İsa Peygamberdir,Ona Tapılmaz

EFSANE GENC 6 Tem 2019

Konu etiketleri:
  1. EFSANE GENC

    EFSANE GENC ÜYE

    310
    6
    0


    ÎSÂ PEYGAMBERDİR, ONA TAPILMAZ


    Büyük islâm âlimi, (Tefsîr-i kebîr) ve çeşidli kıymetli kitapların sahibi, İmâm-ı Fahreddîn Râzî [606 h.=1209 m.de Hirâtta vefât etti.] Âl-i imrân sûresinin, altmışbirinci âyet-i kerimesini tefsîr ederken buyuruyor ki:

    Hârezm şehrinde idim. Şehre bir papazın geldiğini ve hıristiyanlığı yaymak için çalıştığını işittim. Yanına gittim. Konuşmaya başladık. Bana, (Muhammed aleyhisselâmın Peygamber olduğunu gösteren delîl nedir?) dedi. Şu cevabı verdim:

    Fahreddîn Râzî - Mûsânın, Îsânın ve diğer Peygamberlerin hârikalar, mucizeler gösterdiği haber verildiği gibi, Muhammed aleyhisselâmın da mucizeler gösterdiği haber verilmiştir. Bu haberler tevâtür hâlindedir. Tevâtür ile gelen haberleri, yâ kabûl eder veya red edersin. Red eder ve mucize, bir zâtın Peygamber olduğunu isbât etmez der isen, mucizeleri tevâtür ile bize haber verilen diğer Peygamberlere de inanmaman lâzım gelir. Şâyed tevâtür ile gelen haberlerin doğruluğunu ve mucize gösteren zâtın Peygamber olduğunu kabûl eder isen, Muhammed aleyhisselâmın da Peygamber olduğunu kabûl etmen lâzım gelir. Çünki, Muhammed aleyhisselâm; mucizeler göstermiş ve bu mucizeler, bizlere, (tevâtür) denilen sağlam haberler ile bildirilmiştir. Diğer Peygamberlerin peygamberliğine, tevâtür ile bildirilen mucizeler sebebi ile inandığın için, Muhammed aleyhisselâmın da, Peygamber olduğuna îman etmelisin!

    Papaz - Îsâ aleyhisselâmın, Peygamber değil, ilah, tanrı olduğuna inanıyorum.

    [Tanrı, mâbut demektir. Tapılan şeylerin hepsine tanrı denir. Allahü teâlânın ismi, Allahdır, tanrı değildir. Allahü teâlâdan başka tanrı yoktur. Allah yerine tanrı demek, yanlıştır ve çok çirkindir.]

    Fahreddîn Râzî - Biz şimdi Peygamberlik hakkında konuşuyoruz. İlahlıktan önce, nübüvvet mevzû'unu hâl etmemiz lâzımdır. Ayrıca, Îsâ aleyhisselâmın, ilah olduğunu söylemen de bâtıldır. Çünki, ilâhın, tanrının, her zaman var olması lâzımdır. Madde, cism, yer kaplıyan şeyler tanrı olamaz. Hâlbuki, Îsâ aleyhisselâm, cism idi, insan idi. Yok iken var oldu ve size göre öldürülmüştür. Önce çocuk idi, büyüdü. Yirdi, içerdi. Bizim gibi konuşurdu. Yatardı, uyurdu, uyanırdı, yürürdü. Her insan gibi yaşamak için, birçok şeye muhtaç idi. Muhtaç olan, ganî olur mu? Yok iken sonradan var olan birşey, ebedî, sonsuz var olur mu? Değişen birşey devamlı, sonsuz var olur mu?

    Îsâ aleyhisselâm kaçtığı, saklandığı hâlde, yahudiler yakalayıp astı diyorsunuz. Îsâ aleyhisselâmın, o zaman çok üzüldüğünü, bu durumdan kurtulmak için çârelere başvurduğunu söylüyorsunuz. İlah veya ilahdan bir parça kendisine hulûl etmiş olsaydı, yahudilerden korunmaz mı, onları yok etmez mi idi? Niçin üzüldü ve saklanacak yer aradı? Vallâhi, buna hayret ediyorum. Aklı olan kimse, bu sözleri nasıl söyler, buna nasıl inanır. Akıl, bu sözlerin bozukluğuna şâhittir.

    Üç dürlü söylüyorsunuz:

    1 - O gözle görülen cismânî bir ilâhdır diyorsunuz. Âlemin ilâhının, cism ve beşer olan Îsâ aleyhisselâm olduğunu söylemek, yahudiler Onu öldürdüğü zaman, âlemin ilâhını öldürdüklerini söylemek olur. Bu takdîrde, âlemin ilahsız kalması lâzım gelirdi. Hâlbuki, âlemin ilahsız kalması mümkin değildir. Ayrıca, yahudiler, haksız oldukları hâlde, bunların yakalayıp öldürdüğü, âciz, kuvvetsiz bir kimse, âlemlerin tanrısı olabilir mi?

    Îsâ aleyhisselâmın, Allahü teâlâya çok ibâdet ettiği, tâata çok rağbet ettiği husûsu da, tevâtür ile sâbittir. Îsâ aleyhisselâm ilah olsaydı, ibâdet ve tâatta bulunmazdı. Çünki, ilah, aslâ kendisine ibâdet etmez. [Bil'aks başkaları ona ibâdet eder.]

    Papazın sözünün bâtıl olduğu buradan da anlaşılmaktadır.

    2 - İlah, Ona tamamen hulûl etmiştir. O, Tanrının oğludur diyorsunuz. Bu inanış yanlıştır. Çünki, ilah, cism ve âraz [sıfat] olamaz. İlahın, bir cisme hulûl etmesi imkânsızdır. Eğer, ilah cism olsaydı, başka bir cisme de hulûl ederdi. Cisme hulûl eden şey, cism olur ve hulûl edince iki cismin maddeleri birbirine karışır. Bu da, ilahın parçalanmasını Îcap ettirir. Eğer ilah, âraz olsaydı, bir mahalle, mekâna muhtaç olurdu. Bu ise, ilahın başkasına muhtaç olması demektir. Başkasına muhtaç olan ise, ilah olamaz. [İlahın, Îsâ aleyhisselâma hulûl etmesine sebep, ne idi? Sebepsiz Îsâ aleyhisselâma hulûlü, tercihün bilâ müreccihdir. Bunun ise bâtıl olduğunu, Allahü teâlânın bir olduğunu isbât ederken bildirmiştik.]

    3 - O, Tanrı değildir. Fakat, Tanrının bir parçası ona hulûl etmiş, yerleşmiştir diyorsunuz. Eğer Ona hulül eden parça, ilahın ilah olmasında te'sîri var ise, bu parça ilahdan ayrılınca, ilahlığı tamamen bozulur. Eğer bu parça, ilâhın ilah olmasında te'sîrli değilse, Tanrının parçası olmamış olur. Bu da, ilahın Ona hulûl etmediğini gösterir.

    Öyle ise, Îsâ aleyhisselâmın ilah, Tanrı olduğuna başka delîlin nedir?

    Papaz - Ölüleri dirilttiği, anadan doğma körlerin gözünü açtığı ve beras denilen, derideki çok kaşınan beyaz lekeleri iyi ettiği için, O tanrıdır. Böyle işleri ancak tanrı yapabilir.

    Fahreddîn Râzî - Delîl [alâmet] bulunmayınca, medlûlün [delîlin delâlet ettiği şeyin] bulunmıyacağı söylenebilir mi? Delîl bulunmayınca, medlûl de olmaz, var olmaz dersen, âlem yaratılmadan önce, yâni ezelde âlemi yaratanın yok olduğunu söylemiş olursun ki, bu bâtıldır. Çünki, âlem [bütün mahlûklar], yaratanın varlığına delîldir.

    Delîl bulunmayınca, medlûl bulunabilir dersen, ezelde mahlûklar yok iken yaratanın var olduğunu kabûl etmiş olursun. Fakat, Îsâ aleyhisselâm ezelde yok iken, ilâhın Ona ezelde hulûl ettiğini söylersen, bunu isbât edecek bir delîlin olması lâzımdır. Yoksa, delîlsiz kabûl etmiş olursun. Çünki, Îsâ aleyhisselâm sonradan yaratılmıştır. Ezelde yok olması delîlin bulunmaması demektir. Tanrının Îsâ aleyhisselâma hulûl ettiğini delîlsiz kabûl ediyorsun da, bana, sana, hayvanlara, otlara ve taşlara hulûl etmediğini nereden biliyorsun? Delîlsiz, bunlara hulûl ettiğini niçin kabûl etmiyorsun?

    Papaz - İlahın Îsâ aleyhisselâma hulûl etmesi ile, sana, bana ve diğer varlıklara hulûl etmemesinin sebebi açıktır. Çünki Îsâ aleyhisselâmda mucizeler göründü. Sende, bende ve diğer varlıklarda böyle hârikulâde hâller görülmedi. Bundan ilahın Ona hulûl edip, bize ve diğer varlıklara hulûl etmediğini anlıyoruz.

    Fahreddîn Râzî - Îsâ aleyhisselâma hulûl etmesine delîl olarak, Onun mucizeler göstermesi olduğunu söylüyorsun. Delîl olmayınca yâni mucizeler görülmeyince, hulûl edemiyeceğini niçin söylüyorsun? Sende, bende ve diğer varlıklarda hârikalar, mucizeler bulunmadığı için tanrı bunlara hulûl etmez diyemezsin. Çünki, delîl olmadığı hâlde, medlûl bulunabilir demiştik. Buna göre, ilahın hulûl etmesi, delîlin bulunmasına, yâni hârikaların, mucizelerin görülmesine bağlı değildir. O hâlde, bana, sana, kediye, köpeğe, fâreye de hulûl ettiğine inanman lâzım gelir. İlahın, bu aşağı mahlûklara hulûl ettiğini inandırmaya varan bir din, hak din olabilir mi?

    Asâyı [bastonu] ejder, yılan yapmak, ölüyü diriltmekten daha güçtür. Çünki, baston ile yılan, hiçbir bakımdan birbirine yakın değildir. Mûsâ aleyhisselâmın asâyı ejdere çevirdiğine inanıyorsunuz da, Ona, tanrı veya tanrının oğlu demiyorsunuz. Îsâ aleyhisselâma niçin tanrı veya şöyle böyle diyorsunuz?

    Papaz, bu sözüme karşı diyecek hiç birşey bulamadı, susmaya mecbûr oldu. Yukardaki yazı, (Saadet-i ebediyye) kitabından alınmıştır.

    Ey papaz! Bu iki dînin îtikatlarını [inanışlarını], bu iki dîne bağlı olmıyan felsefecilere, akıl ve insâf sahiplerine bildirerek, ikisinden hangisinin akla uygun, doğru ve güzel olduğunu kendilerine sorup öğrenmeni ve senin (Gadâ-ül-mülâhazât) ismindeki kitabında, (iki dîni karşılaştırıp, hangisi daha güzel ise, onu kabûl etmelidir) diye, tavsiye ettiğin sözünde durmanı dileriz.

    Tevfîk [yardım], Allahü teâlâdandır.

    Papazlar, müslümanları aldatarak, hıristiyan yapmak için birçok kitap yazdılar. İslâm âlimleri, bu kitaplardaki yalanlara cevaplar yazarak, müslümanları hıristiyanlık felaketine düşmekten kurtardılar. Bu cevaplardan biri, Abdüllah Abd-i bin Destân Mustafâ efendinin, türkçe (Îdâh-ul-merâm) kitabı olup, 1288 [m. 1871] de İstanbulda basılmıştır. Kendisi Manastırlıdır. 1303 [m. 1885] de vefât etmiştir.

    Hıristiyanların dinlerinin esası olan ve İncîl dedikleri dört kitap, Allahü teâlânın Cebrâîl aleyhisselâm ile gönderdiği asl İncîl-i şerif değildirler. Bu dört kitap, Îsâ aleyhisselâm semaya çıkarıldıktan sonra, dört kimse tarafından yazılmış birer tarih kitabıdırlar. Bunlardan biri, (Matta) olup, Havârîlerden biri imiş. Ahbâblarının arzu ve isrârları üzerine, gördüklerini ve işittiklerini bildirmek için, Îsâ aleyhisselâm semaya çıkarıldıktan oniki sene sonra, (Mîlâd-i Îsâ) isminde bir kitap yazmış. İkincisi (Markos) olup, Havârîlerden işittiklerini, yirmisekiz sene sonra yazmıştır. Üçüncüsü (Luka) olup, otuziki sene sonra, işittiklerini bildirmek için, İskenderiyyede bir tarih yazmıştır. Dördüncüsü (Yuhannâ) olup, Havârîlerden imiş. Îsâ aleyhisselâmdan işittiklerini, semaya çıkarıldıktan kırkbeş sene sonra yazmış.

    Allahü teâlânın gönderdiği (İncîl), bir kitap idi. Bu mukaddes kitapta, ihtilâflı, uygunsuz yazılar yok idi. Bu dört kitap ise, birbirlerine uymıyan yalanlarla doludur. Bunların hepsinde, Îsâ aleyhisselâmın çarmıha gerilerek öldürüldüğü yazılıdır. Kur'an-ı kerimde ise, Onun yerine başkasını öldürdükleri, Îsâ aleyhisselâmın diri olarak semaya kaldırıldığı açıkça bildirilmektedir. Bu dört İncîl, Allah kelâmı olsalardı, Allah kelâmları arasında, birbirlerini yalanlayıcı haberler bulunmuş olurdu. Bu ise, olacak şey değildir. Bu kitaplarda, Îsâ aleyhisselâmdan işitmedikleri, hattâ semaya çıkarıldıktan sonra hâsıl olan şeyler de yazılır. Bu yalanları ve cevapları, imam-ı Kurtubînin [Muhammed Kurtubî, 671 [m. 1272] de vefât etti.] (El-a'lâm fî-beyanı mâfî-dîn-in-Nasârâ) kitabında ve İbn-ül-Kayyım-i Cevziyyenin [İbni Kayyım Muhammed, 751 [m. 1350] de vefât etti.] (Hidâyet-ül-hiyârâ fî-ecvibet-il-yehûd-i ven-nasârâ) kitabında ve Sâlih Sü'ûdî mâlikînin (Tahcîl men-harrefel-İncîl) kitabında yazılıdır. Hıristiyanlığı red eden diğer kitapların ismleri, Taşköprülü Ahmed efendi ile Kâtib Çelebînin (Esâmî-ül-kütüb) ve (Keşf-üz-zünûn) kitaplarında uzun yazılıdır. Sâlih, kitabını 942 [m. 1535] de yazmıştır.

    Asl İncîl-i şerif, hiçbir yerde mevcut değildir. Hattâ hıristiyanlardan bir kısmı, bu İncîlin gönderildiğini inkâr etmektedir. Yahudiler, Îsâ aleyhisselâmın göke yükseltilmesinden sonra, bu İncîli yaktılar. Yâhut parçalayıp telef ettiler. Îsâ aleyhisselâmın dâvet zamanı üç sene kadar idi. Ona îman edenler de az olmakla berâber, çoğu okumak, yazmak bilmez idi. Bunun için, İncîl-i şerifin benzeri yazılmamıştır. Yalnız Îsâ aleyhisselâmın ezberinde idi. Yâhut, mîlâdın üçyüzyirmibeş senesinde, İncîl denilen elli kadar kitap imhâ edilirken, papazlar, onu da bâtıl zannederek imhâ etmişler diyebiliriz.
     
  2. S£V®

    S£V® süper moderatör Site Yetkilisi Süper Moderatör

    186,365
    3,031
    36
  3. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    210,201
    1,898
    38


    Teşekkürler sağ ol ali güzel yazılar,
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş