İŞTE ATATÜRK'ÜN DİN KONUSUNDA KONUŞMALARI VE GÖRÜŞLERİ

M.Kemal Bektaş 19 Ağu 2017



  1. İŞTE ATATÜRK'ÜN DİN KONUSUNDA KONUŞMALARI VE GÖRÜŞLERİ - MUSTAFA KEMAL BEKTAŞ


    Din vardır ve lazımdır. Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur. Din vardır ve lazımdır.
    (Cemal Kutay, Ne Buldu, Ne Bıraktı, Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı, İzmir, s.168)
    Din insanların gıdasıdır. Dinsiz adam boş bir eve benzer. İnsana hüzün verir; kesinlikle bir şeye inanacağız. Bu, dinlerin en sonuncusu elbette en mükemmelidir. İslam dini, hepsinden üstündür.
    (Muhterem Erenli, Atatürk 3. Cumhurbaşkanı, s.146)
    Efendiler! Hangi şey ki akla, mantığa, toplum çıkarlarına uygundur; biliniz ki o, dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin çıkarlarına, İslam'ın çıkarlarına uygunsa, kimseye sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz akıl ve mantıkla uyuşan bir din olmasaydı, en mükemmel din olmazdı, en son din olmazdı.
    (Atatürkçülük/Atatürk'ün görüş ve direktifleri, M.E. Basımevi,1988,s.455)
    Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir.
    (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, s. 4)
    O, Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. O'nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonsuza kadar O ölümsüzdür.
    (Prof.Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri, s. 208 )
    Atatürk'ün İslam dininin doğru anlaşılması ve en saf şekliyle yaşanmasına olan inancı, her zaman gerçek din ile batıl inançlarla dolu gericiliği net biçimde ayırmasından anlaşılabilir. Bu amaçla Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Dolmabahçe Sarayında da Kuran okutturmuş, ayetleri okuyup izah ettirerek manası üzerinde incelemeler yapmıştır.

    Münir Hayri Egeli'nin hatıralarında anlattığına göre, Atatürk'ün huzurunda bulunanlardan birinin Türklerin milli dininin Şamanlık olduğunu söylemesi üzerine Atatürk: Ahmak! Müslümanlık da Türk'ün milli dinidir. Müslümanlığı Türkler yaymışlar ve Türkler kendilerine göre en geniş manasıyla anlamışlar ve benimsemişlerdir demiştir.
    (Rönesans Dergisi, Şubat 1991, s.20)
    Safiye Ayla anlatıyor: Annesi Zübeyde hanım da ablası Makbule hanım da çok dindar insanlardı. Namaz kılarlardı. Tam dindar bir aile ortamında yetişti. Atatürk de dindar bir insandı. Çok beğendiği Hafız Yaşar vardı. O Kuran okunurken gözlerinden yaşlar dökülürdü. Hatta bütün hocaları toplayıp ayetleri okuyup izah ederek incelemeler yapardı. Bana Allah'ın sana verdiği lütfu unutma ve bununla şımarma, mütevazi ol, daima Allah'a şükret derdi. Kendisine, Paşam şunu yaptın, bunu yaptındiyenlere "Bana Allah yardım etti, ben talihli bir insanım derdi."
    Rönesans Dergisi, Şubat 1991, s.20
    Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Şüküllüoğlu anlatıyor: Annemi Zübeyde Hanım büyütmüştür. Onun anneme anlattığı bir anıyı aktarayım. Atatürk, 25 Ağustos'ta Kocatepeye çıktığı zaman orada şöyle dua ediyor: "Allah'ım senin bana verdiğin fikir ve zeka ile ben bütün planlarımı gerçekleştirdim. Bundan sonrası artık senin mukadderatın" O, Allah'ına inanan bir insandı. Paşa, Ramazan'da Dolmabahçe'de veya Çankaya'da olduğunda anneme "Vasfiye oruç tutuyor musun?" diye sorarmış, annem "tutuyorum" dediğinde çok memnun kalırmış. Bana hastalandığımda dua ettirirdi, kendi de ederdi. Çok iyi hatırlıyorum, tifo geçiriyordum çok üzülmüş beni kurtarması için Allah'a dua etmiş. Annesi Zübeyde hanım da çok dindarmış. Anneme daha 7 yaşındayken Kuran dersi aldırmaya başlamış. Kız kardeşi Makbule hanımın da devamlı namaz kıldığını biliyorum.
    (Rönesans Dergisi, Şubat 1991, s.20)
    Atatürk'ün, vefat etmeden 15 gün önce dönemin Başvekili kanalıyla şu açıklamaları yapmıştır: "Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.
    (Atatürk, Nedim Senbai, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., s. 102, 1979 )
    Atatürk'ün denizlerden renk alıp renk veren gözleri, masanın üzerinde serili haritaya dikildi ve beni kolumdan tutarak masanın başına çekip parmağını bir noktaya dikti. Bu, kendi elleriyle çizdikleri bir askeri harita idi ve Hz. Muhammed'in büyük Bedir Cengini adım adım gösteriyordu. Hz. Muhammed'e ve O'nun peygamberliğine kadar, büyük askeri dehasına hayran olan eşsiz Sakarya Galibi, Bedir Galibi'ni göklere çıkarırken, O'nun Hak Peygamber olduğundan şüphe edenler, şu haritaya baksınlar ve Bedir destanını okusunlar diye heyecanlandı. Ata'nın son sözü şu olmuştu: "Hz. Muhammed'in bir avuç imanlı Müslümanla mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir meydan muharebesinde kazandığı zafer, fani insanların karı değildir. O'nun Peygamberliğinin en kuvvetli delili işte bu savaştır.
    (Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.28)
    Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir.
    (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, s. 4)
    O, Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. O'nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonsuza kadar O ölümsüzdür.
    Prof.Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk�ün Fikir ve Düşünceleri, s. 208
    ürkler dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Bunun için Kuran Türkçe olmalıdır., Türk Kuran'ın arkasından koşuyor fakat onun ne dediğini bilmiyor. Ve bilmeden tapınıyor, benim maksadım, kitapta neler var Türk anlasın.
    Ahmet_ Taner_ Kislali/ siyasal_sistemler/ )
    Sonra Kuran'ın tercüme ettirilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçeye tercüme ediliyor. Hz. Muhammed'in hayatına ait bir kitabın tercüme edilmesi için de emir verdim.
    (Atatürk�ün Temel Görüşleri, Fethi Naci, s.55)
    Cemal Kutay anlatıyor: Dünyada Atatürk kadar İslam Dinini mana ve mefhumuyla kavramış ve onu aslına iade etmek için büyük kavga yapmış başka bir insan yoktur. Mustafa Kemal 1300 sene sonra Hazreti Muhammed'in ruhunu şadedecek esaslar getirmiştir. Bugün secde-i Rahmana alın koyabiliyorlarsa bu onun sayesindedir. Bugün en geçerli iki meal, Ömer Rıza Doğrul ve Ahmet Hamdi Akseki mealleridir. İkisini de Mustafa Kemal yaptırmıştır. Muhammed ismini kullananları kesinlikle affetmezdi. O büyük insana layık olamazsak ne olacak? derdi.
    (Rönesans Dergisi, Şubat 1991, s.20)
    Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz.Camilerin kutsal minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve düşünceye hitap olunmakla Müslümanların vücudu canlanır, düşünceleri temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur. Fakat buna karşılık hutbe okuyanların sahip olmaları gereken ilmi nitelikler, özel liyakat ve genel kültüre sahip olmaları önemlidir. Hutbeden amaç, ahalinin aydınlanması ve ona yol gösterilmesidir, başka şey değildir. Yüz, iki yüz, hatta bin yıl önceki hutbeleri okumak, insanları cahillik ve çağın gerisinde bırakmak demektir. Hatiplerin, normal olarak, halkın günlük kullandığı dil ile konuşmaları gereklidir.İnsanlık, dini ihtisas ve derin dini bilgilere sahip olup, her türlü boş inanışlardan sıyrılarak, gerçek ilim ve fennin nurları ile temiz ve mükemmel oluncaya kadar, din oyunu aktörlerine her yerde rastlanacaktır.

    İngilizler esaret altında bulundurdukları İslam Alemine karşı daima baskısını kolayca sürdürebilmek için değerli bir alete, bir araca muhtaçtırlar. Bu gereksinimlerini zaman zaman açığa vurmuşlardır. İngilizlerin gözünde bu değerli araç, hilafet makamına oturtacakları kişidir. Sömürgeci Devletlerin hiç vazgeçemedikleri usül, Müslüman memleketlerini taassup zincirinde bağlı tutmak, böylece göz açmalarını, hak ve hürriyet aramalarını önlemektir. Bize de, yarın paylaşacakları bir sömürge gözüyle baktıkları için, yıllardan beri bizi, üç yüz milyon Müslüman.ın halifeliği sözüyle oyalamışlar, böylece Ulusumuzu taassup baskısı altında tutmaya uğraşmışlardır. HÂLBUKİ BU ÜÇ YÜZ MİLYONLUK DAYANIŞMA İDDİASININ HİÇBİR ESASA DAYANMADIĞI, DÜNYA SAVAŞINDA EMPERYALİST DEVLETLERİN MÜSLÜMAN UYRUKLARINI, DÜŞMAN SIFATIYLA HER CEPHEDE KARŞIMIZDA GÖRMEMİZLE ve Almanların tesiriyle ilan ettiğimiz mukaddes cihadın hiçbir netice vermemesiyle belli olmuştur.
    Biz halifeliği kaldırdığımız zaman sömürgeci ve emperyalist devletler, .Bizi tehdit eden bir tehlike ortadan kalktı. Müslüman Birliği sistemi sarsıntıya uğradı. diye sevinmeyeceklerdir. Tam tersi, .Bize, Müslüman memleketlerini uyuşuk bir durumda tutmak imkânı veren bir vasıta elimizden kaçtı. diye dövüneceklerdir, bize karşı hücuma geçeceklerdir.. Mustafa Kemal'in bu konuda da yanılmadığı, 3 Mart 1924 tarihinde hilafetin kaldırılması olayının Batıdan gelen yankılarıyla kanıtlandı. Batı basını, bir koro düzeyinde şu şarkıyı söylüyordu: "Bu ne gaflettir! Türkler, hilafetin etrafındaki kutsal birliği elden kaçırıyorlar.."
    (Yaşar Öztürk- Bütün Dünya Dergisi, 2004/3 s. 21-26)
    Din vicdan işidir. Herkes vicdanının sesine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünce ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini milletin işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz. ve Taassupsuzluk o kimsede vardır ki vatandaşın veya herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı hiç kin duymaz, bilakis hürmet eder.

    Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine malik siyasi bir fikre malik olmak seçtiği bir dinin icaplarını yapmak ve yapmamak hak ve hürriyetine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. Vicdan hürriyeti, mutlak ve taarruz edilemez, ferdin tabii haklarının en mühimlerinden tanınmalıdır.( ) Prof. Dr. Ayşe Afet İnan, Mustafa Kemal Atatürk�ten Yazdıklarım, Ankara, 1969, s. 85) ve Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini, zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilemez.
    (Prof. Dr. Ayşe Afet İnan, Mustafa Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım, Ankara, 1969, s. 98)
    Bu düşünce tarzı, "Dinde zorlama yoktur" ve "Sizin dininiz size, benim dinim bana" ayetlerinin modern açılımdan başka bir şey değildir. Öyleyse, Müslümanlık, aslında en geniş anlamıyla hoşgörülü ve modern bir dindir.
    (Münir Hayri Egeli, Atatürk�ten Bilinmeyen Hatıralar, s. 70)
     
    Moderatör tarafından düzenlendi: 19 Ağu 2017


  2. Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, hakiki dindarlığın gelişmesi imkânını temin etmiştir. Laikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler terakkinin ve canlılığın düşmanları ile, gözlerinden perde kalkmamış Şark kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olamaz.
    (Sadi Borak, Atatürk ve Din, s. 4)
    "Bazı kimseler çağdaş olmayı inançsız olmak sanıyorlar. Asıl inançsızlık onların bu inanışıdır. Bu yanlış yorumu yapanların amacı, İslamların inançsızlara esir olmasını istemek değil de nedir?"

    "İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur. Dinimiz, bu yüce emri kapsadığı içindir ki, en mükemmel dindir."(10Ahmet Bekir Palazoğlu, Atatürk İlkeleri, s. 273) "Çünkü, Manevi kuvvet, özellikle ilim ve iman ile yüksek bir şekilde gelişir. Taassup, cahilliğe dayanır. Bundan dolayı, taassubu olan cahildir. İlim, mutlaka cahilliği yener, o halde, halkı aydınlatmak lazımdır" Kastettiğim ilim, hakikati bilmektir
    (Atatürk'den kalan el yazısı belgelere dayanarak- Bütün Dünya Dergisi 2001/9, s.31-33)
    "Biz kişisel kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz. Yalnız size Bomba sırtı olayını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasında mesafeniz sekiz metre, yani ölüm kaçınılmaz. Birinci siperdekiler, hiç biri kurtulmamacasına tamamen şehit oluyor, ikinci siperdekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar özenilecek büyük bir sükûnet ve inançla, biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir korku bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kur'an-ı Kerim, cennete gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şaşılacak ve övülecek bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur."
    (Atatürk'ten Seçme Sözler, Derleyen: Cihat İmer, Remzi Kt, 1989, s. 136)
    "İnsanların mücadelelerinde en kuvvetli istihkam (barikat), iman dolu göğüsleridir."
    (Seyfettin Turhan, Atatürk'te Konular Ansiklopedisi, Yapı Kredi Yayınları,1995, s.184)
    "Gerçekleri bilen, kalp ve vicdanında manevi kutsal hazlardan başka zevk taşımayan insanlar için ne kadar yüksek olursa olsun, maddi makamların hiçbir değeri yoktur."

    "Mal ve para bana ağırlık veriyor. Bunları soylu ulusuma geri vermekle büyük rahatlık duyuyorum. Zenginlikten ne çıkar? İnsan, zenginliği kendi manevi kişiliğinde aramalıdır."

    Atatürk’ün Samsun’a hareketinden biraz önce arkadaşlarından biri: "İngilizlerin bindiğiniz gemiyi takip etmek, hatta batırmak ihtimalleri vardır" demişti. Mustafa Kemal: "Burada esir gibi yaşamaktansa Karadeniz'de batmayı tercih ederim" cevabını verdi. Sonra yanındakilere Dolmabahçe önünde demirli düşman gemilerini göstererek şunları söyledi: "Bunlar işte böyle: Dayandıkları şey yalnız demir, çelik ve silah kuvveti.Bildikleri şey yalnız madde. Bunlar hürriyet uğruna ölmeğe karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar. Biz Anadolu'ya silah ve cephane değil, ideal ve iman götürüyoruz"
    (Falih Rıfkı Atay, Babanız Atatürk, s. 54-58)
    Evet bu günlerde Atatürk'ün Annesine ve manevi evladına çirkince saldıranlara İşte size A'sın dan Z'sine belgeleriyle Atatürk'ü size anlattım. Bu araştırmamı hazırlamam ayları buldu. İnşallah yüz varsa yüzleri kızarır. Ben maneviyat olarak huzurluyum. İftiralarla, yalanlarla insanlara saldırmak Allah huzurunda günahtır. Tabi kalbinde iman var ise..


    MUSTAFA KEMAL BEKTAŞ
     
    Moderatör tarafından düzenlendi: 19 Ağu 2017
    KAFKASKIZI bunu beğendi.
  3. KAFKASKIZI

    KAFKASKIZI süper moderatör Site Yetkilisi Süper Moderatör

    52,882
    2,154
    0


    emeğine yüreğine sağlık Mustafa kardeşim güzel paylaşımın için teşekkür ederim,
     


  4. ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM KAFKAS KIZI
     
  5. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    211,734
    1,930
    38


    ellerine sağlık önemli konular
     


  6. Çok Teşekkürler Zahide Hanım
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş