Konya Yöresinde Pekmez Nasıl Yapılır, Konya Şeker Pancarı Pekmezi Nasıl olur, Konyalılar Şeker Panca

zahide 29 Ağu 2010

  1. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    211,315
    1,910
    38


    Sürekli köylerimizde yaşatılmakta olan kültürden bahsediyorum. Bunun başka bir ilginç örneği de pancar ekip pekmezini kaynatmak. İşte bugün bunun nasıl yapıldığından bahsedeceğim. Geçenlerde Konya’daki bağcılıkla ilgili olarak yazdığım yazıda üzüm pekmezine değinmiştim.


    [​IMG]


    Bu da pancar pekmezi.

    [​IMG]


    Pancar denen bitki, sadece şekeri çıkartılmak için Pankobirlik adına fabrikalar tarafından köylülere tohumu verilerek ektirilen ve 9 veya 10. aydan itibaren sökümü başlatılıp şeker fabrikalarına getirilerek işletilip şekeri alınır. Posası ise kuru veya yaş olarak küspe yapılıp hayvan yiyeceği olarak kullanılır. Bizim dağ köylerinde, bilhassa bizim köyümüzde ekilip sonra ekim ayında hasat edilerek evlerimize getirilen ve ondan pekmez yapılan bir bitkidri pancar aynı zamanda.

    [​IMG]

    Efendim Mart sonu ve Nisan ayında ekilen ve Ekim’de sökümü başlayan pancarın pekmez için hazırlanması da bir hayli ilginçtir. Eskiden pancar daha zor şartlarla sökülüp çuvallarla merkeplere yüklenerek evlere getirilirdi. (Şimdi traktörü olanlar için işler daha kolay. Traktörü olmayan ise yine eski usule devam ediyor.) Eve taşındıktan sonra akşamları o pancarlar ev halkı tarafından günlerce başları kesilerek dış yüzeyleri bıçaklarla temizlenip doğramaya hazır hale getirilir.
    [​IMG]


    Yine ev halkı imeceyle akşamları, hatta eğer başka işleri yoksa gündüzleri de toplanıp özel olarak pancar doğrardı. Ve temizlenmiş olan pancar dip tarafından tutularak, geniş yani baş tarafından keskin bıçaklarla ince ince, yani ağaç yontar gibi doğranarak kaynatılmaya hazırlanır. Hatta bir taraftan doğrarken bir taraftan da evin önünde, yani sokakta kazanlar konulmuş, ateşler yakılmış, kaynatma işi başlamıştır. Bu doğranan pancarlarla kazanlar ağzına kadar doldurulur ve üzerine su konur, altına bol ateş yakılarak kaynaya kaynaya şırasının çıkması sağlanır, iyice kaynatıldıktan sonra birinci şırası alınır. Tekrar su doldurulup kaynatılır, ikinci şıra da alınır ve posası hayvan yiyeceği olarak sokağa atılır. Bu kaynatma süresi “Gündüz yapalım gece yatalım”la olmaz, pancarın miktarına göre bir hafta geceli gündüzlü sürdüğü olur. Şıralar alınıp dinlendirildikten sonra bu sefer ocaklara büyük bakır leğenler konur ve şıralar pekmez leğenine doldurulur. Bunda üzüm pekmezinde olduğu gibi toprak çalma yoktur şıraya. Yalnız şırayı çok dinlendirip iyice bulanıklığının giderilmesi lazım, yoksa pekmez çok siyah olur, rengi açık olmaz, o da pekmezin ayıbıdır.
    [​IMG]


    Bir iki gün de leğenlerde pekmezler kaynar elde edilen ürünler büyük toprak küplere doldurulur ve saklama koşulları gayet iyi olur küplerde, çünkü lezzeti daha da güzelleşir. Bu pekmezler kış günlerinde yemeklerin yanında hoşaf olarak tüketildiği gibi tabaklara konulup yiyerek de tüketilir. Evde bulunması elzemdir, hatta mallarımızdan kışın doğum yapıp da üşüyen, dağda kalıp donan hayvanlara kepekle karıştırılarak verilince hayvanlarda büyük gelişme ve değişim meydana gelir.

    [​IMG]

    Bu pekmez hakkında pek çok fıkra vardır ama benim aklımda bir tane kalmış, onu anlatayım. Bizim köyde 1870’li yıllarda bir adam varmış, adına Koca Mustafa derlermiş. Adam iki üç kişinin yapacağı işi tek başına yapar, kaldırılamayacak taşları tek başına kaldırır, köşelere ve duvarların üzerine koyuverirmiş.

    [​IMG]


    Uzunca bir köy imece çalışmasından sonra (köy mezarlık duvarı yapımında) iş bitim yemeği yenecekmiş. O yıllarda bizim köyümüzde pekmez az bulunurmuş. Pancar eken yok, bağcılık yok. Bu güzel pekmez helvası da iş bitiminde olmazsa olmaz mübarek.

    “Her evden pekmez getirin usta helva yapacak” denmiş. Pekmez az olunca adam getireceği pekmezin kabına biraz pekmez, biraz da su katınca helva ustası pekmezi una çalmış. Kaynadıkça azalmış, kaynadıkça azalmış derken azıcık bir helva meydana gelmiş.

    Yemekler yenirken helvayı çok canı çeken bizim Koca Mustafa amca arkalarında sofraya konmayı bekleyen helvaya dönmüş. Tabağın içinden helvayı almış şöyle elinde düzenledikten sonra bir lokmada yiyivermiş. Ve sofradan yarabbi şükür deyip kalkmış. Çevredekiler “Ne yaptın koca ağa helvayı?” deyince “Ne yapayım arkadaşlar karnımdan gelen ısmarışa, yani siparişe, ona gönderiverdim. Ananız size bir helva daha yapıversin” demiş. Bizim köyde Koca Mustafa’nın helva yiyişi diye hep anlatılır. Bir de köyümüzde çocuk anasından helva ister. Gelin kaynanadan habersiz helvayı yapar. Çocuğa yedirir. “Aman kuzum goca anana söyleme helva yediğini” der. Helvayı doyunca yiyen çocuk gelir goca anasına (babaannesi) “Valla billa gocana, biz helva falan yemedik” deyiverir. Bu da bir yaşanmış hatıra. Ölenlerin hepsine Allah rahmet eylesin, kabirleri cennet mekânı olsun, hoşça kalın.
     
  2. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    211,315
    1,910
    38


    İsmail bey ayrıca teşekkür ederim. pekmez yapımını bana göndermissiniz, geçen yıl aylarca aradım bu pekmek nasıl yapılir diye google dada fazla bilgi yoktu dedim en iyisi ben bunu öğrenip resimleleyim. sağ olun sizde katkınızdan dolayı,
     


  3. ellerine saglik ablam guzel paylasimm...
     
  4. ::ÇisiL::

    ::ÇisiL:: ÜYE

    30,800
    14
    0


    Paylaşım adına teşekkürler emeğine sağlık Cnmm...
     
  5. KAFKASKIZI

    KAFKASKIZI süper moderatör Site Yetkilisi Süper Moderatör

    52,882
    2,153
    0


    emeğine ellerine sağlık Zahide'm güzel paylaşımın için teşekkür ederim,
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş