Kaza İle Adam Vuran Çobanın Ağıdı, Yıldızeli Yöryesi Ağıtları, Sivas Yıldızeli Ağıtları, Doğu Anadol

zahide 5 Nis 2010

  1. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    212,398
    1,933
    38


    kaza eseri adam vuran birisi için yakılmıştır. Anlatıldığına göre Yıldızeli’nin Tat Köyü’nden olan İsmail Bal, Kahyalı Köyü’nde bir adamın yanında azaplık yapmaktadır. Azaplık, eskiden uygulanan bir çalışma biçimidir. Genellikle ekonomik durumu çok iyi olmayanlar tarafından uygulanan bu sistemde azap duran kişi, çalışma süresi boyunca daima çalıştığı evde yer, içer, yatar ve onların her türlü işine yardım eder. Azap, anlaşılan süre bitiminde çalışma bedelini alır ve oradan ayrılır. Bu süre, duruma göre altı ay, bir yıl veya daha uzun olabilir.

    Azap duran oğlunu çoktandır göremeyen Dudu Hanım, onu görmek için kendi köyünde çobanlık yapan kayınbiraderi Osman Çavuş’la Kahyalı’ya gelirve oğlunun azap durduğu eve misafir olurlar. Yıl, 1966’dır. O yıllarda köylerde çobanların yemekleri, genellikle sürü sahipleri tarafından sırayla verilmektedir. Dudu ile Osman Çavuş’un misafir oldukları gün de kuzu çobanına yemek verme sırası misafir olunan evdedir. Bu nedenle Yaramışlı Ham Mahmut olarak bilinen kuzu çobanı, öğleye yemek için eve gelmiştir. İki çoban burada tanışıp itten, kurttan, davardan, bayırdan bahsederek koyu bir sohbete dalarlar. Sohbet konusu, sonunda silahlara gelir. Silah, ”At, avrat, pusat” üçlemesinde de görüldüğü üzere Türkün üç vazgeçilmezinden birisidir. Bu nedenle ekonomik durumu iyi olmasa bile hemen herkes silah sahibi olmaya çalışır. Nitekim çobanlar da bu durumdan vareste değildir. Öyle ya dağda, bayırda yalnızsınız ve önünüzde koca bir sürü var. Bu sürüye göz dikebilecek kurdu var, kuşu var; hırlısı, hırsızı var. Bu nedenle pusat / silah çobanlar için daha elzem bir ihtiyaçtır. İşte bu ihtiyacın kazandırdığı silahlardan bahsedilirken Osman Çavuş, emniyeti bağlı zannedip tetiğe dokunur ve dokunmasıyla birlikte Ham Mahmut’u karnından vurur. Bunu gören Osman Çavuş korkup oradan kaçar. Dağda, bayırda, kaya kovuklarında saklanır. Kendi köyüne gelip geceleyin hanımıyla görüşür ve olanları ona anlatır. Bir miktar yiyecek alarak gizlenmek için Boztepe denilen dağa çıkar. Bu arada Ham Mahmut, Bedirli karakolundan gelen jandarmalar tarafından sorgulanır. Sorgu sırasında olayın kazara olduğunu söyleyerek vefat eder. Jandarmalar Osman Çavuş’u ararlar, fakat bulamazlar. Daha sonra Osman Çavuş, köylülerin telkinleriyle gidip kendisi teslim olur ve 2,5 yıl hapis cezasına çarptırılır. Aşağıdaki ağıt, iste bu olay üzerine Osman Çavuş’un akrabası olan, okuryazarlığı bulunmayan ve olayın geçtiği sene kırklı yaşlarını yaşayan Fatma Çınar tarafından yakılmıştır. Fakat ağıt, 1989’da okuryazarlığı olmayan, 1951 doğumlu Fadime Boyraz’dan derlenmiştir.

    Belli bir ezgiyle söylenen ağıt, sekizli hece ölçüsüne sahiptir. Diğerlerinde olduğu gibi olay burada da sebep ve sonuçlarıyla birlikte anlatılmıştır. Anlattıkları bakımından belirli bir bütünlük arz eden ağıtın yapısı bakımından aynı şeyi söylemek pek mümkün değildir. Zira bu ağıtta her dörtlük, kafiye seması bakımından tıpkı klasik manilerde olduğu (a a x a) gibidir ve birbirinden bağımsızdır. Bu yönüyle ağıt, bize daha çok Kayseri ve Çukurova yöresinde görülen ağıtları hatırlatmaktadır. Ağıtın maniyi andıracak biçimde yazılması söyleyiş kolaylığı sağlamaktadır. Fakat buna rağmen teknik açıdan ağıtın pek başarılı olduğu söylenemez.

    Kahyalı’nın yazıları,
    Kurşun atmış bazıları.
    Çobanımız adam vurmuş,
    Meleşiyor kuzuları.

    Kan ağlıyor gelin yarin,
    Başlı kaldı hazır kârın.
    Elinden bir kaza çıkmış,
    Davarı çobana verin.

    Dertli gelin, yarin dertli.
    Boztepe’nin başı otlu.
    Osman davarın geliyor,
    Yamaçlarda toplu toplu.

    Davarı indirin suya,
    Çobanı yoktur ki doya.
    Elinden bir kaza çıkmış,
    Kitli kaldı, kuzusuz yuva.

    Kaya koyağında yatmış.
    Gelmiş yârini uyartmıs.
    Emniyeti bağlı sanmış.
    Gafil ilen kurşun atmış.

    Nerde bıraktın gelini.
    Yaymadın seher örümü.
    Otur da yazına ağla.
    Kuzusuz emmimin torunu.

    Görüldüğü üzere her ağıt ve hikâyesi ayrı bir dünyayı ve o dünyanın ayrıntısını yansıtmaktadır. Hikâyeleri bilindiğinde ağıtta anlatılanlar daha anlaşılır hale gelmektedir. Bütün bunlar da göstermektedir ki ağıtlar, hikayeleriyle birlikte ait oldukları dönemin kültürel yapısını, bugüne ve geleceğe taşıyan önemli sözlü vesikalardandır. Sosyal bilimciler için bünyelerinde birçok farklı alanda, oldukça önemli veriler barındırmaktadırlar. Süriyet gücü zayıf diye yabana atmamak gerekir.
    ALINTIDIR
     
  2. arnavutali

    arnavutali ÜYE

    1,825
    0
    0


    Kan ağlıyor gelin yarin,
    Başlı kaldı hazır kârın.

    Elinden bir kaza çıkmış,
    Davarı çobana verin.

    VALLAH SÜPER EMEĞİNE YÜREĞİNE SAĞLIK ZAHİDEM [​IMG]
     
  3. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    212,398
    1,933
    38


    sağol arkadasım esas sana teşekkürler yeniden bunları gündeme getirdiğin için,
     
  4. nezihe

    nezihe ÜYE

    1
    0
    0


    son dizedeki KUŞSUZ kelimesi buraya yanlış yazılmış kuşsuz u kuzusuz olarak yazarsanız aslına uygun olur, kuzusuz diye çocuğu olmadığı belirterek bu konudaki
    ikinci bir üzüntüsünü dile getiriyor.
    iyi günler dilerim
     
  5. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    212,398
    1,933
    38


    dikkatinize teşekkür ederiz, anneniz sağ ise çok selam söyleyin, her zaman bekleriz..
     
  6. sevilay63

    sevilay63 ÜYE

    7,622
    0
    0


    paylasim icin cok tskler zahidem harikaaa emegine saglikk
     
  7. KAFKASKIZI

    KAFKASKIZI süper moderatör Site Yetkilisi Süper Moderatör

    56,150
    2,154
    0


    emeğine ellerine sağlık Zahide'm güzel paylaşımın için teşekkür ederim,
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş