Kuran-ı Kerim ŞUARÂ Suresi Türkçe Meali ve açıklaması, Suara suresi Melali ve türkce aciklaması, Sua

goktepeli26 11 Haz 2013



  1. إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ



    İnnehu huves semîul alîm(alîmu).



    1. inne-hu : muhakkak ki o

    2. huve : o

    3. es semîu : sem'îdir, en iyi i؛itendir

    4. el alîmu : alîmdir, en iyi bilendir







    İmam İskender Ali Mihr : Muhakkak ki O; O, Sem'î'dir (en iyi i؛ten) Alîm'dir (en iyi bilen).


    Diyanet İ؛leri : ھüphesiz O, hakkıyla i؛itendir, hakkıyla bilendir.


    Abdulbaki Gِlpınarlı : ھüphe yok ki o, her ؛eyi duyar, bilir.


    Adem Uğur : اünkü her ؛eyi i؛iten, her ؛eyi bilen O'dur.


    Ahmed Hulusi : Muhakkak ki O, "Hغ"; Semi'dir, Aliym'dir.


    Ahmet Tekin : Hakk‎yla i‏iten, hakk‎yla bilen O’dur.


    Ahmet Varol : قüphesiz (her ‏eyi hakk‎yla) duyan ve bilen O'dur.


    Ali Bulaç : Hiç ‏üphesiz, O, i‏itendir, bilendir.


    Ali Fikri Yavuz : اünkü her ‏eyi künhü ile i‏itib bilen O’dur.


    Bekir Sadak : (217-22) 0 Senin kalkip namaz kilanlar arasinda bulundugunu goren, guclu ve merhametli olan Allah'a guven. Dogrusu O isitir ve bilir.


    Celal Y‎ld‎r‎m : اünkü gerçekten Allah i‏itendir, bilendir.


    Diyanet ف‏leri (eski) : (217-220) Senin kalk‎p namaz k‎lanlar aras‎nda bulunduًunu gِren, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doًrusu O i‏itir ve bilir.


    Diyanet Vakfi : اünkü her ‏eyi i‏iten, her ‏eyi bilen O'dur.


    Edip Yüksel : اünkü O ف‏itendir, Bilendir.


    Elmal‎l‎ Hamdi Yaz‎r : اünkü o ِyle semi ِyle alîmdir


    Elmal‎l‎ (sadele‏tirilmi‏) : اünkü, her‏eyi i‏iten, her‏eyi bilen O'dur.


    Elmal‎l‎ (sadele‏tirilmi‏ - 2) : اünkü her ‏eyi i‏iten, her ‏eyi bilen O'dur.


    Fizilal-il Kuran : Hiç ku‏kusuz O, her‏eyi i‏itir ve her‏eyi gِrür.


    Gültekin Onan : Hiç ‏üphesiz, O, i‏itendir, bilendir.


    Hasan Basri اantay : اünkü hakk‎yle i‏iden, hakk‎yle bilen bizzat Odur.


    Hayrat Ne‏riyat : قübhesiz ki Semî' (hakk‎yla i‏iten), Alîm (kemâliyle bilen) ancak O’dur.


    فbni Kesir : Muhakkak ki O'dur O; Semi, Alim.


    Muhammed Esed : çünkü her ‏eyi bütün gerçeًiyle bilen (ve dolay‎s‎yla) her ‏eyi i‏iten O'dur!


    ضmer Nasuhi Bilmen : قüphe yok, bihakk‎n i‏itici, kemaliyle bilici O'dur.


    ضmer ضngüt : اünkü O i‏itendir, bilendir.


    قaban Piri‏ : اünkü o i‏itendir, bilendir.


    Suat Y‎ld‎r‎m : (218-220) Sen yolunda kaim olurken, namaza dururken de, O seni elbette gِrüyor. Secde edenler, ibadet edenler aras‎nda dola‏malar‎n‎ da gِrüyor. اünkü her ‏eyi hakk‎yla i‏iten, hakk‎yla bilen O’dur.


    Süleyman Ate‏ : اünkü O, i‏itendir, bilendir.


    Tefhim-ul Kuran : Hiç ‏üphe yok, O, i‏itendir, bilendir.


    ـmit قim‏ek : اünkü O her‏eyi i‏iten, her‏eyi bilendir.


    Ya‏ar Nuri ضztürk : Ku‏kusuz, O'dur iyice bilen, iyice duyan.
     


  2. هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَى مَن تَنَزَّلُ الشَّيَاطِينُ



    Hel unebbiukum alâ men tenezzeluş şeyâtîn(şeyâtînu).



    1. hel : mı

    2. unebbiu-kum : size haber vereyim

    3. alâ men : kimse(ler)e, kişilere

    4. tenezzelu : iner

    5. eş şeyâtînu : şeytanlar







    İmam İskender Ali Mihr : Şeytanlar kimlere iner size haber vereyim mi?


    Diyanet İşleri : Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?


    Abdulbaki Gölpınarlı : Haber vereyim mi size, kime iner Şeytanlar?


    Adem Uğur : Şeytanların ise kime ineceğini size haber vereyim mi?


    Ahmed Hulusi : Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?


    Ahmet Tekin : Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?


    Ahmet Varol : Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?


    Ali Bulaç : Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi?


    Ali Fikri Yavuz : Ey müşrikler, size haber vereyim mi, şeytanlar kimin üzerine inerler?


    Bekir Sadak : «eytanlarin kime indigini size haber vereyim mi?» de.


    Celal Yıldırım : Size şeytanların kimler üzerine inip durduğunu haber vereyim mi ?


    Diyanet İşleri (eski) : 'Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?' de.


    Diyanet Vakfi : Şeytanların ise kime ineceğini size haber vereyim mi?


    Edip Yüksel : Şeytanların kime indiğini size bildireyim mi?


    Elmalılı Hamdi Yazır : Haber vereyim mi size Şeytanlar kimin üzerine inerler?


    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Şeytanların kimin üzerine indiğini size haber vereyim mi?


    Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?


    Fizilal-il Kuran : Şeytânların kime ineceğini size söyleyeyim mi?


    Gültekin Onan : Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi?


    Hasan Basri Çantay : (Ey müşrikler) şeytanların kimlerin üzerine indiğini size haber vereyim mi ben?


    Hayrat Neşriyat : Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?


    İbni Kesir : Şeytanların kime indiğini size bildireyim mi?


    Muhammed Esed : Sana o şeytani güçlerin kime indiğini haber vereyim mi?


    Ömer Nasuhi Bilmen : Size haber vereyim mi kimlerin üzerine şeytanların iniverdiğini?


    Ömer Öngüt : Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?


    Şaban Piriş : Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?


    Suat Yıldırım : (Şeytanlardan bahsediyorlar) şeytanların asıl kime indiğini bildireyim mi?


    Süleyman Ateş : Şeytânların kime ineceğini size haber vereyim mi?


    Tefhim-ul Kuran : Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi?


    Ümit Şimşek : Size söyleyeyim mi, şeytanlar kime iner?


    Yaşar Nuri Öztürk : Haber vereyim mi size şeytanların kime iner olduğundan?
     


  3. تَنَزَّلُ عَلَى كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ



    Tenezzelu alâ kulli effâkin esîm(esîmin).



    1. tenezzelu : iner

    2. alâ kulli : hepsine

    3. effâkin : (ağır) iftira edenler, yalan söyleyenler

    4. esîmin : günah işleyenler, günahkârlar






    İmam İskender Ali Mihr : (İftira eden) yalancı günahkârların hepsine inerler.


    Diyanet İşleri : Onlar, her günahkâr yalancıya inerler.


    Abdulbaki Gölpınarlı : Onlar, bütün yalancı ve suçlulara inerler.


    Adem Uğur : Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üstüne inerler.


    Ahmed Hulusi : Kendini aldatan vebal sahibini etkilerler!


    Ahmet Tekin : Onlar, bile bile günaha giren, iftirayı alışkanlık haline getiren herkesin üstüne çullanırlar.


    Ahmet Varol : Onlar her yalancı günâhkâra inerler.


    Ali Bulaç : Onlar, 'gerçeği ters yüz eden', günaha düşkün olan her yalancıya inerler.


    Ali Fikri Yavuz : Onlar, her düzenbaz günahkârın (kâhinlerle sahte peygamberlerin) üzerine inerler.


    Bekir Sadak : Onlar, gunahkar iftiracilarin hepsine iner.


    Celal Yıldırım : Her günahkâr iftiracı, yalancı, sahtekâr üzerine iner.


    Diyanet İşleri (eski) : Onlar, günahkar iftiracıların hepsine iner.


    Diyanet Vakfi : Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üstüne inerler.


    Edip Yüksel : Onlar her günahkar iftiracıya iner.


    Elmalılı Hamdi Yazır : Vebal yüklenici her bir sahtekâr üzerine inerler


    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Günaha kendini kaptırmış herbir sahtekar üzerine inerler.


    Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.


    Fizilal-il Kuran : Onlar ne kadar aşırı yalancı ve günah düşkünü varsa onlara inerler.


    Gültekin Onan : Onlar, 'gerçeği ters yüz eden', günaha düşkün olan her yalancıya inerler.


    Hasan Basri Çantay : Onlar her günahkâr yalancının tepesine iner (ler).


    Hayrat Neşriyat : (Onlar) iftirâya düşkün, çok günahkâr olan herkesin üzerine iner.


    İbni Kesir : Onlar her günahkar, her müfteriye inerler.


    Muhammed Esed : Onlar nerede kendi kendini aldatan günahkar biri varsa ona inerler


    Ömer Nasuhi Bilmen : Her kezzab facir üzerine iniverir.


    Ömer Öngüt : Onlar her günahkâr yalancıya inerler.


    Şaban Piriş : Onlar, her günahkar, sahtekarlara inerler.


    Suat Yıldırım : Onlar yalan ve iftiraya, günaha düşkün kimselere inerler.


    Süleyman Ateş : Onlar, her günâhkâr yalancıya inerler.


    Tefhim-ul Kuran : Onlar, 'gerçeği ters yüz eden', günaha düşkün olan her yalancıya inerler.


    Ümit Şimşek : Nerede yalana düşkün bir günahkâr varsa ona iner.


    Yaşar Nuri Öztürk : Her bir dönek/iftiracı günahkâr üzerine iner onlar.
     


  4. يُلْقُونَ السَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَاذِبُونَ



    Yulkûnes sem’a ve ekseruhum kâzibûn(kâzibûne).



    1. yulkûnes sem'a : kulak verirler, dinlerler

    2. ve ekseru-hum : ve onların çoğu

    3. kâzibûne : yalancılar







    İmam İskender Ali Mihr : Onlar, (şeytanlara) kulak verirler (dinlerler) ve onların çoğu yalancıdırlar.


    Diyanet İşleri : Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.


    Abdulbaki Gölpınarlı : Ve onlar da Şeytanlara kulak verirler ve Şeytanların çoğuysa yalancıdır.


    Adem Uğur : Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.


    Ahmed Hulusi : Kendilerini aldatanlar, (şeytanlara - bilinçteki aldatıcı fikirlere) kulak verirler ve onların ekseriyeti yalancıdırlar.


    Ahmet Tekin : Bilerek günah işlemekte ısrar eden günaha dadanan yalancılar şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu da yalancıdır.


    Ahmet Varol : Onlar kulak verirler. Çoğu da yalancıdırlar.


    Ali Bulaç : Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.


    Ali Fikri Yavuz : O düzenbazlardır ki, şeytanlara kulak verirler ve çoğu yalan söylerler (şeytanların telkinatını kendi bilgilerine katarlar).


    Bekir Sadak : Bunlar seytanlara kulak verirler, cogu yalancidirlar.


    Celal Yıldırım : Bunlardır (şeytanların iftira ve yalanına) kulak verirler. Çoğu ise yalancıdır.


    Diyanet İşleri (eski) : Bunlar şeytanlara kulak verirler, çoğu yalancıdırlar.


    Diyanet Vakfi : Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.


    Edip Yüksel : Kulak verirler; ancak çoğu yalancıdır.


    Elmalılı Hamdi Yazır : Onlar kulak verirler ve ekseri yalan söylerler


    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu da yalan söylerler.


    Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.


    Fizilal-il Kuran : Onlar, çoğunluğu yalancı olan şeytanların söylediklerine kulak verirler.


    Gültekin Onan : Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.


    Hasan Basri Çantay : Onlar dır ki (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.


    Hayrat Neşriyat : (Onlar ise şeytanlara) kulak verirler; bunların çoğu da yalancıdırlar.


    İbni Kesir : Bunlar ona kulak verirler ve çoğu yalancılardır.


    Muhammed Esed : ki, böyleleri (zaten hep asılsız, aldatıcı şeylere) kulak verir ve onlardan çoğu başkalarına da yalan söylerler.


    Ömer Nasuhi Bilmen : Onlar (şeytanın sözlerine) kulak verirler ve onların ekserisi yalancı kimselerdir.


    Ömer Öngüt : Bunlar şeytanlara kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.


    Şaban Piriş : Onlar (şeytanlara) kulak verirler, çoğu zaten yalancıdır.


    Suat Yıldırım : Çünkü o iftiracılar şeytanlara kulak verirler, esasen onların çoğu yalancıdırlar.


    Süleyman Ateş : O yalancılar, (şeytânlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler.


    Tefhim-ul Kuran : Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.


    Ümit Şimşek : Onlar şeytanlara kulak verirler; zaten çoğu yalan söyleyip durmaktadır.


    Yaşar Nuri Öztürk : Kulak kabartırlar ama çoğu yalancılardır onların.
     


  5. وَالشُّعَرَاء يَتَّبِعُهُمُ الْغَاوُونَ



    Ve؛ ؛uarâu yettebiuhumul gâvun(gâvune).



    1. ve e؛ ؛uarâu : ve ؛airler

    2. yettebiu-hum : onlara tâbî olurlar

    3. el gâvune : azgınlar






    İmam İskender Ali Mihr : Ve (Allah'a kar؛ı olan) ؛airler; onlara (sadece) azgınlar tâbî olurlar.


    Diyanet İ؛leri : ھairlere ise haddi a؛an azgınlar uyarlar.


    Abdulbaki Gِlpınarlı : Ve ؛âirlere de akılsızlar ve ziyankârlar uyar.


    Adem Uğur : ھairler(e gelince), onlara da sapıklar uyarlar.


    Ahmed Hulusi : ھairler (؛iirlerle duygusallığı tahrik ederek, insanları tanrı edindiklerine tapınmaya yِnlendirenler); onlara hakikatten sapanlar tâbi olur.


    Ahmet Tekin : Akılsızlar, ؛a؛kınlar, mü؛rikler, hain dü؛ünceler ta؛ıyan azgınlar, hak yoldan uzakla؛arak bozuk düzeni, helâki tercih edenler ؛âirlerin pe؛inden giderler.


    Ahmet Varol : ھairlere ise azgınlar uyarlar.


    Ali Bulaç : ھairler ise; gerçekten onlara azgın sapıklar uyar.


    Ali Fikri Yavuz : (Peygamberi hicveden kâfir ve İslâm dı؛ı) ؛airler ise, onlara sapık kimseler uyarlar.


    Bekir Sadak : sairlere ancak azginlar uyar.


    Celal Yıldırım : (Sapık hayalci) ؛âirlere ise, ancak yozmu؛ azgınlar uyarlar.


    Diyanet İ؛leri (eski) : O ؛airlere gelince; onlara azgınlar uyar.


    Diyanet Vakfi : ھairler(e gelince), onlara da sapıklar uyarlar.


    Edip Yüksel : ھairlere ise azgınlar uyar.


    Elmalılı Hamdi Yazır : ھairler, bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar dü؛er


    Elmalılı (sadele؛tirilmi؛) : ھairler(e gelince) bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar dü؛er.


    Elmalılı (sadele؛tirilmi؛ - 2) : ھairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar.


    Fizilal-il Kuran : ھairlere gelince ancak amaçsız, havai insanlar onların pe؛inden gider.


    Gültekin Onan : ھairler ise; gerçekten onlara azgın sapıklar uyar.


    Hasan Basri اantay : ھâirler (e gelince), onlara da sapıklar uyarlar.


    Hayrat Ne؛riyat : O ؛uarâ’ya (؛âirlere) gelince, onlara azgınlar uyar.


    İbni Kesir : ھairlere gelince; onlara da azgınlar uyar.


    Muhammed Esed : ھairlere gelince, (onlar da kendi kendilerini aldatmaya yatkındırlar ve bu sebeple) onlara (da yalnızca) azgınlar uymaktadır.


    ضmer Nasuhi Bilmen : ھairlere gelince onlar da sapıklara tâbi olurlar.


    ضmer ضngüt : ھâirlere de azgınlar uyarlar.


    ھaban Piri؛ : Ve ؛airler, onlara da azgınlar uyar.


    Suat Yıldırım : ھairler var ya, bunların pe؛ine de sapkınlarla çapkınlar dü؛er!


    Süleyman Ate؛ : ھâ'irlere gelince onlara da azgınlar uyar.


    Tefhim-ul Kuran : ھairler ise; gerçekten onlara da azgın sapıklar uyar.


    ـmit ھim؛ek : ھairlere de ancak ؛a؛kınlar uyar.


    Ya؛ar Nuri ضztürk : ھairlere gelince, onlara da çapkınlar, sapkınlar uyar.
     


  6. أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِي كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ



    E lem tera ennehum fî kulli vâdin yehîmûn(yehîmûne).



    1. e lem tera : görmüyor musun, görmedin mi

    2. enne-hum : onların ..... olduğunu

    3. fî kulli vâdin : bütün vadilerde

    4. yehîmûne : şaşkın şaşkın dolaşıyorlar, hayal peşinde koşuyorlar







    İmam İskender Ali Mihr : Bütün vadilerde onların (hayal peşinde) koştuklarını görmedin mi?


    Diyanet İşleri : (225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.


    Abdulbaki Gölpınarlı : Görmez misin ki hiç şüphe yok, onlar, her vâdide sersemce dolaşıp dururlar.


    Adem Uğur : Baksana onlar her vâdide şaşkın şaşkın dolaşırlar.


    Ahmed Hulusi : Görmez misin ki onlar hayal - evham dünyalarında yaşarlar!


    Ahmet Tekin : Onların her vadide, kelimeler ve hayaller arasında, amaçsız ve tutarsız, şaşkın şaşkın dolaştıklarını görmüyor musun?


    Ahmet Varol : Onlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşmakta olduklarını görmedin mi?


    Ali Bulaç : Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar,


    Ali Fikri Yavuz : Görmez misin o şairler, her yöne meyleder ve boş şeylere dalarlar.


    Bekir Sadak : (225-22) 6 Onlarin her vadide saskin saskin dolastiklarini ve yapmadiklarini yaptik dediklerini gormez misin?


    Celal Yıldırım : Baksana, onlar her vadide avare-şaşkın dolaşırlar.


    Diyanet İşleri (eski) : (225-226) Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin?


    Diyanet Vakfi : (225-226) Onların her vâdide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?


    Edip Yüksel : Onların her vadide koştuklarını (duruma göre yön değiştirdiklerini) görmez misin?


    Elmalılı Hamdi Yazır : Görmez misin bunlar her vâdide hayran olurlar


    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Görmüyor musun, bunlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.


    Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (225-226) Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?


    Fizilal-il Kuran : Görmüyormusun ki, onlar her vadiye dalarlar.


    Gültekin Onan : Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar,


    Hasan Basri Çantay : (225-226) Onların her vâdîde hakıykaten ifrata (mübalağaya) düşegeldiklerini ve hakıykaten yapmayacakları şeyleri söyler (insanlar) olduklarını görmedin mi?


    Hayrat Neşriyat : Görmedin mi? Gerçekten onlar (o şâirler) her vâdide şaşkın şaşkın dolaşırlar (da her türlü yalan ve çirkin sözü söylerler).


    İbni Kesir : Görmedin mi; onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.


    Muhammed Esed : Görmez misin onların her vadide (sözcüklerin, hayallerin peşinde) şaşkın şaşkın dolaştıklarını;


    Ömer Nasuhi Bilmen : Görmez misin ki, onlar her vadide şaşkıncasına yürür dururlar.


    Ömer Öngüt : Görmez misin? Onlar her vâdide şaşkın şaşkın dolaşırlar.


    Şaban Piriş : Bilmez misin ki onlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar


    Suat Yıldırım : (225-226) Görmez misin onlar her vâdide sözcüklerin, hayallerin peşinde dolaşır ve yapmayacakları şeyleri söylerler.


    Süleyman Ateş : Baksana onlar, her vâdide şaşkın şaşkın dolaşırlar?


    Tefhim-ul Kuran : Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip durmaktadırlar;


    Ümit Şimşek : Görmez misin: Onlar her vadiye dalarlar.


    Yaşar Nuri Öztürk : Görmez misin onları ki, her vadide şaşkın, tutkun dolaşırlar.
     


  7. وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ



    Ve ennehum yekûlûne mâ lâ yef’alûn(yef’alûne).



    1. ve enne-hum : ve onların ..... olduğunu, muhakkak ki onlar

    2. yekûlûne : diyorlar, söylüyorlar, söylerler

    3. mâ : şeyler

    4. lâ yef'alûne : yapmıyorlar





    İmam İskender Ali Mihr : Ve muhakkak ki onlar yapmadıkları şeyleri söylerler.


    Diyanet İşleri : (225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.


    Abdulbaki Gölpınarlı : Ve hiç şüphe yok ki onlar, yapmadıkları şeyleri söylerler.


    Adem Uğur : Ve onlar yapamayacakları şeyleri söylerler.


    Ahmed Hulusi : Muhakkak ki onlar yapmayacakları şeyleri söylerler!


    Ahmet Tekin : Onların yapamayacakları şeyleri söylediklerini görmüyor musun?


    Ahmet Varol : Ve onlar yapmadıklarını söylemektedirler.


    Ali Bulaç : Ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar.


    Ali Fikri Yavuz : Gerçekten onlar, şiirlerinde, yapmıyacakları şeyleri söylerler.


    Bekir Sadak : (225-22) 6 Onlarin her vadide saskin saskin dolastiklarini ve yapmadiklarini yaptik dediklerini gormez misin?


    Celal Yıldırım : Ve yapmadıklarını söyleyip dururlar.


    Diyanet İşleri (eski) : (225-226) Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin?


    Diyanet Vakfi : (225-226) Onların her vâdide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?


    Edip Yüksel : Ve onlar yapmadıkları şeyleri söylerler.


    Elmalılı Hamdi Yazır : hem de onlar yapmıyacakları şeyleri söylerler


    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Hem de yapmayacakları şeyleri söylerler.


    Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (225-226) Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?


    Fizilal-il Kuran : Ve yapmadıklarını söylerler.


    Gültekin Onan : Ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar.


    Hasan Basri Çantay : (225-226) Onların her vâdîde hakıykaten ifrata (mübalağaya) düşegeldiklerini ve hakıykaten yapmayacakları şeyleri söyler (insanlar) olduklarını görmedin mi?


    Hayrat Neşriyat : Ve doğrusu onlar, yapmayacakları şeyleri söylerler.


    İbni Kesir : Ve onlar, gerçekten yapmadıklarını söylerler.


    Muhammed Esed : ve (çoğu zaman) yapmadıklarını söyleyegeldiklerini?


    Ömer Nasuhi Bilmen : Ve şüphe yok ki, onlar yapmayacak oldukları şeyleri söylerler.


    Ömer Öngüt : Ve onlar gerçekte yapmadıklarını söylerler.


    Şaban Piriş : Ve yapmadıkları şeyleri söylerler.


    Suat Yıldırım : (225-226) Görmez misin onlar her vâdide sözcüklerin, hayallerin peşinde dolaşır ve yapmayacakları şeyleri söylerler.


    Süleyman Ateş : Ve onlar yapmayacakları şeyleri söylerler.


    Tefhim-ul Kuran : Ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylemektedirler.


    Ümit Şimşek : Ve yapmadıkları şeyi söylerler.


    Yaşar Nuri Öztürk : Ve onlar, yapmayacakları şeyleri söyleyip dururlar.
     


  8. إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللَّهَ كَثِيرًا وَانتَصَرُوا مِن بَعْدِ مَا ظُلِمُوا وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ

    [​IMG][​IMG]

    [​IMG]



    İllellezîne âmenû ve amilus sâlihâti ve zekerûllâhe kesîran ventesarû min ba’di mâ zulimû, ve se ya’lemullezîne zalemû eyye munkalebin yenkalibûn(yenkalibûne).




    1. illellezîne (illâ ellezîne) : onlar, o kimseler hariç

    2. âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ula؛mayı dileyenler

    3. ve amilu es sâlihâti : ve salih amel i؛leyenler, nefs tezkiyesi yapanlar

    4. ve zekerû : ve zikrettiler

    5. allâhe : Allah

    6. kesîran : çok

    7. ventesarû (ve intesarû) : ve yard‎m alanlar, yard‎m edilenler

    8. min ba'di : ondan sonra

    9. mâ zulimû : (kendilerine) zulüm yap‎ld‎lar

    10. ve se ya'lemu : ve bilecekler

    11. ellezîne : o kimseler

    12. zalemû : zulmettiler

    13. eyye : hangi

    14. munkalebin : dِndürülen yer, dِnü‏ yeri

    15. yenkalibûne : dِnecekler





    فmam فskender Ali Mihr : آmenû olanlar (Allah'a ula‏may‎ dileyenler) ve amilüssalihat (nefs tezkiyesi) yapanlar ve Allah'‎ çok zikredenler ve kendine zulüm yap‎ld‎ktan sonra (Allah taraf‎ndan) yard‎m edilenler hariç zulmedenler, yak‎nda hangi dِnü‏ yerine (cehenneme) dِneceklerini (ula‏t‎r‎lacaklar‎n‎) bilecekler.


    Diyanet ف‏leri : Ancak iman edip salih amel i‏leyen, Allah’‎ çok anan ve haks‎zl‎ًa uًrat‎ld‎ktan sonra ِçlerini alanlar ba‏ka. Zulmedenler hangi ak‎bete uًrayacaklar‎n‎ gِreceklerdir.


    Abdulbaki Gِlp‎narl‎ : Ancak inananlar ve iyi i‏lerde bulunanlar ve Allah'‎ çok ananlar ve zulme uًrad‎ktan sonra yard‎ma mazhar olanlar müstesnâ. Ve zulmedenler, yak‎nda bileceklerdir halleri neye varacak ve nereye var‎p gidecekler.


    Adem Uًur : Ancak iman edip iyi i‏ler yapanlar, Allah'‎ çok çok ananlar ve haks‎zl‎ًa uًrat‎ld‎klar‎nda kendilerini savunanlar ba‏kad‎r. Haks‎zl‎k edenler, hangi dِnü‏e (hangi ak‎bete) dِndürüleceklerini yak‎nda bileceklerdir.


    Ahmed Hulusi : Ancak (hakikate) iman edenler ve iman‎n gereًini uygulayanlar, Allâh'‎ çok zikredenler ve zulme uًrad‎ktan sonra zafere ula‏anlar müstesna. . . (Nefslerine) zulmedenler, yak‎nda hangi dِnü‏üme uًrayacaklar‎n‎ kavrayacaklar (ama i‏ i‏ten geçmi‏ olacak)!


    Ahmet Tekin : Ancak iman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, فslâm esaslar‎n‎, فslâmî düzeni hayata geçiren, i‏ bar‎‏‎ içinde bilinçli, planl‎, mükemmel, me‏rû, faydal‎, verimli çal‎‏arak nimetin-ürünün bolla‏mas‎n‎ saًlayan, yerinde, hakl‎ ç‎k‎‏lar yaparak, düzelmeye, iyiliًe, iyile‏tirmeye ِn ayak olan, cârî-kal‎c‎ hay‎rlar-sâlih ameller i‏leyen, Allah’‎ çok çok zikreden, Allah’a çokça ibadet eden, Allah’‎n dinini, ‏eriat‎n‎ çokça anlatan, zulme, haks‎zl‎ًa uًrad‎ktan sonra kendilerini savunan ‏airler müstesna.


    Haks‎zl‎k edenler, zulmedenler, فslâm’‎n yükseli‏inin, müslümanlar‎n ilerlemesinin ِnünü kesme planlar‎ yapanlar ve uygulayanlar, günah, isyan ve inkâr batakl‎ً‎nda bocalayanlar nas‎l devrileceklerini, hangi âkibete uًrayacaklar‎n‎ yak‎nda ًِrenecekler.


    Ahmet Varol : Ancak iman edip salih ameller i‏leyen, Allah'‎ çokça anan ve haks‎zl‎ًa uًrat‎ld‎ktan sonra ِçlerini alanlar müstesna. Zulmedenler hangi dِnü‏ yerine dِneceklerini yak‎nda bilecekler. [8]


    Ali Bulaç : Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'‎ çokça zikredenler ile zulme uًrat‎ld‎ktan sonra zafer kazananlar (veya ِçlerini alanlar) ba‏ka. Zulmetmekte olanlar, nas‎l bir ink‎laba uًray‎p devrileceklerini pek yak‎nda bileceklerdir.


    Ali Fikri Yavuz : Ancak iman edib salih amel i‏liyenler, Allah’‎ çok ananlar, kendilerine zulmedildikten sonra (Peygambere hiciv yapan kâfirleri reddederek) ِclerini alanlar müstesnad‎r. O zulmedenler, yak‎nda hangi dِnü‏ yerine dِneceklerini bilecelerdir.


    Bekir Sadak : Ancak inanip yararli is isleyenler, Allah'i cok cok ananlar ve haksizliga ugratildiklarinda haklarini alanlar bunun disindadir. Haksizlik eden kimseler nasil bir yikilisla yikilacaklarini anlayacaklardir. *


    Celal Y‎ld‎r‎m : Ancak imân edip iyi-yararl‎ amellerde bulunanlar, Allah'‎ çokça ananlar ve zulme uًrad‎ktan sonra kendilerini savunup (gerektiًinde) kar‏‎ koyanlar müstesna.. O zulmedenler, yak‎nda nas‎l bir ink‎lâba uًrayacaklar‎n‎, nerede dِnüp kalacaklar‎n‎ bileceklerdir.


    Diyanet ف‏leri (eski) : Ancak inan‎p yararl‎ i‏ i‏leyenler, Allah'‎ çok çok ananlar ve haks‎zl‎ًa uًrat‎ld‎klar‎nda haklar‎n‎ alanlar bunun d‎‏‎ndad‎r. Haks‎zl‎k eden kimseler nas‎l bir y‎k‎l‎‏la y‎k‎lacaklar‎n‎ anlayacaklard‎r.


    Diyanet Vakfi : Ancak iman edip iyi i‏ler yapanlar, Allah'‎ çok çok ananlar ve haks‎zl‎ًa uًrat‎ld‎klar‎nda kendilerini savunanlar ba‏kad‎r. Haks‎zl‎k edenler, hangi dِnü‏e (hangi ak‎bete) dِndürüleceklerini yak‎nda bileceklerdir.


    Edip Yüksel : Ancak inananlar, erdemli davrananlar, ALLAH'‎ çok ananlar ve haks‎zl‎ًa kar‏‎ mücadele edenler hariç. Zalimler, nas‎l bir devrim ile devrileceklerini bileceklerdir.


    Elmal‎l‎ Hamdi Yaz‎r : Ancak iyman edip iyi ameller i‏liyenler ve Allah‎ çok zikredenler ve kendilerine zulmedildikten sonra ِclerini alanlar müstesna, yar‎n bilecek o zulmedenler hangi ‎nk‎lâba münkalib olacaklar


    Elmal‎l‎ (sadele‏tirilmi‏) : Ancak iman edip iyi ameller i‏leyenler, Allah'‎ çokça zikredenler ve kendilerine haks‎zl‎k edildikten sonra ِçlerini alanlar müstesna. O haks‎zl‎k edenler hangi ink‎laba münkalib olacaklar‎n‎ (hangi akibete yuvarlanacaklar‎n‎) yar‎n bilecekler.


    Elmal‎l‎ (sadele‏tirilmi‏ - 2) : Ancak iman edip iyi ameller i‏leyenler, Allah'‎ çok çok ananlar ve haks‎zl‎ًa uًrat‎ld‎klar‎nda kendilerini savunanlar müstesna; haks‎zl‎k edenler, hangi dِnü‏e (hangi akibete) dِndürüleceklerini yak‎nda bileceklerdir.


    Fizilal-il Kuran : Yaln‎z iman edip iyi ameller i‏leyenler, s‎k s‎k Allah'‎ ananlar ve zulme uًrad‎klar‎nda zalimlere kar‏‎ koyanlar bِyle deًildirler. Zalimler ne ac‎ bir ak‎betle yüzyüze geleceklerini yak‎nda anlayacaklard‎r.


    Gültekin Onan : Ancak inananlar, salih amellerde bulunanlar ve Tanr‎'y‎ çokça zikredenler ile zulme uًrat‎ld‎ktan sonra zafer kazananlar (veya ِçlerini alanlar) ba‏ka. Zulmetmekte olanlar, nas‎l bir devrili‏le devrileceklerini / çevrili‏le çevrileceklerini (münkalebin yenkalibun) pek yak‎nda bileceklerdir.


    Hasan Basri اantay : Ancak îman edib de iyi iyi amel (ve hareket) de bulunanlar, Allâh‎ çok zikredenler ve zulme uًrat‎ld‎klar‎ndan sonra ِçlerini alanlar bِyle deًildir. O zulmedenler yak‎nda hangi ink‎lâb ile sars‎lacaklar‎n‎ bileceklerdir.


    Hayrat Ne‏riyat : Ancak îmân edip sâlih ameller i‏leyenler, Allah’‎ çok zikredenler ve kendilerine zulmedildikten sonra (‏iirleriyle) intikamlar‎n‎ alan (mü’min ‏âir)ler müstesnâ!Zulmedenler ise, nas‎l bir ink‎lab yerine (dünyadaki hâllerinin z‎dd‎na) dِneceklerini yak‎nda bilecek(ler)dir.


    فbni Kesir : Ancak iman etmi‏, salih amel i‏lemi‏, Allah'‎ çokça zikretmi‏ ve zulme uًrat‎ld‎ktan sonra zafer kazananlar müstesnad‎r. Zulmedenler gِreceklerdir nas‎l bir y‎k‎l‎‏la y‎k‎lacaklar‎n‎.


    Muhammed Esed : Ama inanan, dürüst ve erdemli davran‎‏lar ortaya koyan, Allah'‎ s‎kça anan, (sadece) haks‎zl‎ًa uًrat‎ld‎kdan sonra kendilerini savunan ve haks‎zl‎k yapanlar‎n, hangi devrimle devrileceklerini er geç gِrecekleri (konusunda Allah'‎n vaadine güvenen ‏airler) bu hükmün d‎‏‎ndad‎r!


    ضmer Nasuhi Bilmen : Ancak imân edenler ve sâlih sâlih amellerde bulunanlar ve Allah'‎ çokca zikredenler ve zulme uًrad‎klar‎ndan sonra ِçlerini alanlar müstesna. Ve o kimseler ki, zulmettiler, nas‎l bir ink‎lab mahalline yuvarlan‎p gideceklerini yak‎n da bileceklerdir.


    ضmer ضngüt : Ancak iman edip sâlih ameller i‏leyenler, Allah'‎ çok çok zikredenler ve zulme uًrat‎ld‎ktan sonra kendilerini müdafaa edenler müstesnâd‎r. Zulmedenler nas‎l bir y‎k‎l‎‏la y‎k‎lacaklar‎n‎, hangi deliًe t‎k‎lacaklar‎n‎ yak‎nda bileceklerdir.


    قaban Piri‏ : فman eden, doًrular‎ yapan ve çokça Allah’a zikreden, zulme uًrad‎klar‎ zaman kendilerini savunanlar hariç. Zalimler, nas‎l bir ink‎lapla devrileceklerini yak‎nda ًِrenecekler!


    Suat Y‎ld‎r‎m : Ancak iman edip, güzel ve makbul i‏ler yapanlar, Allah’‎ çok zikredip ananlar ve zulme mâruz kald‎ktan sonra haklar‎n‎ savunanlar müstesna. Zalimler de nas‎l bir ink‎lab ile devrileceklerini, yak‎nda ًِrenirler.


    Süleyman Ate‏ : Ancak inananlar, iyi i‏ler yapanlar, Allâh'‎ çok ananlar ve kendilerine zulmedildikten sonra (rakiplerine) üstün gelmeًe çal‎‏anlar bِyle deًildir. Zulmedenler, yak‎nda nas‎l bir devrime uًray‎p devrileceklerini bileceklerdir!


    Tefhim-ul Kuran : Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'‎ çokça zikredenler ile zulme uًrat‎ld‎ktan sonra zafer kazananlar (veya ِçlerini alanlar) ba‏ka. Zulmetmekte olanlar, nas‎l bir ink‎laba uًray‎p devrileceklerini pek yak‎nda bileceklerdir.


    ـmit قim‏ek : Ancak iman eden, güzel i‏ler yapan, Allah'‎ çokça anan ve zulme uًrad‎ktan sonra kendisini savunan kimse müstesnad‎r. Zulmedenler ise, nas‎l bir ink‎lâpla devrilip gideceklerini yak‎nda gِrecekler.


    Ya‏ar Nuri ضztürk : فman edip hayra ve bar‎‏a yِnelik i‏ler yapanlar, Allah'‎ çok ananlar ve zulme uًrat‎ld‎ktan sonra ba‏ar‎ya ula‏anlar bِyle deًillerdir. Zulmedenler, hangi devrime uًray‎p ba‏a‏aً‎ dِneceklerini yak‎nda bilecekler.

    [​IMG][​IMG]

    [​IMG]




     


  9. [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    ŞUARÂ Suresinin Arapça yazılışı
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]







     
    Moderatör tarafından düzenlendi: 11 Haz 2013
  10. ::ÇisiL::

    ::ÇisiL:: ÜYE

    30,800
    14
    0


    Paylaşım adına teşekkürler emeğine sağlık cnmm...
     
  11. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    211,315
    1,909
    38


    ellerine sağlık süper bir paylaşım allah razı olsun ne emmek veriyorsun,
     


  12. güzel paylaşım için tskrler
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş