Insan ve korku nedir, insanlar nelerden korkarlar, insanlar neden korkarlar, insanların korkmasıyla

karabagli43 17 Ağu 2014

  1. karabagli43

    karabagli43 ÜYE

    207
    0
    0


    İNSAN VE KORKU
    İnsan yaratıldığı zamandan itibaren hep korku içinde yaşaya gelmiştir. Korkuları ile yaşar insan. Korkuları insanın iç âlemindedir. İçteki korkunun dışa vurması hep yaşamlarını etkileyip yönlendirici olmuştur. Açlık fakirlik işsizlik kısaca hayatı idame ettirmek için gösterilen tüm çaba ve gayretler nihayetin de işin sonu ölüm korkusu. Giyinme örtünme yaşanan zamana uyma tedarik edinim korkusu ve sağlık içinde kimseye muhtaç olmadan yaşama korkusu.
    İnsan yaşamına genel bakıldığında insanları üç ana faktör korkusu peşini bırakmaz.
    1-Ölüm
    2-Afetler
    3-Kıyamet
    4-Din
    Bu dört ana faktör insanın yaşamı boyunca mücadele ederek hayat sürmesinde yanından düşüncesinden söküp atamayacağı korkunun ana unsurudur. İçinden bu unsurları menfi düşünceleri bu korkuların verdiği vesveseleri yenmeyi veya asgariye indirmeyi başardığı zaman yaşamını mutlu ve neşe içinde sürdürmeyi de başarmış olur. Bozuk düşünce yapısı ile psikolojik sarsıntılar içerisinde hayattan zevk almayan hiçbir şeyden memnuniyet duymayan içine kapanık mutsuz birisi olup çıkar. Yenemediği üstünden atamadığı bu korkular öyle bir ortama geldiğinde insanı suç işlemeye sevk eder. Suç işlemeye kurgulanmış bir zilletin mensubu yapar insanı.
    Üç ana başlıktaki korku faktörü günü saati zamanı belli olmayan nasıl olacağı kestirilemeyen olaylar olup insanı daha da zor durumlara sokar. Bu konularda insanlar hep kaygılı ve korkuya varan endişeler duyarlar. Bu üç ana korku faktörü çok çeşitli yan etkileri ve olayları geniş bir alan yaratığını bilmek gerekir.
    İnsanların yaradılışında kendi yapılarındaki hücrelerde korku genleri vardır. Bu genler insanın yaradılış içgüdüsü neticesi dizginlenmektedir. Eğer bu korkular mevcut genler tarafından dizginlenemez olsalardı yaşam çekilmez olurdu. Bu dizginlemeler tam başarılı olmamaktadır. Aza indirilmekte sebata sabra yönlendirilmekte bu yolla doğacak tehlikeli hareketler uygulamalar frenlenmektedir.


    İnsanların bu korkularının verdiği sebebiyet ve kötü vesveseler görüyoruz bazen çekilmez durumlar yaratabiliyor. Kavgalar kargaşalar savaşlar katliamlar kötü davranışlar tecavüzler başkalarına zarar vermeler can ve mala yapılan ahlak dışılıklar hep bu korkuların sonucudur. Korkulara frenleme yapamamanın bencilliğin ihtirasın çıkarcılığın kültürsüzlüğün verdiği erozyonun neticesi maalesef kişiler arasında devletler arsında büyük facialara sebep olmaktadır. İnsan var olduğundan beri bütün bunlar hep ola gelmiştir.
    İnsandaki bu korku genlerinin varlığı yani korkma duygusu aynı zamanda hayatta kalabilmesini de sağlar. Duyduğu korkular bazı olumsuzlukları da engeller. Ona göre tedbirler alır. Önlemler yaratır. Başkalarının korkularından kendisine doğacak olumsuzlukları bertaraf etme güdüsü gelişir. İnsanların korkularını yenmesini bilerek alacakları her türlü olumlu tedbirler birbirleri ile olan ilişkilerini olumlu duruma getirip normalleşmeye sokar.
    İnsan iyiyi kötüyü ayıra bilecek ayırt etme yetisi olan bir varlıktır. İnsana varlıklar içinde iyi kötü özellikler verilen bu özelliklerini kullanmayı ve kullanması sonucunda icat ettiklerini buluşlarını insanlığın ve kendisinin kullanımına sunsun diye.
    Yaradılışında sıradan bir varlık iken düşünebilen fikir yürütebilen düşündüğünü hayatına uygulayabilen duygulanabilen sevgisini gösterebilen üstün bir varlığa dönüştürülmüştür. Bu yapısı neticesi korkularını yenmesini bilecek kötü vesveselerden kaçınabilecek bir varlık olmuş oluyor insan. İnsan sıradanlığı ifade eden ilk âdem olmadan önceki hali beşerdir. Beşer tabir edilen durumda iken insan kayda değer önemli bir özelliği olmayan ilkel varlıktır.
    Âdem vasfını kendi beynine çok cüzi ilahi güç tarafından yüklenen yani vahiy yoluyla verilen bilgilerden sonra bu günkü halini kafa yapısını çalışan beyin yapısını kazanmıştır. İlkelliğinde var olan korkuları aza indirme yok etme yenme iradesini de kazanmıştır.
    Ne yazık ki devlet yönetimini ellerinde tutanlar da aynen kişisel aile liderliğinde olduğu gibi korkularının esiri olarak despotlaşırlar. Diktaya kayarak diktatörleşirler. Korkunun sonucu faşizme kayarlar. Aile düzeninin bozulması karı koca cinayetleri de bu korkuların sonucu değil midir?




    Devletlerde birbirlerinden korkup çekinmeleri yüzünden korkunun verdiği vahşi düşüncelerin sonucunda değil midir savaşlar. Ülkeleri işgal edilen ülkelerin halklarını sömürmek ülkeleri kolonileştirmek ekonomik değerlerini çalmak bütün bunlar korkunun yarattığı sonuçlar değil midir?
    İşte bu korkular ortadan kalkarsa ihtiyaçlar insanlardan topluma farklılıklar azaltılıp karşılanırsa eşitlik özgürlük sağlanır tam demokrasi ikame edilirse korkuların yerini sevgi kardeşlik dostluklar alır.
    Bilerek veya bilmeyerek insanlarda bir de kader korkusu vardır. İnsanlara bu korku doğruluğu veya yanlışlığı tam bilinmeden söylenegelir. Hatta hayra ve şerre iman edilir. Allah denen yaratıcı güç Hayri insanlara reva görür. Hayrın bu gücün insanlara verdiği gerçeği yadsınamaz ama şerri katiyetle insan hatta hiçbir yarattığı varlığa reva görmez. Şer Allah’ın verdiği bir kötü olumsuzluk olamaz. İşte bu korkuda insan düşüncelerine nerdeyse monta edilmiştir. Buna benzer insanlardaki kader korkusu da yersizdir. Çünkü bize anlatılan anlımıza ne yazıldıysa o olur kaderin önüne geçilmez sözleri boş laflardır. İslam dininde bu anlayışta bir kader yoktur. Dinde zulme isyan vardır.
    İster şer de olsun ister kader denilen alın yazısında olsun bunları yaratanlar insanların kendileridir. Yaratılan olumsuzlukların neticesidir. Her türlü kötü davranışlar içine düşürüldüğümüz vesveselerin etkisine kapılıp irade zafiyetimiz neticesi kötülüğe yönelmemizdir şer ve kader.
    İslam dini açısından bakılınca insanlara hep Allah korkusu düşüncesi telkin edilir. Çok yanlış bir tavsiyedir. Allah’ın korkutucu daima elinde kılıcı kesmeye doğramaya zulmetmeye hazır bekleyen bir güç gibi insanlara korku salınır. Hal bu ki Allah kullarını seven onlara bütün rızıkları sunan nimetleri karşılıksız veren bir benzeri eşi olmayan tek ilahi güçtür. Hiçbir zaman Allah’tan korkulmaz zira O da korkutmaz. Buradaki söylenmek istenen Allah’ın koruması altına himayesi altına girmek demektir. Allah’a şirk koşmamak ve Takva sahibi olmak demektir. Allah’ın koyduğu esaslara yani uyulması gerekli emir ve yasaklara uymaktır. Bütün benliğimizle Allah’ın koruması altına girip O’na teslimiyettir. Müslim olarak yani eksiksiz dürüst ahlaki değerlere uyarak hayat sürüp tam bir Âdem gibi yaşamak ve günü geldiğinde kaçınılmaz olan can vermektir.




    Bir yanlış düşünce tarzı hatta kendisini aklama paklama vesilesi sayma lafı da meşhurdur. İnkârcılığın daniskası bir sözdür sık kullanılan. Nedir bu başımız sıkıştığın da Allah Kuran çarpsın lafı. Ne kadar saçma ve mantıksız bir düşüncesizlik. Allah nede Kuran insanları çarpmaz. Allah’a ve onun emir ve önerilerini uyulması gerekenleri barındıran kitaba uygun yaşamak aksi halde sevap ve günahlarının bir gün cezasının verilebileceğini bilmektir. Çarpılmak insanının kendi zafiyetidir.
    Allah tüm insanları ve insanlığı psikolojik hastalık halini almış ve almaya amade tüm korkulardan ve bu korkuların yaratacağı olumsuzluklardan azade kılsın.

    Durmuş Karabağlı
    2014
     
  2. S£V®

    S£V® Administrator Site Yetkilisi Administrator

    205,315
    12,560
    40


    Güzel paylaşımın için teşekkürler
     
  3. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    181,316
    1,916
    38


    buda önemli bir konu ellerinize yüreğinize sağlık
     
  4. mirasu

    mirasu ÜYE

    148
    7
    0


    Emeğinize yüreğinize sağlık paylaşımlarınız için teşekkür ederim
     
  5. EliCn

    EliCn ÜYE

    69
    0
    0


    paylaşım için saol.
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş