBlanc et al. 2009). Dolayısıyla gıdalarda tatlandırıcı olarak kullanılan YFMŞ’unun depolama şartları çok iyi kontrol edilmelidir. Yapılan bir araştırmada (Ruız-matute et al. 2010), arılar YFMŞ ile beslenmiş ve bu arılardan elde edilen balların karbonhidrat kompozisyonu üzerine etkisi araştırılmıştır. YFMŞ ile beslenen arılardan elde dilden balların sakaroz şurubu verilenler ve hiç şurup verilmeyenlerden oldukça farklı olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla YFMŞ’nin arıların beslenmesinde kullanılmasının hem arılar hem de arılardan elde edilen balların yapısı üzerine etkili olduğu ve bu yönü ile de sağlığa zararlı olduğunu söylemek mümkündür. Zira son yıllarda meydana gelen ve sebebi tam olarak bilinemeyen toplu arı ölümlerinin bu yönü ile de incelenmesi büyük önem arz etmektedir. Yine yapılan çalışmalarda, özellikle kızartılmış gıdalarda, akrilamid oluşumu ile fruktoz ve glikoz miktarı arasında pozitif korelasyon bulunurken, sakaroz miktarı ile akrilamid oluşumu arasındaki ilişki önemsiz düzeyde çıkmıştır. Bu nedenle, ısıl işleme tabi tutulan gıdalarda tatlandırıcı olarak daha ziyade sakkarozun tercih edilmesi bu anlamda önemli görülmektedir. Fruktoz glikozdan 7 kat daha hızlı kahverengileşmektedir. Bu da hem protein kalitesinin düşmesine hem de vucutta protein toksititesine neden olmaktadır. Çünkü aşırı kahverengileşme, aminoasit kaybına neden olmakta ve protein sindirilebilirliğini düşürmektedir. Maillard ürünleri, aminoasit metebolizması ve çinko gibi besin elementlerinin alımını engellediği gibi, ileri maillard ürünleri mutajenik ve karsinojenik etkiye sahip olabilmektedir (Dills 1993). Vücuda alınan glikozun fazlası daha sonra enerji olarak kullanılmak üzere glikojen olarak depolanmaktadır. Oysa vücuda alınan aşırı fruktozun fazlası yağa dönüştürülmektedir. Dolayısıyla, özellikle fruktoz içeriği yüksek olan YFMŞ ile katkılanmış gıdaların aşırı tüketiminin önemli derecede şişmanlık nedeni olduğu ortaya çıkmaktadır (Ruediger 2010). Günlük diyette, bal ve meyvelerden, doğal olarak alınan serbest fruktoz enerji alımının bir kısmını oluşturmaktadır. Böyle meyve ve bal ile alınan fruktoz, YFMŞ’undan alınan fruktoz ile aynı olumsuz metebolik etkiye sahip olmamaktadır. Çünkü kimyasal olarak aynı yapıya sahip olsalar da, YFMŞ’undaki fruktoz ile meyve ve balda doğal olarak bulunan fruktoz aynı değildir (Tappy et al. 2010). YFMŞ’undaki fruktoz serbest iken, meyvelerde doğal olarak bulunan fruktoz diğer şekerlere bağlıdır ve lifli maddeler, yağ asitleri, vitaminler ve mineralleri içeren kompleks bir yapının parçasıdır. Meyvelerdeki fruktozun çoğu L-fruktoz formuda iken YFMŞ’unda farklı bir izomer olan D-fruktoz formunda bulunmaktadır. Bu nedenle, YFMŞ’undaki fruktoz kreps siklusunda enerji üretiminden ziyade karaciğerde trigliserit ve vücut yağına dönüşmektedir (Morell and Nagel 2009). YFMŞ’nun sağlık üzerine etkisini belirlemek üzere insanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda, kısa vadeli sürelerde YFMŞ tüketiminin genellikle sakarozdan farklı sonuçlara sebep olmadığı bildirilirken (Melanson et al. 2007) uzun süreli YFMŞ tüketiminin belirtilen riskler bakımından daha önemli olduğu belirtilmektedir (Rizkalla 2010). Bu makalede konu yüksek fruktozlu mısır şurubu olduğu için YFMŞ ve fruktoz üzerinde durulmuştur. Yoksa bileşim olarak bakıldığında, sakaroz da yarı yarıya glikoz ve fruktozdan oluşmaktadır. Dolayısıyla aşırı sakaroz tüketimi yine aşırı fruktoz alımına neden olacağı için fruktozun muhtemel riskleri aşırı sakaroz tüketiminde de ortaya çıkabilmektedir (Akhavan and Anderson 2007). Gelişmiş ülkelere bakıldığında hem YFMŞ üretim kotalarının düşük tutulması hem de fruktozca zengin içeceklere artık ciddi kısıtlamalar getirilmesi, fruktoz ve YFMŞ’nun insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri olduğunu ortaya koyan araştırmaların ciddiye alındığının bir göstergesidir. Ülkemizde ise özellikle YFMŞ üretimi bakımından tam tersi bir politika izlenmesi, piyasada YFMŞ içeren ürün çeşidini dolayısıyla günlük diyette alınan miktarı aşırı derecede artırmaktadır. Ülkemizde bir an önce nişasta bazlı tatlandırıcı üretim kotası Avrupa Birliği Ülkeleri düzeyine düşürülmeli ve şu an da atıl kapasite ile çalışan şeker pancarı işleyen şeker fabrikalarının kotaları tekrar artırılmalıdır.


    Bakalım uzmanlarımız NBŞ hakkında ne diyor:

    Kenan Demirkol (Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr.): Fruktoz şişmanlığa, şişmanlık da başta kalp damar hastalığından kaynaklı inmeye ve birçok kronik hastalığa yol açıyor. Türkiye’de denetim yok. Piyasada kayıt dışı fruktoz var. Etiketlerde fruktoz oranları belirtilmiyor.

    Dr. Yavuz Dizdar (İstanbul Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü):



    Nişasta bazlı şeker insan metabolizmasıyla uyumlu değil. Mısır şurubu elde edilen mısırın da GDO’lu mısır olma olasılığı yüksektir. Mısır şurubundan elde edilen yüksek fruktoz içerikli şeker, iç organlarda ve karın içinde yağlanmanın en önemli nedenlerinden birisidir. Yağlanma sonucu oluşan metabolik sendromla siroz, karaciğer kanseri, karaciğer rezeksiyonu (karaciğerin bir kısmının ameliyatla alınması) ve transplantasyonu gereken hasta sayısı da artmaktadır. Alkolik olmayan insanlarda da karaciğer yağlanması sık görülür oldu. Bu yağlanmayla diyabet ve kanser gelişmesi olasılığı artmakta.

    NBŞ’nin zararları Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından belgelenmiş durumda. Sağlık Bakanlığı, kamuoyunda ciddi tartışma konusu olan nişasta bazlı şekerlerle ilgili Bilim Kurulu’nu 8 yıl sonra yeniden topladı. Her biri alanında uzman 12 bilim adamından oluşan Bilim Kurulu, nişasta bazlı şekerlerin insan vücuduna olan etkilerini bilimsel araştırmalar ışığında yeniden değerlendirdi. Dünyadaki gelişmeleri de inceleyen Bilim Kurulu, nişasta bazlı şekerlerin zararları ile ilgili çarpıcı sonuçlara ulaştı.

    Nişasta bazlı şekerlerin insan vücuduna olumsuz etkilerine yönelik kararlar, Bilim Kurulu’ndaki 12 bilim adamının oy birliği ile alındı. Nişasta bazlı şekerin zararları saymakla bitirilemezken, Bilim Kurulu neslin korunması için gerekli önlemlerin alınmasını istedi.



    Özetle YFMŞ’nin Üstünlükleri:

    -YFMŞ sakarozdan daha ucuzdur (YFMŞ’nun libresi 32 sent iken sakarozun 52 sentdir).

    -Fruktoz içeriği yüksek olan YFMŞ sakkarozdan daha tatlıdır.

    -YFMŞ sakkarozdan daha iyi çözünebilmektedir.

    -Sakkaroza göre stabilitesi daha yüksek ve belli şartlarda kristalizasyonu daha düşüktür.

    - YFMŞ sıvı formdadır bu da taşınmasını ve kullanılmasını daha kolay kılmaktadır.

    -YFMŞ asidik karakterli olduğu için koruyucu etkiye sahiptir. Dolayısıyla kullanıldığı formülasyonlarda diğer prezervatiflerin kullanım oranlarını düşürebilmektedir.

    -YFMŞ, tadı maskelemeden tatlandırma özelligine sahip olduğu için aromalı gıdalarda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır

    -Ürününlerin lezzet ve tüketim kalitesini artırmaktadır (Nigar 2005; Parker et al., 2010).
    Özetle YFMŞ’nin Olumsuz Yönleri:

    -YFMŞ, özellikle fruktoz içeriği fazla olan şuruplar daha az insülin salgılanmasına neden olduğu için doyma hissini etkilemektedir.

    -Ayrıca insülin salgısının düşük olması şekerin kanda uzun süre yüksek miktarlarda kalmasına neden olmaktadır.

    -Früktoz fazlası hızla trigliseride çevrilmekte ve yağ dokusunda depolanmaktadır. Bu da şişmanlık ve beraberinde birçok olumsuzluğa neden olmaktadır.

    -YFMŞ’da depolama şartlarının uygun olmaması durumunda önemli derecede hidroksimetilfurfural oluşabilmektedir.

    -YFMŞ’nun genetiği değiştirilmiş mısırdan üretilmesi, genetiği değiştirilmiş ürünlerden duyulan endişeleri bu ürüne de taşımaktadır.

    -Ürününlerin lezzet ve tüketim kalitesini artırdığı için aşırı gıda tüketimi ve buna bağlı sağlık risklerini ortaya çıkarmaktadır.

    -Fiyatının sakaroza göre ucuz olması piyasada haksız rekabete yol açmaktadır.

    NBŞ Zaten AB kotasının 3 katı üstünde :

    Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, hali hazırda AB ortalamasının yaklaşık 3 katında kota verilen NBŞ üretimi kotasını daha da arttırılmasının pancar şekeri sanayi ve pancar üreticilerini olumsuz yönde etkileyeceğini belirtti.

    “Şekerpancarı tarımı ve şeker üretimi milyonlarca kişinin geçim kaynağı. Şeker sanayi, hayvancılık ve yem girdisi başta olmak üzere şekerpancarı Türkiye’nin stratejik ürünlerinden.



    Şeker pancarı 12 yılda 2,5 milyon ton daraldı :
    “Tüm güçleri ile şekerpancarından yapılan şekerin yerini glikoz, izoglikoz ve fruktoz şurubuna bıraktırmak isteyen lobiler var güçleriyle çalışıyor. Burada amaç, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi.

    "Şeker pancarında son 10-12 yıl içerisinde yaşanan 2,5 milyon tonluk üretim daralmasının hayvancılığa yansıması, 6,5 milyon ton yaş pancar küspesi ve 900 bin ton melasın kullanılamaması şeklinde oldu.

    "Ülkemizde pancar çiftçisinden esirgenen kaynaklar AB`nin pancar, ABD ve Arjantin`in mısır üreticilerine ve çokuluslu agro-sanayi tekellerine aktarılacak.”

    Güngör, kota arttırımından vazgeçilerek AB seviyesine indirilmesini şeker pancarı tarımının desteklenmesi gerektiğini ifade etti.



     


  3. NBŞ Früktoz miktarı yüksek, şişmanlatıyor
    Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Hatun, mısırdan üretilen nişasta bazlı şekerin diğer şekerlere oranla şişmanlığı artırdığını ve karaciğerde yağlanmaya neden olduğunu belirtti.

    “Mısır bazlı şekerin en önemli özelliği sıvı ve ucuz olması. Kristalize olmuyor. Bu yüzden içecek sektörü ve besin sektöründe daha çok kullanıyor. Fruktoz miktarı diğer şekerlere göre daha yüksek. En önemli sorun diğer şekerlerden farklı olarak karaciğere girerken insülin hormonuna ihtiyaç duymuyor ve karaciğere daha fazla giriyor.

    "Yani hem şişmanlığa neden oluyor hem de karaciğerde yağlanmaya. Özellikle Amerika’daki obezitenin (şişmanlık) fruktozdan kaynaklı olduğunu iddia ediyorlar. Orada çok ciddi bir fruktoz karşıtı hareket var. Kansere etki etmesi konusunda da tartışmalar var ancak bu konuda kanıtlar henüz zayıf. Tabii şunu da asla unutmamak lazım, fruktoz dışındaki diğer şekerler de masum değil ve şişmanlığa neden oluyor. Hükümetin nişasta bazlı şeker üretimi kotasını arttırmasında tabii ki besin endüstrisinin baskısı etkili oldu. Çünkü çok ucuz bir şeker." (NV)



    NBŞ KOTASI ABD’Lİ ŞİRKETLERİN TEKELİNDE :

    Türkiye’de nişasta bazlı şekerlere tanınan yüzde 10 kotanın yüzde 82’si ABD’nin küresel şirketi Cargill ve Amylum tarafından kullanılıyor.

    NBŞ YEME DAVRANIŞINI BOZUYOR :


    Beyindeki tokluk duygusunu algılayacak glukoz sensörleri bulunmaktadır. Früktoz için söz konusu olmayan bu durum yeme davranışını bozabilmektedir.



    NBŞ SİGARADAN FARKI YOK ! :

    Tarihi raporda nişasta bazlı şekerlerin zararları saymakla bitirilemedi. Nişasta bazlı şekerlerin içinde bulunan fruktozun insan metabolizmasında anarşiye neden olduğu, sindirilmeden kana karıştığı için karaciğerde yağlanmaya neden olduğu, insülin salgılatmadığı için tokluk hissi hormonunu uyarmadığı ve aşırı yemeye neden olduğuna dikkat çekilen raporda, NBŞ ürünlerinde tüketilen yüksek fruktozun obeziteye kapı araladığına vurgu yapıldı.

    NBŞ İLE İLGİLİ BİLİMSEL KANITLAR ARTIYOR :

    Kolan ve meme kanserleri başta olmak üzere çeşitli kanser türlerinin de obeziteyle bağlantılı olduğu ve fruktozun gut hastalığı riskini de artırdığına dikkat çekilen tarihi raporda, fruktoz metabolizmasının farklı olması nedeni ile insülin direnci, obezite ve şeker hastalığına yol açacağı yönündeki bilimsel kanıtlar arttığı özellikle vurgulandı.



    NBŞ’DE CIVA TEHLİKESİ ! :

    Nişasta bazlı şekerlerdeki en büyük tehlikelerden birisinin de cıva konusu olduğunu belirten Bilim Kurulu, bu konudaki yayınlara dikkat çekerek, NBŞ ürünlerinin üretim aşamasında olası cıva ve karbonil bileşiklerinin izlenimi ve denetiminin artırılmasını istedi.



    VATANDAŞIN HANGİ ŞEKERİ TÜKETTİĞİNİ BİLMESİ GEREKİYOR :

    Nişasta bazlı şekerlerdeki en önemli uyarı da etiket konusunda geldi. Halkın tükettiği gıdalarda hangi şekerin kullanıldığının bilinmesi için ‘NBŞ Şekerinin’ etiketlere açıkça yazılmasını öneren Bilim Kurulu, bu konuda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı göreve davet etti. Toplumda şeker konusundaki bilinçlendirmenin önemine işaret eden Bilim Kurulu, sağlıklı beslenme kültürünün tesisi için Sağlık Bakanlığı’nın kontrolünde ilgili tüm sektörlerle ve kamu kuruluşlarıyla işbirliği yapılmasını istedi.

    CARGİLL LOBİSİNİN İDDİALARI ÇÜRÜTÜLDÜ :

    Bilindiği üzere kamuoyunda nişasta bazlı şekerlerin zararlarına yönelik uzmanların uyarıları artmasına rağmen, Cargill lobisi, NBŞ’nin pancar şekeri ile eşdeğer olduğu hatta bal kadar doğal olduğunu iddia ediyordu. Bilim Kurulu’nun bu raporu tarihi bir belge niteliği taşırken, Cargill lobisinin de bütün iddialarını çürüttü.



    TARİHİ RAPORDA ŞOK UYARILAR :

    “Fruktoz glikozdan daha tatlıdır; bu nedenle başta çocuklar tarafından tüketilmesi ve damak tadının şekerli ürünlere doğrultusunda gelişmesi daha kolay olmaktadır.



    NBŞ SİNDİRİLMEDEN KANA KARIŞIYOR :

    NBŞ de yer alan früktoz ve glukoz monomer halindedir (glikoz ve fruktoz bağları serbesttir) bu nedenle çok hızlı bir şekilde kana geçer. Halbuki sukrozdaki (çay şekerinde) glukoz ve früktoz disakkarit yani bağlıdır. Emilmek üzere monomer haline geçebilmesi için sindirime uğraması gerekir.

    METOBOLİZMADA ANARŞİYE NEDEN OLUYOR :

    NBŞ kullanılan ürünlerinde yüksek fruktoz vardır. Halbuki sağlıklı beslenme önerilerinde günlük enerjinin yüzde 45-60 oranında karbonhidrat içeriği ve bunun da yüzde 15-20’sinin früktozdan gelmesi yer almaktadır. NBŞ ürünlerle aşırı miktarda früktoz alınmakta bu durumda metabolizmada anarşiye yol açmaktadır.



    YAĞLANMAYA NEDEN OLUYOR :

    Fruktozun glikozdan karaciğer içindeki metabolizması farklıdır. Fruktoz katabolizması glikozdan hızlıdır. Hızla glikolize olur, yağ asitine çevrilir.



    NBŞ AŞIRI YEMEYE NEDEN OLUYOR :

    İnsülin salgılanması ve tokluk duygusu veren hormonlar üzerindeki etkileri yönünden bir farklılık vardır. Fruktoz insülin salgılatmaz. Oysa glikoz metabolizmasında insülin salgılanır. İnsülin tokluk hormonu leptini uyarır, açlık hormonu grelin ise azalır. Aşırı yeme olmaz.



    GUT HASTALIĞI RİSKİNİ ARTIRIYOR :

    Fruktoz glikozdan farklı olarak ürik asit artışına neden olur ve gut nefriti riski artar.Çeşitli kanser türleri (kolon kanserleri, kadınlarda meme kanserleri gibi) obezite artışı nedeni ile artmaktadır.



    TÜRKİYE’DE OBEZİTE ARTIYOR :

    Ülkemizde 15 yaş üzeri yetişkinlerde obezite yüzde 32, fazla kilolu yüzde 34.8, diyabet prevalansı yüzde 12,1’i bulmuş olup çocuklarda obezite 7-8 yaşta yüzde 9.9, fazla kilo yüzde 14.6, orta okul çocuklarında yüzde 12.4 şişmanlık ve fazla kilo yüzde 21 bulunmuştur.



    BİLİMSEL KANITLAR ARTIYOR :



    NBŞ fruktoz metabolizmasının farklı olması nedeni ile insülin direnci, obezite ve şeker hastalığına yol açacağı yönündeki bilimsel kanıtlar artmaktadır.





     


  4. [​IMG]
     


  5. Bu şekeri üreten kimler var önce ona bakalım :

    Nişasta bazlı şeker üreten beş şirket var:

    Cargill (ABD), Amylum (İngiliz Tate & Lyle PLC ve ABD'li ADM), PNS Pendik Nişasta (Cargill – Ülker ortaklığı), Tat Nişasta ve Sunar Mısır Entegre.





    Bu şekeri üretimini yasaklayanlar kimler var ona da bakalım:

    Kronik hastalıkları salgına dönüştüren nişasta bazlı şeker/mısır şurubu Fransa, Hollanda, Avusturya, İrlanda, İsveç, Yunanistan, Portekiz, Slovenya, Danimarka ve İngiltere'de yasak.

    ABD Gıda ve İlaç İdaresi, 2008'de obeziteyi (itibarıyla kanseri) tetiklediğini belirterek yüzde 10'luk kotayı yüzde 8'e düşürdü.

    ABD’ DE GDO’LU ÜRÜNLERİN ETİKETLENMESİNE DAİR GELİŞMELER

    29 Temmuz 2016 tarihinde, 1946 yılında çıkarılmış bulunan Tarım Ürünleri Pazarlama Kanunu’nda değişiklik yapan kanun Obama tarafından imzalanmış, değişiklik ile GDO içeren ürünlerin etiketlerinde GDO beyanının bulunması, federal bazda zorunlu kılınmıştır. Buna göre bu kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren en geç iki yıl içinde Tarım Bakanlığı’nın “Genetiği Değiştirilmiş Bileşen İçeren Gıdaların Beyanı İçin Zorunlu Standart” hazırlaması hükme bağlanmıştır. 2018 Temmuz itibariyle standardın Bakanlıkça hazır hâle getirilmesi beklenmektedir.

    DOĞAL OLMAYAN ŞEKER ÖMRÜ KISALTIYOR

    Kamuoyunda NBŞ olarak bilinen nişasta bazlı şekerler (glukoz fruktoz vb.) son dö- nemlerde bilinçsiz olarak yaygınlaşmaya başladı. Bu da tartışmaları beraberinde getirdi. Günümüzde satışa sunulan hemen her tatlı yiyecek ve içeceğin içinde tatlandırıcı olarak normal şeker yerine mısır şurubu kullanılıyor. Utah Üniversitesi, doğal şeker olan pancar yerine mısırdan elde edilen nişasta bazlı şeker kullanılmasının (NBŞ) yaşam süresini kısalttığını tespit etti. Aynı araştırmada NBŞ’nin kısırlığı artırdığı da görüldü. Dişi fareler üzerinde yapılan denemelere göre, mısır şurupları ile beslenen farelerin sofra şekeri (sakaroz) ile beslenen farelere göre yaşam sürelerinin 1,87 kat kısaldığı ve üretkenliklerinin azaldığı belirlendi.



    Türkiye’de Artan Diyabet Sıklığının Nedeni Fruktozlu Mısır Şurubu Mu?

    Fruktozlu mısır şurubu kullanılan ülkelerde diyabet sıklığı yüzde 20 daha yüksek. Global Public Health dergisinde yeni yayımlanan bir çalışmaya göre, dünya genelinde yüksek fruktozlu mısır şurubu (YFMŞ) kullanılmasının tip 2 diyabet epidemisinde önemli bir risk faktörü olduğu açıklandı. Buna göre, gıda üretiminde YFMŞ kullanan ülkelerde kullanmayan ülkelere göre yüzde 20 daha yüksek diyabet sıklı- ğı mevcut. Çalışmada ayrıca toplam şeker tüketimi ve obezite düzeyinden bağımsız olarak YFMŞ’nin ‘diyabet sıklığının anlamlı olarak artırdığı’ saptandı. “Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu ve Diyabet Sıklığı: Global Bir Perspektif” isimli çalışma kendi alanında bir ilk olmanın ötesinde dünya genelinde ciddiyeti giderek artan önemli bir sorunu gözler önüne serdi. Güney Kaliforniya ve Oxford Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan çok merkezli bu çalışmada, dünya genelinde YFMŞ kullanılmasının tip 2 diyabet epidemisinde önemli bir risk faktörü olduğu konusunda önemli verilere ulaşıldı.



    Ülkemizdeki NBŞ Nişasta bazlı şeker hakkındaki gerçeklere bakalım:

    Resmi rakamlara göre, Türkiye'de 265 bin ton mısır şurubu üretimi yapılıyordu. Geçen yıl nişasta bazlı şeker kotası 312 bin 500 tona çıkarıldı. Kısacası ülkemizde yüzde 10 olan kotayı yüzde 15'e çıkarıldı.

    Oysa. Bu rakam…

    Almanya'da 56 bin ton…

    İspanya'da 53 bin ton…

    İtalya'da 32 bin ton…

    Avrupa'da kişi başına nişasta bazlı şeker tüketimi 1-1.5 kilo… Ülkemizde ise 6 kilo civarında!

    Bunu nereden biliyoruz:

    2006 yılında 30 bin 506 kilo olan mısır ithali, 2015 yılında 1.7 milyon tona yükseldi

    İthal eden şirketler kim? Başta Cargill olmak üzere nişasta bazlı şeker üretenler!

    Nişasta bazlı şeker üreten şirketler arasında A kotası üretim kapasitelerine göre, başı tabii ki Cargill çekiyor. İkinci sırada Amylum var. Üçüncü sırada yine Cargill ortaklığı olan PNS bulunuyor.

    Sadece nişasta bazlı şeker mi?

    Ya yüksek yoğunluklu tatlandırıcılar?

    2001 yılında 23 bin 647 ton olan (büyük çoğunluğu aspartam) yüksek yoğunluklu tatlandırıcı ithalatı…

    2015 yılında 350 bin tona ulaştı!

    Bunun yüzde 70'ini Çin'den alıyoruz! (Ne kadar sağlıklı bir düşünmek gerek !)



    Sürekli bizi düşünen Orta doğuyu başımıza bela eden PYD ve PKK ya kol kanat geren ABD, nişasta bazlı şekere pazarı açmak için bize diyor ki …

    “Sizin şeker pancarının maliyeti pahalı. Biz nişasta bazlı şekere kol-kanat gereceğiz!”

    Bu sebeple…

    1998 yılında 500 bin 951 hektar olan şeker pancarı dikim alanı,

    2015 yılında 272 bin 990 hektara düştü.



    1998 yılında 22 milyon ton olan şeker pancarı üretimi,

    2015 yılında 15.8 milyon tona geriledi.



    Çiftçi sayısı, 450 binden, 120 bine düştü.

    Nasıl düşmesin?



    Ülkemize 2015 yılında yaklaşık 170 bin ton şeker ithal ettik. Yetmedi… 2016 yılında da gene şeker ithal ettik. Ayrıca…

    8 Nisan 2016 tarihinde sıfır gümrük tarifesi kararı alındı! Bunun anlamı açıktı : Pancar üreticilerini zarar ettirerek üretimi bırakmalarını zorlamaya devam etmek!

    özel sektör fabrikaları ile pazarlama şirketleri stoklarında tüketime hazır 498 bin 858 ton şeker vardı. Yani…


    ŞEKER PANCARININ FAYDALARI:

    Şeker pancarı çok uzun zamandır insanlara deva olmakta, eski çağlardan beri birçok farklı hastalığın şifasında kullanılmakta olan doğal bir kaynak olarak karşımıza çıkar. Bir sebze bu kadar faydalı ve bu kadar derde deva nasıl olabilir diye merak eden kişilerin bu sebzenin içinde yer alan maddelere bir göz atması gerekir. Şeker pancarının içerisinde oldukça fazla miktarda protein, karbonhidrat, diyet lifleri ve yağ bulunur. Diğer yandan K, E, C ve A vitaminleri, tiamin, pridoksin, riboflavin, tiamin ve nisain vitaminleri de bulunur.

    Fazla miktarda kalsiyum emilimini engellemekte olan ve buna rağmen doku ve eklem etrafında yer alan birikimler sayesinde artritin de önüne geçer şeker pancarı aynı zamanda suyunun içerisinde yer alan alkalin sayesinde bu birikintilerin önüne geçilmesine de büyük oranda katkı sağlamış olur.

    Dünyaca ünlü Time Dergisi, en sağlıklı 50 besini açıkladı. ‘Truly Healthy Family Cookbook’ kitabının yazarı diyetisyen Tina Ruggiero’ya sorularak hazırlanan listede, sağlıklı yaşam için tüketilmesi gereken gıdalar sıralandı.

    Bu gıdalar içerisinde şeker pancarı da yerini aldı. Şeker pancarının faydaları insan sağlığı üzerinde oldukça fazladır. Peki ıspanakgilller familyasından olan şeker pancarının faydaları neler?
    En önemli özelliği doğal şeker üretiminde kullanılmasıdır. Sinir hücrelerine direk etki yaptığından sakinleştirici etkisi vardır.
    Karaciğerin fonksiyonlarını sağlıklı bir şekilde yerine getirmesine yardımcı olur. Böbreğin sağlıklı çalışmasına faydası vardır.
    Mideyi ve sindirim sistemini hareketlendirerek düzene sokmaktadır. Mide ağrılarına ve ekşimelerine iyi gelir.

    Hipertansiyon hastaları için faydalıdır. Çünkü tansiyonu düşürücü etkisi vardır. Kolesterolü düşürmede yardımcıdır. Kalbe İyi Gelir. Kan Damarlarının Genişlemesini Sağlar:

    İnsan vücudunun beyinle birlikte en önemli organı olan kalp, insanlar için vazgeçilmez bir organ olarak karşımıza çıkar. Hayatımızın merkezinde yer alan ve biz her zaman duymasak dahi atmaya devam eden kalbe mutlak surette iyi bakmamız gerekir. Şeker pancarı da işte bu noktada devreye girer. Şeker pancarı yiyerek kalp sağlığınızı da güçlendirmeniz mümkün olur. Bu bitkinin aynı amanda kan şekerini, tansiyonu ve kalp hastalıkları düzenleme konusunda da vazgeçilmez faydaları bulunur.

    Şeker pancarı tüketerek kan damarlarınızın genişlemesini ve böylelikle de kan akış hızını arttırmanız mümkün olur. Ayrıca bu bitkinin damar sertliğine karşı da iyi geldiği biliniyor Pancarın aynı zamanda damar hastalıkları arasında yer alan varis için de oldukça büyük bir öneme sahip olduğunu bilmek gerekir.

    Suyunun içilmesi kanser hastalığına iyi gelmektedir. Kansere Karşı Direnç Sağlar:
    Kanser hastalıklarının sebeplerinin en başında yer alan durum serbest radikaller olsa da bunun dışında da meydana gelmekte olan birçok farklı kanser vakası bulunur. Şeker pancarının sahip olduğu anti kanser özellikler sayesinde bünyenin direncini arttırarak birçok farklı hastalığın da önüne geçilmesini sağlar. Şeker pancarının içeriğinde yer alan anti kanserojen bitkisel besinler ile birlikte birçok farklı kanser çeşidine karşı durabildiği t tespit edilmiş bulunuyor. Öyle ki kanser olma olasılığı yüksek olan ve artık kanser olmasına ramak kalmış olan kişilerin şeker pancarı yemesi halinde bu hastalığın önüne geçmesi ve bu noktada sizler yardımcı olması da mümkün oluyor. Yapılan çeşitli bilimsel araştırmalara göre aynı zamanda çoklu organ tümörünün de önüne geçtiği tespit edilen şeker pancarı kullanılarak yapılmakta olan ilaç sayesinde meme, pankreas ve prostat kanserlerinin tedavisinde de kullanıldığı bilinir.


    Diyabete Yardımcı Olur:

    Şeker pancarının içinde yer alan lipoik asit, glikoz seviyesinin düşmesinde rol oynar. Şeker pancarının insüline karşı duyarlılığı arttırmakta olan bir tür antioksidan olduğu da bilinenler arasında yer alır. Şeker pancarının sahip olduğu bu özellik sayesinde diyabet dalgalanmalarının önüne geçilmesinde yardımcı olur.


    Kansızlığa çare olduğu bilim adamlarınca tespit edilmiştir:

    Şeker pancarı çok uzun zamandır insanlara deva olmakta, eski çağlardan beri birçok farklı hastalığın şifasında kullanılmakta olan doğal bir kaynak olarak karşımıza çıkar. Bir sebze bu kadar faydalı ve bu kadar derde deva nasıl olabilir diye merak eden kişilerin bu sebzenin içinde yer alan maddelere bir göz atması gerekir. Şeker pancarının içerisinde oldukça fazla miktarda protein, karbonhidrat, diyet lifleri ve yağ bulunur. Diğer yandan K, E, C ve A vitaminleri, tiamin, pridoksin, riboflavin, tiamin ve nisain vitaminleri de bulunur.

    Fazla miktarda kalsiyum emilimini engellemekte olan ve buna rağmen doku ve eklem etrafında yer alan birikimler sayesinde artritin de önüne geçer şeker pancarı aynı zamanda suyunun içerisinde yer alan alkalin sayesinde bu birikintilerin önüne geçilmesine de büyük oranda katkı sağlamış olur.

    Demans Hastalığına Birebirdir :
    Demans hastalığı yaşın ilerlemesi ile birlikte kendini gösteren bir tür unutkanlık hastalığı olarak bilinir. Alzheimer başta üzere birçok unutkanlık ve bunama hastalığı demans başlığı altında yer alır. Demans hastalığının ilerlemesi halinde hastaların normal hayatında rutin bir şekilde yaptıkları işleri dahi yapamadıkları görülür. Şeker pancarının ise bu konuda sizlere yardımcı olduğu düşünülür. Bir üniversite tarafından bu konuda yapılmış olan bir çalışmanın sonucunda ham şeker pancarı suyunun tüketilmesi halinde beyne giden oksijende bir artış görüldüğü tespit edilmiş bulunuyor. Bu araştırmadan yola çıkarak şeker pancarı suyunun Demans hastalığına karşı oldukça iyi bir fayda sağlaması olur.


    Sağlık Verir
    Diğer yandan şeker pancarının birçok farklı faydası daha bulunur. Örneğin hem saç hem de cilt sağlığına iyi gelen şeker pancarının solunum yolu hastalıklarında da etkiye sahip olduğu bilinir. Bunun için şeker pancarı suyu da içmeniz mümkün. Şeker pancarı tüketerek artrit probleminizde sahip olduğunuz acıları da giderebilmeniz mümkün olur. Şeker pancarı aynı zamanda göz sağlığına da iyi gelir. Diğer bitkiler göre daha fazla oksijen açığa çıkartan şeker pancarı o çevrede yaşayan insanların bu şekilde de korumuş olur. Şeker pancarının aynı zamanda sindirim ve mide sistemini düzene soktuğu, vereme karşı vücudu koruduğu, idrar söktürücü bir etkiye sahip olduğu ve böbrek sağlığını da koruma altına aldığı söylemekte fayda var.

    Şeker Pancarı Nasıl Kullanılır?
    Sofralarımıza gelen şekerin üretiminde kullanılan malzemlerden birisi de şeker pancarı olarak karşımıza çıkar. Şekerin yemeklerimize, tatlılarımıza ve içeceklerimize geliş öyküsü esasında birden fazla aşamayı da bünyesinde barındırır. Bir kilogram kadar şeker üretiminde 900 gram ağırlığında olan 9 adet şeker pancarının kullanılması gerekir.

    Şeker pancarı aynı zamanda birçok farklı yemek yapımında da kullanılır. Birbirinden farklı yemek tariflerini kullanarak şeker pancarından çeşitli şekillerde yararlanabilirsiniz. Diğer yandan şeker pancarın suyunu elde ederek de tüketmeniz mümkün olur.

    Şeker pancarından aynı zamanda tatlı da yapılır. Bununla birlikte şeker pancarının çeşitli ilaçların yapımında da kullanıldığı ve böylelikle kanser önleyici etkisinden faydalanıldığı bilinir. Şeker pancarı küspesinden hayvan yemi yapıldığı içi hayvancılığa da katkı sağlar. Diğer yandan silah geliştirme, otomobil ve ilaç alanlarında etil alkole duyulan ihtiyacı şeker pancarı kullanarak karşılamak da mümkün olur.
     



  6. PANCAR ŞEKERİ NBŞ GİBİ KİMYASAL İŞLEME GEREK DUYMAZ

    Annelerimiz eski gelenektendir, meyveleri kaynattığında ondan pekmez üretirler, re- çel üretirler. Karışıma limon sıksalar da doğallığı bozulmazdı. Çünkü limon da doğal bir üründür. Kimyasal işleme gerek duymaz. Bugüne kadar herhangi bir annenin mı- sırı kaynattığında ondan şeker ürettiğine dair haberlere hiç rastlanmamıştır. Aksi halde o anne bir mucizeyi gerçekleştirmiş olurdu. Bu anne, mısır doğal bir gıda maddesi iken onun kimyasını bozarak ancak yüksek fruktozlu mısır şurubu üretebilir. Şeker üretemez. Bu da zaten doğal şekerin yerini almaz. Oysa ki pancar şekeri böyle bir işleme gerek duymaz. Fabrikaya nasıl doğal haliyle girmişse özünü sonuna kadar korur. İşin gerçeği de burada yatmaktadır.,


     


  7. Şimdi birde değiştirilen şeker kanununa bakalım:



    ŞEKER KANUNU




    Kanun Numarası : 4634
    Kabul Tarihi : 04/04/2001
    Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 19/4/2001, Sayı : 24378
    Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5, Cilt : 40





    BİRİNCİ BÖLÜM
    Amaç ve Tanımlar




    Amaç
    MADDE 1. – Bu Kanunun amacı, yurt içi talebin yurt içi üretimle karşılanmasına ve gerektiğinde ihracata yönelik olarak Türkiye’de şeker rejimini, şeker üretimindeki usul ve esaslar ile fiyatlandırma, pazarlama şart ve yöntemlerini düzenlemektir.

    Tanımlar
    MADDE 2. – Bu Kanunun uygulanmasında;
    a) Bakanlık : Sanayi ve Ticaret Bakanlığını,
    b) Müsteşarlık : Dış Ticaret Müsteşarlığını,
    c) Kurum : Şeker Kurumunu,
    d) Kurul : Şeker Kurulunu,
    e) Şeker : Beyaz şeker (standart, rafine küp ve kristal şeker), yarı beyaz şeker, rafine şeker, ham şeker ve kahverengi şeker olarak sınıflandırılan, pancar veya kamıştan üretilen kristallendirilmiş sakaroz ile nişasta kökenli izoglukoz, likid ya da kurutulmuş halde glukoz şurubu, sakaroz veya invert şeker veya her ikisinin karışımının suda çözünmesinden meydana gelen şeker çözeltisi ve invert şeker şurubu ile inülin şurubunu,
    f) Pazarlama yılı : 1 Eylül ile 31 Ağustos tarihleri arasındaki dönemi,
    g) A kotası : Yurt içi talebe göre üretilen ve pazarlama yılı içinde iç pazara verilebilen şeker miktarını,
    h) B kotası : A kotasının belli bir oranına tekabül eden ve güvenlik payı için bulundurulmak üzere üretilen şeker miktarını,
    ı) C şekeri : A ve B kotaları dışında üretilen ve yurt içinde pazarlanamayan şeker ile işlenmek üzere ihraç kaydıyla temin edilen ham ve beyaz şekeri,
    j) Şeker fabrikası : Şekeri girdi olarak kullanan işletmeler hariç olmak üzere (e) bendinde tanımlanan ürünler ile ham şekeri işleyerek şeker üreten işletmeyi,
    k) Şirket : Bir veya birden fazla sayıda şeker fabrikasını bünyesinde bulunduran ve/veya işleten tüzel kişiliği,
    l) Hammadde : Şeker üretiminde kullanılan ana girdiyi,
    m) İşlenmiş ürün : İşleme suretiyle şekeri girdi olarak bünyesine alan mamul maddeyi,
    n) İmalatçı-ihracatçı : İşlenmiş ürünü üreten ve ihraç eden firmayı,
    o) Depolama primi : Şekerin üreticiden tüketiciye istikrarlı bir fiyat ile düzenli olarak ulaşmasını sağlamak üzere depolama masraflarını karşılamak için yapılacak ödemeleri,
    p) Depolama kesintisi : Şekerin üreticiden tüketiciye istikrarlı bir fiyat ile düzenli olarak ulaşmasını sağlamak üzere satış zamanlarından kaynaklanan tüm masrafları dengelemek amacıyla şeker satış miktarları üzerinden yapılacak kesintileri,
    ifade eder.


    İKİNCİ BÖLÜM
    Kota ve Fiyat Tespiti ile Şeker Ticareti





    Kotalar ve kotaların tespiti
    MADDE 3.- Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacıyla pazarlanacak şeker miktarı, sakaroz kökenli ve diğer şekerler için ayrı ayrı olmak üzere şeker türlerine göre, gerektiğinde dönemsel olarak kotalar ile belirlenir. Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplam A kotası, ülke toplam A kotasının % 10'unu geçemez. Bakanlar Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü alarak % 50'sine kadar artırmaya, % 50'sine kadar eksiltmeye yetkilidir.
    Sakaroz kökenli şekerler dışındaki depolanabilir nitelikte olmayan diğer şekerler için B kotası belirlenmez.
    Şirketlerin A ve B kotaları her yıl en geç 30 Haziran tarihine kadar, yurt içi şeker talebi, fabrikaların işleme ve şeker üretim kapasiteleri gözönünde bulundurularak Kurul tarafından müteakip beşer yıllık dönemler için tespit edilir.
    Kotalar, fabrikaların üretim süreleri ile son üç yıllık ortalama fiili günlük işleme kapasiteleri ve/veya üretim miktarları ve randımanları esas alınmak suretiyle hesaplanır. İlk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki şeker fabrikaları ile bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni almış olan fabrikalar için kota belirlenmesinde nominal üretim verileri esas alınır.
    Yeni fabrika kurulabilmesi ve/veya mevcut fabrikaların kapasitelerini artırabilmeleri için kota temin etmeleri zorunludur. Şirketlere yeni kota tahsisine Kurul yetkilidir.

    Kota iptal ve transferleri
    MADDE 4. – Şirketler haklı bir sebebe dayanmadan iki yıl üst üste kendilerine tahsis edilen kotalardan % 90’ın altında arz sağladıkları takdirde, kota ile arz arasındaki fark kadar kota haklarını Kurulca belirlenecek süre için kaybederler. Şirketler bu süre içinde kaybettikleri kota hakkına karşılık yeni kota sağlayamazlar.
    Şirketlere tahsis edilen kotalar, Kurul tarafından belirlenecek süre içinde kullanılmadığı takdirde iptal edilir.
    Zorunlu hallerde pazarlama yılı içinde kotalar arası şeker transferi yapılır. A kotasının bir kısmı pazarlanamadığı takdirde, pazarlanamayan miktar gelecek yılın A kotasına aktarılır ve bir sonraki yılın A kotası aktarılan miktar kadar düşürülür veya cari pazarlama yılı içinde, şirketlerin talep etmesi durumunda ve Kurulca uygun bulunması halinde pazarlanamayan A kotasının tamamı veya bir kısmı, aynı pazarlama yılı içinde ihraç edilmek kaydıyla C şekerine aktarılabilir.
    Şirketler yapacakları kapasite değişikliklerine göre ve/veya mücbir sebeplerin tespiti durumunda Kurul kararı ile bünyelerindeki fabrikalar arasında kota aktarımı yapabilirler.
    Kotaların tespiti, tahsisi, iptali ve transferleri ile yeni kota tahsisine ilişkin hususlar ve uygulamaya ilişkin denetimler Bakanlık tarafından, Müsteşarlığın görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenir.

    Hammadde ve şeker fiyatları
    MADDE 5. – Şeker pancarı fiyatları her yıl, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler ile üreticiler ve/veya temsilcileri arasında varılan mutabakata göre belirlenir. Buna ilişkin usul ve esaslar, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
    Şeker üretiminde kullanılan diğer hammaddeler ise şirketler tarafından üreticiler ve/veya piyasadan temin edilir. (Ek cümle: RG-13/2/2011-6111/205 md.) Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli hammadde bulamadığı takdirde münavebe esasları dahilinde kendi ekim alanları dışından da Kurumun denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilirler.
    Şeker satış fiyatları, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler tarafından serbestçe belirlenir.

    Şeker ihracat ve ithalatı
    MADDE 6. – Dünya borsa fiyatları, iç fiyatlar, arz talep dengesi, spekülatif etkiler ve diğer ilgili hususlar dikkate alınarak şeker ticaretinde yapılması istenen düzenlemeler konusunda Kurul, Müsteşarlığa görüş bildirir.
    İmalatçı-ihracatçıların dahilde işleme rejimi ve/veya benzer uygulamalar çerçevesinde hammadde veya yardımcı madde olarak kullandıkları yabancı menşeli şeker, C şekeri kapsamında olup, doğrudan veya işlenmiş ürün olarak yurt içinde pazarlanamaz. Bu kapsamda ithal edilecek şeker için Kurul, Müsteşarlığa görüş bildirir.
     


  8. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    Teşkilat






    Şeker Kurumu
    MADDE 7.- Bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatın uygulanmasını sağlamak, uygulamayı denetlemek ve sonuçlandırmak, Kanunda verilen yetkiler çerçevesinde düzenlemeler yapmak ve Kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip Şeker Kurumu kurulmuştur. Kurumun merkezi Ankara'dadır. Kurumun organları, Şeker Kurulu ve hizmet birimlerinden oluşur. Kurum, Şeker Kurulu tarafından yönetilir.
    Kurumun ilişkili olduğu Bakanlık, Sanayi ve Ticaret Bakanlığıdır.

    Şeker Kurulu
    MADDE 8.- Kurul, Kurumun karar organı niteliğinde olup, bu Kanun kapsamındaki konularda her türlü kararları almak ve uygulamak üzere, biri Başkan ve biri Başkanvekili olarak toplam yedi üyeden oluşur.
    Kurul Başkanı, Kurumun da Başkanıdır. Kurumu, idare ve yargı mercilerinde ve üçüncü kişilere karşı Başkan temsil eder. Bu sorumluluk; Kurulun işleri ile ilgili olarak kamuya bilgi verilmesi görevini de kapsar. Başkanvekili, Başkanın yokluğunda Başkanın tüm görevlerini ve yetkilerini üstlenir.
    Bakanlar Kurulu; Bakanlık, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Müsteşarlığın bağlı olduğu Bakanlık, sakaroz kökenli şeker üreten ve sermayesi kamuya ait olan Şirket ile pancar kooperatiflerinin oluşturduğu üst birliğin göstereceği ikişer aday, sakaroz ve nişasta kökenli şeker üreten şirketlerin her grubundan Türkiye'deki fabrikalarından nominal üretim kapasitesinin son üç yıl ortalama üretimi en fazla olan iki şirketin ayrı ayrı önerecekleri ikişer aday arasından birer üye olmak üzere bir Başkan ve altı üye seçer ve atar. Başkanvekilini, Kurul üyeleri kendi aralarından seçer.
    Kurul Başkan ve üyelerine Yüksek Planlama Kurulunca kamu iktisadi teşebbüsleri yönetim kurulu başkan ve üyeleri için belirlenen ücret ödenir.
    Kurul üyeliği görevi; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenen başka iş ve hizmet yasağının kapsamı dışındadır.
    Kurul üyeleri; hukuk, iktisat, mühendislik, işletme, uluslararası ilişkiler, kamu yönetimi veya maliye dallarında yurt içi ya da yurt dışında en az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş (pancar kooperatiflerinin oluşturduğu üst birliği temsil eden üye için bu şart aranmaz), mesleki açıdan yeterli bilgi ve deneyime sahip bulunan ve meslekleri ile ilgili olarak kamu veya özel sektörde en az on yıl çalışmış kişiler arasından seçilir. Üyelerde ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) fıkrasının 1, 4, 5, 6 ve 7 numaralı bentlerinde belirtilen şartlar aranır.
    Kurul üyelerinin görev süresi beş yıldır. Kurula atanan üyelerin, temsil ettikleri kuruluşlardaki görevlerinden ayrılmaları halinde üyelikleri sona erer. Bu nedenle veya diğer herhangi bir nedenle üyelikleri sona erenlerin yerlerine Bakanlar Kurulu tarafından en geç bir ay içinde yeni bir üye seçilir ve bu maddede belirtilen usule göre atamaları yapılır. Bu şekilde atananlar, yerine atandıkları üyelerin sürelerini tamamlar.
    Kurul, Başkanın daveti üzerine ayda iki defadan az olmamak üzere üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır. Kurul, Başkanın daveti veya en az üç üyenin yazılı isteği ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile olağanüstü toplantı yapabilir. Toplantıyı Kurul Başkanı veya yokluğunda Başkanvekili yönetir. Her bir toplantının gündemi toplantıdan önce Başkan ya da yokluğunda Başkanvekili tarafından hazırlanarak Kurul üyelerine bildirilir.
    Kurul Başkan ve üyelerinin toplantılara katılmaları esastır. Kurul üyelerinden mazereti olanların toplantıdan önce mazeretlerini Kurul Başkanına bildirmeleri gerekir. Arka arkaya dört toplantıya veya bir yıl içinde toplam on toplantıya mazeretsiz olarak katılmayan üyeler istifa etmiş sayılırlar. Yerlerine bu maddede belirtilen usullere göre yeni üye atanır.
    Kurul, kararlarını üye tam sayısının salt çoğunluğunun aynı yöndeki oyu ile alır. Kurul üyeleri çekimser oy kullanamazlar.
    Toplantı kararları ilgililere Kurum tarafından duyurulur.

    Kurulun görev ve yetkileri ile denetimi
    MADDE 9.- Kurulun görev ve yetkileri şunlardır:
    a) A ve B kotalarının tespiti, iptal ve transferleri hakkında kararlar alır ve uygular.
    b) Kurum harcamaları ve işlemleri, depolama primi, araştırma geliştirme faaliyetleri ile benzeri idarî giderler için kullanılmak üzere, faaliyetteki şirketlerin cari pazarlama yılına ait, yeni kurulan şirketlerin ise ilk pazarlama yılına ait A kotaları karşılığı şeker miktarının ilgili pazarlama yılı başındaki fabrika satış fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarının binde beşini aşmamak üzere katılım paylarını belirler, bu konuda karar alır ve uygular. Her bir pazarlama yılı için Kurulca hesaplanarak Eylül ayının ilk haftasında şirketlere bildirilecek olan katkı payı tutarının onikide biri Eylül ayından başlamak ve takip eden takvim yılının Ağustos ayında tamamlanmak üzere, her ay sonunu takip eden yedi iş günü içinde Kurum özel hesabına aktarılır. Katılım paylarını yeniden belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.
    c) Şeker için depolama kesintisinin yapılıp yapılmaması, prim ödenip ödenmemesi hususunda karar alır ve uygular. Yurt içi üretim ve pazar işleyişlerinde bu Kanunun amaçlarına uygun olarak düzenleme yapmaya, depolama kesintisini almaya, depolama prim miktarlarını tayin, sarf ve mahsuba ilişkin kararlar alır.
    d) İç fiyat, arz talep dengesi ve spekülatif etkileri dikkate alarak şeker ticaretinde yapılması istenen düzenlemeler konusundaki görüşlerini Müsteşarlığa bildirir.
    e) Bu Kanunda öngörülen idarî para cezalarını uygular.
    f) Sektörle ilgili araştırma-geliştirme faaliyetlerini yönlendirerek organizasyon sağlar ve gerekli olduğu hallerde kaynak tahsis eder.
    g) Bu Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken, gerekli gördüğü her türlü bilgiyi; kamu kurum ve kuruluşları ile piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bunların her türlü birliklerinden isteyebilir. Kurul tarafından istenen bilgiler tam ve doğru olarak, talep edilen süre dahilinde ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından Kurula verilir.
    h) Şirket ve bünyesindeki fabrikalarda, görevleri ile ilgili konularda araştırma ve denetimde bulunabilir. Bu amaçla gerektiğinde ilgili kurum, kuruluş ve kişilerden yararlanabilir.
    ı) Bu Kanunun amaçlarına uygun olarak sektörle ilgili diğer hususlarda kararlar alır ve uygular.
    j) Yurt içinde ve dışında konusu ile ilgili kuruluşlarla işbirliği yapabilir, gerektiğinde bu kuruluşlara üye olabilir.
    (Değişik ikinci fıkra : 23/1/2008 - 5728/489 md.) Kurulun para, evrak ve her çeşit malları devlet malı hükmündedir. Kurulun başkan ve üyeleri ile diğer personeli görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri suçlar ile bunlara karşı işlenen suçlardan dolayı sorumluluk bağlamında Türk Ceza Kanununun uygulamasında kamu görevlisi sayılırlar.
    (Değişik üçüncü fıkra : 23/1/2008 - 5728/489 md.) Kurul üyelerinin, görevlerini yaptıkları sırada öğrendikleri gizli bilgileri açıklamaları halinde, haklarında Türk Ceza Kanununun 258 inci maddesi hükmü uygulanır ve Kuruldaki görevlerine son verilir.Bu kişiler Kurul üyeliğine tekrar seçilemezler.
    Kurul, ticarî sırlar ve gizli rekabet bilgileri de dahil olmak üzere, ticarî açıdan hassas olan her türlü bilginin açıklanmasını engelleyecek usul ve esasları belirlemek ve uygulamakla görevlidir.
    Kuruma ait gelirler, Türkiye'de yerleşik bankalarda açılacak hesaplarda toplanır. Bu hesaplardan Kurul, bu Kanunun amaçlarına uygun olarak harcama yapmaya yetkilidir.
    Kurumun denetimi Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından yapılır.

    Hizmet birimleri
    MADDE 10.- Kurum hizmetlerinin gerektirdiği görevler, hizmet birimleri tarafından yürütülür. Bu Kanuna ekli cetvelde yer alan personel, 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre istihdam edilir. Söz konusu ekli cetvelde yer alan kadrolarda toplam sayı aşılmamak üzere unvan ve statü değişikliği yapmaya, söz konusu sayının altında personel istihdam etmeye Kurul yetkilidir.






    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
    Ceza Hükümleri






    İdarî para cezaları
    MADDE 11. – B kotası şekeri bulundurmayan veya Kurul kararı dışında satan ya da bedelsiz devreden gerçek ve tüzel kişiler hakkında, bulundurmadığı veya elinden çıkardığı şeker miktarının, tespitin yapıldığı tarihteki fabrika satış fiyatı üzerinden hesaplanacak tutar kadar Kurulca idarî para cezası verilir.
    C şekerini Kurul kararı dışında iç piyasada satan veya bedelsiz devredenler hakkında birinci fıkrada öngörülen cezalar uygulanır.
    Kurulun bilgi ve kararı dışında şirketlerin, fabrikaları arasında kota aktarımı yapmaları halinde her biri için ayrı ayrı olmak üzere, aktardıkları şeker miktarının, tespitin yapıldığı tarihteki fabrika satış fiyatı üzerinden hesaplanacak tutar kadar Kurulca idarî para cezası verilir.
    Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak, şirketlerin birbirleri arasında kota aktarımı yapmaları halinde her biri için ayrı ayrı olmak üzere, aktardıkları kota karşılığı şeker miktarının, tespitin yapıldığı tarihteki fabrika satış fiyatı üzerinden hesaplanacak tutar kadar Kurulca idarî para cezası verilir.
    Bu Kanunun amaçlarına aykırı olarak, şirketler tarafından A ve B kotası dışında temin edildiği tespit edilen şekerin doğrudan veya dolaylı olarak iç piyasada satılması veya devredilmesi halinde bu fiili işleyenler hakkında bu maddenin birinci fıkrasında öngörülen cezalar uygulanır.
    Kurul tarafından bilgi isteme veya yerinde inceleme hallerinde; istenen bilgilerin yanlış, eksik veya yanıltıcı olarak verildiğinin saptanması veya hiç bilgi verilmemesi ya da yerinde inceleme imkânının verilmemesi hallerinde, bu fiili işleyen şirketler yedi gün içinde bilgilerin verilmesi ve/veya inceleme imkânının sağlanması için ihtar edilir. Bu süre zarfında bilgilerin verilmemesi ve/veya inceleme imkânının sağlanmaması halinde, şirketlerin Kurulca cari pazarlama yılı için tahsis edilen A kotası miktarının cari pazarlama yılı başındaki fabrika satış fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarının % 3'üne kadar idarî para cezası verilir.
    İdarî para cezalarının verilmesini gerektiren fiillerin tekrarı halinde verilecek para cezası, önceki ceza tutarının iki katı olarak uygulanır.
    (Değişik sekizinci fıkra : 23/1/2008 - 5728/490 md.) Tahsil edilen idarî para cezalarının yüzde onu Kurum özel hesabına aktarılır.
    (Mülga dokuzuncu fıkra : 23/1/2008 - 5728/578 md.)
    (Değişik onuncu fıkra : 2/7/2012 - 6352/65 md.) İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır.
    (Mülga onbirinci fıkra : 23/1/2008 - 5728/578 md.)
     


  9. BEŞİNCİ BÖLÜM
    Çeşitli ve Son Hükümler






    Yönetmelikler
    MADDE 12.- Kurumun yönetim ve temsili, Kurulun çalışma usul ve esasları ile hizmet birimlerinin çalışma usul ve esasları, depolama kesinti ve primi ile ilgili düzenlemeler ve diğer hususlar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren dört ay içinde Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.

    Yürürlükten kaldırılan mevzuat
    MADDE 13. – 22.6.1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanunu ile 10.9.1960 tarihli ve 79 sayılı Millî Korunma Suçlarının Affına, Millî Korunma Teşkilât, Sermaye ve Fon Hesaplarının Tasfiyesine ve Bazı Hükümler İhdasına Dair Kanunun 8 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

    GEÇİCİ MADDE 1. – 6747 sayılı Şeker Kanununa uygun olarak yurt içinde şeker fabrikası kurup işletmek üzere Bakanlar Kurulundan izin alan, ancak henüz üretime geçmeyen gerçek ve tüzel kişilerin kota hakkı saklıdır. Bu hak, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl süre ile geçerlidir. Bu süre içinde kota, hak sahibince başkasına devredilemez.

    GEÇİCİ MADDE 2. – Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, Kurul hammadde ekim dönemini dikkate alarak ilk pazarlama yılını belirler. İlk kota tespiti, bu pazarlama yılı baz alınarak yapılır.

    GEÇİCİ MADDE 3. – İlgili kuruluşlar, kurul üye adaylarını bu Kanunun yürürlüğe girmesini izleyen bir ay içerisinde Bakanlığa bildirirler. Bu süreyi takip eden bir ay içerisinde Kurul Başkan ve üyeleri atanır.

    GEÇİCİ MADDE 4.- Kurul ve hizmet birimlerinin oluşumu tamamlanıncaya kadar bu Kanunda belirtilen iş ve işlemler ile gerekli harcamalar Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.

    GEÇİCİ MADDE 5. – Kurulca belirlenecek ilk pazarlama yılı başında stokunda şeker bulunduran şirketlerin talep etmeleri halinde şeker stoklarının tamamı veya bir kısmı Kurul kararı ile C şekeri kapsamına alınır.

    GEÇİCİ MADDE 6. –
    Şeker Kurulu üyelerinin seçilip atanması ile ilgili 8 inci maddedeki sakaroz kökenli şeker üreten ve sermayesi kamuya ait şirketin önereceği iki aday arasından seçilerek belirlenecek üyelik, özelleştirme suretiyle kamu payının devredilmesi halinde, sakaroz kökenli şeker üreten şirketlerin Türkiye’deki fabrikasından son üç yıl ortalama üretimi en fazla olan ikinci şirkete ait olur.

    GEÇİCİ MADDE 7. – 2001 yılı pancar fiyatı Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.

    GEÇİCİ MADDE 8. – (İptal: Anayasa Mahkemesi'nin 2/5/2008 tarihli ve E.: 2005/68, K.: 2008/102 sayılı Kararı ile.)

    Yürürlük

    MADDE 14. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

    Yürütme
    MADDE 15. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

    (1) SAYILI LİSTE HİZMET BİRİMLERİNDE İSTİHDAM EDİLECEK PERSONELE İLİŞKİN CETVEL


    Unvan

    Adet



    Genel Sekreter

    1



    Genel Sekreter Yardımcısı

    1



    Uzman

    20



    Uzman Yardımcısı

    10



    İdarî Personel

    25



    4634 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE

    Değiştiren Kanun 4634 sayılı Kanunun değişen maddeleri Yürürlüğe giriş tarihi


    5728 9, 11 8/2/2008
    6111 5 25/2/2011
    6352 11 5/7/2012



    Sizlere şeker ile ilgili bütün gerçekleri göz önüne sermeye çalıştım. Bir sonraki yayınımda birlikte olmak dileğimle sağlıklı ve mutlu günler geçirmenizi dilerim.


    Mustafa Kemal Bektaş

    KAYNAKLAR :

    1. 1.Şeker Kanunu 4634 sayılı 04/04/2001 tarihli

    2. 2.Türkiye Şeker Kurumu kotaları http://www.sekerkurumu.gov.tr/kotalar/nisasta-bazli-seker-sirketlerine-tahsis-edilen-kotalar

    3.Milli Gazete 02 Şubat 2018 tarihli gazete http://www.milligazete.com.tr/haber/1496566/zehir-gibi-rapor-tarihi-rapora-milli-gazete-ulasti

    4.Şeker-iş sendikasının Pancar Tarımı Şeker Sektörü ve Nişasta Bazlı Şekerler (NBŞ) Gerçeği-2017

    5.Kafayı Karıştıran Şeker Tartışmaları - Prof. Dr. AZİZ EKŞİ Ankara Üniversitesi Gıda Müh. Bölümü

    6.Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu - Doç. Dr. M. Murat KARAOĞLU Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü,
     
    KAFKASKIZI bunu beğendi.
  10. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    163,380
    1,823
    38


    ellerinize sağlık güzel bir konu sağolun bilgilendirdiğiniz için,
     


  11. Teşekkürler
     
  12. KAFKASKIZI

    KAFKASKIZI süper moderatör Site Yetkilisi Süper Moderatör

    56,296
    2,033
    0


    çok güzel bilgiler emeğine emeğine yüreğine sağlık Mustafa güzel paylaşımın için teşekkür ederim kardeşim,
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş