Kuran-ı Kerim HÛD Suresi Türkçe Meali açıklamaları, Hud Suresi İle İlgili türkce açıklamalı, HUD sur

goktepeli26 3 Haz 2013



  1. وَقُل لِّلَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ اعْمَلُواْ عَلَى مَكَانَتِكُمْ إِنَّا عَامِلُونَ



    Ve kul lillezîne lâ yu’minûna’melû alâ mekânetikum, innâ âmilûn(âmilûne).



    1. ve kul : ve de (ki)

    2. li : ...e

    3. ellezîne lâ yu'minû : mü'min olmayan kimseler

    4. a'melû : yapın

    5. alâ mekâneti-kum : yapmakta olduğunuz şeyler

    6. in-nâ : muhakkak ki biz

    7. âmilûne : yapanlar, amel edenler






    İmam İskender Ali Mihr : Ve mü'min olmayanlara de ki: “Siz yapmakta olduğunuz şeyleri yapın (devam edin). Muhakkak ki biz (de) yapanlarız.”


    Diyanet İşleri : İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.”


    Abdulbaki Gölpınarlı : İnanmayanlara de ki: Gücünüzün yettiğini yapın, şüphe yok ki biz de yapmadayız.


    Adem Uğur : İman etmeyenlere de ki: Elinizden geleni yapın! Biz de (gerekeni) yapmaktayız!


    Ahmed Hulusi : İman etmeyenlere de ki: "Elinizden ne geliyorsa yapın; biz de yapacağız. "


    Ahmet Tekin : İman etmeyecek olanlara:
    'Terketmediğiniz hayat tarzınızı, iktidarınızı yaşamaya devam edin. Bütün imkânlarınızla elinizden geleni yapın. Biz de bilinçli olarak görevimizi yapmaya devam edeceğiz.' de.


    Ahmet Varol : İman etmeyenlere de ki: 'İmkanınızın elverdiğini yapın. Biz de yapmaktayız.


    Ali Bulaç : İman etmeyenlere de ki: "Yapabileceğinizi yapın; elbette biz de yapacağız."


    Ali Fikri Yavuz : İman etmiyenlere (Ey Rasûlüm) de ki; “- Bulunduğunuz hal üzere çalışın, biz de çalışıcılarız.


    Bekir Sadak : (121-12) 2 Inanmayanlara: «Durumunuzun gerektirdigini yapin, dogrusu biz de yapiyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz» de.


    Celal Yıldırım : Sen o imân etmiyenlere de ki: Yapacağınızı yapın ; doğrusu biz de (gerekeni) yapacağız.


    Diyanet İşleri (eski) : (121-122) İnanmayanlara: 'Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz' de.


    Diyanet Vakfi : İman etmeyenlere de ki: Elinizden geleni yapın! Biz de (gerekeni) yapmaktayız!


    Edip Yüksel : İnanmıyanlara de ki: 'Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.'


    Elmalılı Hamdi Yazır : İyman etmeyenlere de de ki: siz yerinizde sayarak yapacağınızı yapın her halde biz çalışıyoruz


    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İman etmeyenlere de ki: «Siz yerinizde sayarak, yapacağınızı yapın! Mutlaka biz de çalışıyoruz.


    Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : İmana gelmeyen o kâfirlere de ki: «Elinizden geleni geri koymayın! Biz de yapacağımızı yapacağız.»


    Fizilal-il Kuran : İnanmayanlara de ki; 'Siz bildiğiniz gibi hareket ediniz, biz de bildiğimiz gibi hareket edelim. '


    Gültekin Onan : İnanmayanlara de ki: "Yapabileceğinizi yapın; elbette biz de yapacağız."


    Hasan Basri Çantay : Îman etmeyeceklere de ki: «Elinizden, gücünüzden geleni yapın. Biz de şübhesiz çalışıcılarız».


    Hayrat Neşriyat : O hâlde, îmân etmeyenlere de ki: 'Elinizden geleni yapın! Şübhesiz biz de (öyle)yapanlarız.'


    İbni Kesir : İnanmayanlara de ki: Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.


    Muhammed Esed : Ve inanmayanlara gelince, onlara şöyle de: "Artık elinizden ne geliyorsa yapın; ama bilin ki, biz de (Allah yolunda elimizden geleni) yapacağız;


    Ömer Nasuhi Bilmen : Ve imân etmeyenlere de ki: «Siz kendi iktidarınız dairesinde çalışınız, şüphe yok ki, biz de çalışanlarız.»


    Ömer Öngüt : İnanmayanlara de ki: “Elinizden gelen çalışmayı yapın. Biz de (hakikatı duyurmak için) gerekeni yapıyoruz. ”


    Şaban Piriş : İman etmeyenlere şöyle de: -Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.


    Suat Yıldırım : (121-122) İman etmeyenlere de de ki: "Siz yerinizde sayarak elinizden geleni yapın, ama biz de çalışacağız, gerekeni yapacağız. Siz bizim için felaket gözleyin bakalım, biz de eski ümmetlerin başına gelen felaketlerin size gelmesini gözleyip bekliyoruz.


    Süleyman Ateş : İnanmayanlara de: "Olduğunuz yerde yapacağınızı yapın, biz de yapıyoruz!"


    Tefhim-ul Kuran : İman etmeyenlere de ki: «Yapabileceğinizi yapın; kuşkusuz biz de yapacağız.»


    Ümit Şimşek : İman etmeyenlere de ki: Siz elinizden geleni yapın; biz de yapıyoruz.


    Yaşar Nuri Öztürk : İnanmayanlara de ki: "Yapabildiğinizi yapın, biz de işimizi yapıyoruz."
     


  2. وَانتَظِرُوا إِنَّا مُنتَظِرُونَ



    Ventazır(ventazırû), innâ muntaz‎rûn(muntaz‎rûne).



    1. ve intaz‎rû : ve gِzleyin, bekleyin

    2. in-nâ : muhakkak ki biz

    3. muntaz‎rûne : bekleyenler, gِzleyenler





    فmam فskender Ali Mihr : Ve bekleyin! Muhakkak ki biz de bekleyenleriz.


    Diyanet ف‏leri : “Bekleyin, biz de bekleyeceًiz.”


    Abdulbaki Gِlp‎narl‎ : Ve bekleyin, ‏üphe yok ki biz de beklemedeyiz.


    Adem Uًur : Bekleyin! قüphesiz biz de beklemekteyiz!


    Ahmed Hulusi : "(Sonucunu gِrmek için) bekleyin bakal‎m! Biz de bekliyoruz!"


    Ahmet Tekin : 'Davran‎‏lar‎n‎z‎n âk‎betini bekleyin, biz de ilâhî tecellinin gerçekle‏eceًi günü bekleyeceًiz' de.


    Ahmet Varol : Bekleyin. Biz de beklemekteyiz.'


    Ali Bulaç : Ve gِzleyip durun; gerçekten biz de gِzleyip duruyoruz."


    Ali Fikri Yavuz : Gِzetleyin ak‎betinizi, biz de bunu gِzetleyiciyiz.”


    Bekir Sadak : (121-12) 2 Inanmayanlara: «Durumunuzun gerektirdigini yapin, dogrusu biz de yapiyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz» de.


    Celal Y‎ld‎r‎m : Bekleyip durun, biz de bekliyoruz.


    Diyanet ف‏leri (eski) : (121-122) فnanmayanlara: 'Durumunuzun gerektirdiًini yap‎n, doًrusu biz de yap‎yoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz' de.


    Diyanet Vakfi : Bekleyin! قüphesiz biz de beklemekteyiz!


    Edip Yüksel : 'Sonra bekleyin, biz de beklemekteyiz.'


    Elmal‎l‎ Hamdi Yaz‎r : Ve gِzetin herhalde biz gِzetiyoruz


    Elmal‎l‎ (sadele‏tirilmi‏) : Bekleyin! Her halde biz de bekliyoruz.»


    Elmal‎l‎ (sadele‏tirilmi‏ - 2) : Siz bekleyin gِrün, biz de bekleyip gِreceًiz.


    Fizilal-il Kuran : Bekleyiniz bakal‎m, biz de bekliyoruz.


    Gültekin Onan : "Ve gِzleyip durun; gerçekten biz de gِzleyip duruyoruz."


    Hasan Basri اantay : «Siz gِzetleyin, biz de her halde gِzetleyiciyiz».


    Hayrat Ne‏riyat : 'Ve (siz bizim âk‎betimizi) bekleyin; doًrusu biz de (sizin âk‎betinizi)bekleyenleriz.'


    فbni Kesir : Bekleyin, biz de bekleyeceًiz.


    Muhammed Esed : Ve (olacak olan‎) bekleyin bakal‎m; doًrusu, biz de bekleyeceًiz!"


    ضmer Nasuhi Bilmen : «Ve siz gِzetiniz, ‏üphesiz ki biz de gِzetenleriz.»


    ضmer ضngüt : Bekleyin! قüphesiz ki biz de beklemekteyiz.


    قaban Piri‏ : Bekleyin, biz de bekliyoruz.


    Suat Y‎ld‎r‎m : (121-122) فman etmeyenlere de de ki: "Siz yerinizde sayarak elinizden geleni yap‎n, ama biz de çal‎‏acaً‎z, gerekeni yapacaً‎z. Siz bizim için felaket gِzleyin bakal‎m, biz de eski ümmetlerin ba‏‎na gelen felaketlerin size gelmesini gِzleyip bekliyoruz.


    Süleyman Ate‏ : "Bekleyin, biz de bekliyoruz!"


    Tefhim-ul Kuran : Ve gِzleyip durun; gerçekten biz de gِzleyip durmaktay‎z.»


    ـmit قim‏ek : Bekleyin; biz de bekliyoruz.


    Ya‏ar Nuri ضztürk : "Bekleyin, biz de bekliyoruz!"
     


  3. وَلِلّهِ غَيْبُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَإِلَيْهِ يُرْجَعُ الأَمْرُ كُلُّهُ فَاعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ


    [​IMG][​IMG]

    [​IMG]
    Ve lillâhi gaybus semâvâti vel ardı ve ileyhi yurceul emru kulluhu fa’budhu ve tevekkel aleyh(aleyhi), ve mâ rabbuke bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).



    1. ve li allâhi : ve Allah'ın, Allah'a ait

    2. gaybu es semâvâti : semaların (göklerin) gaybı

    3. ve el ardı : ve yeryüzü, arz

    4. ve ileyhi : ve ona

    5. yurceu : döndürülür

    6. el emru : emir, iş

    7. kullu-hu : onun hepsi

    8. fa'bud-hu (fe u'bud-hu) : artık ona kul olun

    9. ve tevekkel : ve tevekkül edin

    10. aleyhi : ona

    11. ve mâ : ve değil

    12. rabbu-ke : senin Rabbin

    13. bi gâfilin : gâfil, habersiz

    14. ammâ (an mâ) ta'melûne : yaptıklarınızdan





    İmam İskender Ali Mihr : Semaların (göklerin) ve arzın gaybı Allah'ındır. İşlerin hepsi O'na döndürülür. Öyleyse O'na kul olun ve tevekkül edin. Senin Rabbin, yaptığınız şeylerden gâfil (habersiz) değildir.


    Diyanet İşleri : Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler O’na döndürülür. Öyle ise O’na kulluk et ve O’na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.


    Abdulbaki Gölpınarlı : Ve göklerle yeryüzünde gaibe âit olan, bilinmeyen her şey, Allah'ındır ve bütün işler, dönüp ona varır, artık ona kulluk et ve ona dayan. Rabbin, yaptığınız şeylerden gafil değildir.


    Adem Uğur : Göklerin ve yerin gaybı (sırrı) yalnız Allah'a aittir. Her iş O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na dayan! Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir.


    Ahmed Hulusi : Semâlar ve arzın algılanamayanları, Allâh içindir. . . Hüküm tümüyle O'ndan çıkar! O hâlde O'na kulluğunun farkındalığına er; O'nun El Vekiyl isminin mânâsının hakikatindeki varlığını hisset! Rabbin, sizden açığa çıkanlardan perdeli değildir!


    Ahmet Tekin : Göklerdeki ve yerdeki bilinmeyen güçlerin ve imkânların tasarrufu yalnızca Allah’a aittir. Bütün planların icra edilerek sonuçlandırıldığı, bütün icraatların, amellerin hesabının sorulduğu tek merci Allah’tır. O halde O’nu ilâh tanı, candan müslüman olarak O’na teslim ol, saygıyla O’na kulluk ve ibadet et, O’nun şeriatına bağlan, O’na boyun eğ, işlerini O’na havale et. Rabbin işlediğiniz amellerden gafil, habersiz değildir, Buna göre sizi mükâfatlandırıp cezalandıracaktır.


    Ahmet Varol : Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Bütün işler O'na döndürülür. O'na kulluk et ve O'na dayan. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.


    Ali Bulaç : Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır, bütün işler O'na döndürülür; öyleyse O'na kulluk edin ve O'na tevekkül edin. Senin Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.


    Ali Fikri Yavuz : Göklerin ve yerin sırrı, Allah’ın ilmindedir. Bütün işler de ona döndürülür. O halde, yalnız O’na ibadet et ve O’na tevekkül kıl. Senin Rabbin, yapmakta olduğunuz şeylerden gafil değildir.


    Bekir Sadak : Goklerin ve yerin gaybi Allah'a aittir. Butun isler O'na dondurulur. Oyleyse O'na kulluk et, O'na guven. Rabbin, yaptiklarinizdan habersiz degildir. *


    Celal Yıldırım : Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır. Bütün işler O'na döndürülür. Artık O'na ibâdet edin ve O'na güvenip dayanın. Rabbin yapageldiğinizden habersiz değildir.


    Diyanet İşleri (eski) : Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Bütün işler O'na döndürülür. Öyleyse O'na kulluk et, O'na güven. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.


    Diyanet Vakfi : Göklerin ve yerin gaybı (sırrı) yalnız Allah'a aittir. Her iş O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na dayan! Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir.


    Edip Yüksel : Göklerin ve yerin gizlilikleri ALLAH'a aittir. Tüm işler sonunda ona döner. O'na kulluk edin ve O'na güvenin. Rabbin onların yaptığından habersiz değildir.


    Elmalılı Hamdi Yazır : Bununla beraber Göklerin Yerin gaybi, Allahın'dır, emrin de hepsi ona irca' olunur, yalnız ona ıbadet et ve ona tevekkül kıl, rabbın ne yaptığınızdan ve yapacağınızdan gafil değil


    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bununla beraber göklerin ve yerin sırrını Allah bilir. Bütün işler O'na döndürülür; yalnız O'na ibadet et ve O'na dayan! Rabbin yaptığınızdan ve yapacağınızdan habersiz değildir.


    Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Göklerin ve yerin gaybını bilmek yalnızca Allah'a mahsustur. Her iş O'na döndürülür. Sen yalnızca O'na ibadet et ve yalnızca O'na dayan. Rabbin yaptıklarınızın hiçbirinden gafil değildir.


    Fizilal-il Kuran : Göklere ve yere ilişkin bilinmezliklerin (gaybın) bilgisi Allah'ın tekelindedir. Her işin kesin çözüm mercii O'dur. Öyleyse sırf O'na kulluk sun, yalnız O'na dayan; Rabbın onların neler yaptıklarından habersiz değildir.


    Gültekin Onan : Göklerin ve yerin gaybı Tanrı'nındır, bütün buyruklar O'na döndürülür; öyleyse O'na kulluk edin ve O'na tevekkül edin. Senin rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.


    Hasan Basri Çantay : «Göklerin ve yerin (sırr-ı) ğaybı Allahındır. Her iş Ona döndürülür, öyle ise Ona ibâdet et, Ona güvenib dayan. Senin Rabbin yapmakda olduğunuz şeylerden gaafil (ve habersiz) değildir».


    Hayrat Neşriyat : Hâlbuki göklerin ve yerin gaybı Allah’a âiddir ve bütün işler hep O’na döndürülür; öyle ise O’na ibâdet et ve O’na tevekkül et! Çünki Rabbin, yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.


    İbni Kesir : Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır. Bütün işler O'na döndürülür. Öyleyse O'na ibadet et ve O'na tevekkül et. Rabbın; yaptıklarınızdan gafil değildir.


    Muhammed Esed : Göklerin ve yerin bilinmeyen, görülüp gözlenemeyen yüzü Allah'ın elindedir; ve var olan her şey (çıktığı kaynak olarak) hep O'na döndürülmektedir. Öyleyse, O'na kulluk et; O'na güven/O'na dayan; çünkü Rabbin yapıp ettiklerinizden asla habersiz değildir.


    Ömer Nasuhi Bilmen : Ve göklerin ve yerin gaybı Allah içindir ve emrin hepsi de O'na döndürülecektir. Artık O'na ibadet et ve O'na tevekkülde bulun ve Rabbin neler yapar olduğunuzdan asla gâfil değildir.


    Ömer Öngüt : Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır. Her iş O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na güven. Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir.


    Şaban Piriş : Göklerin ve yerin gizlisi Allah’a aittir. Bütün işler O’na döner. Yalnız O’na kulluk et, O’na bağlan. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.


    Suat Yıldırım : Bununla beraber, göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler, hükmetmesi için O’na götürülür. Öyleyse sen yalnız O’na ibadet et, yalnız O’na dayan, O’na güven. Rabbin yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.


    Süleyman Ateş : Göklerin ve yerin gaybı (görünmez bilgisi), Allah'a âittir. Bütün işler hep Allah'a döndürülüp götürülür. O'na kulluk et ve O'na dayan. Rabbin sizin yaptıklarınızdan gâfil değildir.


    Tefhim-ul Kuran : Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır, bütün işler O'na döndürülür; öyleyse O'na kulluk edin ve O'na tevekkül edin. Senin Rabbin yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.


    Ümit Şimşek : Göklerin ve yerin gizlilikleri Allah'a aittir; bütün işler Ona döner. Sen de Ona kulluk et, Ona tevekkül et. Rabbin, sizin yaptıklarınızdan habersiz değildir.


    Yaşar Nuri Öztürk : Göklerin ve yerin gizli bilgileri Allah'a aittir. Tüm iş ve oluş O'na döndürülür. O halde O'na kulluk et, O'na dayanıp güven! Rabbin, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.

    [​IMG][​IMG]
    [​IMG]
     
    Moderatör tarafından düzenlendi: 3 Haz 2013


  4. [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    HÛD Suresinin Arapça yazılışı
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]




     
    Moderatör tarafından düzenlendi: 3 Haz 2013
  5. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    211,734
    1,930
    38


    ellerine sağlık süper güzel paylaşımlar, allah razı olsun
     
  6. masaleda

    masaleda ÜYE

    344
    0
    0


    Paylaşım adına teşekkürler emeğine sağlık
     


  7. tskler yuregine saglikkk...
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş