Geysi yumak, kül yalamak, eskiden camasirlar nasil yikanirdi, cok eskiden camasirlari yikamak icin n

İsmail Detseli 27 Mar 2012



  1. Eski temzlik maddeleri eskiden kullanılan temzilik malzemeleri külden kilden faydalanılan yıllar ve insanların zindeliği.
    İsmail Detselinin gazetesindeki köşe yazısı
    Eskiden bir yılda ya iki defa ya da üç kere yüklüce çamaşır yıkanırdı. Yani geysi yunurdu. Geysi ise elbiseler, göynekler, iç donları, ceketler, paltolar, kaputlardan ibaretti. Tabi bunların yanında yünden örülmüş çoraplar, kazaklar, bel kuşakları da vardı.
    Peki böyle uzun zamanda yıkanan çamaşırlar nasıl kullanılırdı? Arada tabiî ki kirlenenler yunurdu, ama benim anlatmak istediğim konu umum temizliklerdi. Öyle alabildiğine bolca kullanmaya sabun deterjan ve yumuşatıcılar yoktu. Ayrıca asalak bit-pire gibi zararlılar da istemediğin kadar… Onları imha edecek kadar ilaç ne gezer?!
    Analarımız iki üç gün hazırlayıp çuvallara doldurdukları geysileri bir büyük kazan ile beraber merkebe yükler, köyümüzün kıyısında bulunan tenha çeşmelere veya akan çaylara yumak için götürür, orada akşama kadar serbestçe geysileri yur, hem de kenarlardaki ağaçların dallarına temiz çimenlerin üzerine sererek kuruturlardı. Bunun adına geysi kazanı koymak denirdi. Peki, nelerle yıkanırdı bunlar? Sabun yok, deterjan yoksa. Yunan çamaşırlar için neler kullanırdı vefakar cefakar yokluğa kıtlığa katlanıp her türlü eziyete göğüs gere anacıklarımız? Var ise bir iki kalıp sabun yanında evvelden özel olarak biriktirilmiş hazırlanmış meşe külü, bulunursa kil, pek âlâ olurdu.
    Bizim köyümüzün erkekleri merkeplerle odun satmaya veya başka ürünlerini pazarlamak için şehre gidip gelirken Çayırbağı köyünün yakınında bulunan killikten kazıp getirdikleri evde daima hazır bulundurulan kil ile yıkanırdı asbaplar (esvap)… Hatta bu kil ile kadınlar ve kızlar bazen erkekler bile başlarını yıkarlardı da bilmem suların kaynak suyu oluşundan bilmem bu kil gibi doğal tabiattan çıkan maddelerle yunduğundan asla saçlarımızda kepek olmazdı.
    Yukarda kül dedim ya işte geysi yuma da bu meşe odunlarının yanarken ocağın kenarına yayılan tertemiz bembeyaz görünen özel külleri çok güzel bir temizlik maddesi idi. Bunları yazarken aklıma bir deyim geldi de acaba bu deyim onun karşılığı mıdır diye de düşünmedim değil. Hani derler ya “komşu komşunun külüne muhtaç” diye. Anam rahmetlinin bir geysi yumaya gideceğinde rahmetli komşumuz Emine yengeye seslenip “Emine aba böğün geysi yuyacağım, külüm az bu sene biriktiremedim, varsa ha biraz kül ver” dediğini hatırladım… Komşu komşunun külüne muhtaçmış demek…
    Bu meşe külü o kadar değerli bir şey idi ki bazen hastalığımıza bile şifa olurdu. Burada bana gelen bir isteği yazmak isterim. Geçenlerde bir telefon aldım Kayserili bir okurumdan. “İsmail abi benim 11-12 yaşlarında bir çocuğum var, yıllardır bağırsak hastalığı çekmekte. Bana kara meşe ağacının kabuklarından yapraklarından bu hastalık şifa bulur, dediler. Birçok siteyi aradım sonunda sizin bu meşe ağaçları ve şifaları konusunda bir yazınızı okudum. Acaba size gelsem bu kara meşe ağacını bulmakta bana yardımcı olur musunuz?” dedi. Ben de “Hay hay tabiî ki olurum” dedikten sonra şu anımı aktardım:
    Kara meşe ağacının kurumuş yapraklı dallarını anacığım bundan elli sene önce süt pişirmek için yakardı. Bu dallar yanarken öyle çatır çutur yanmaz, sağa sola sıçramazdı. Onun etrafa saçılan beyaz küllerini bir beyaz çıkın içerisinde veya şişede saklayan analarımız çocukların ve büyüklerin karnı ağrıdığı zaman bu külden birazcık hastaya yalatır, bu kül barsakları harekete geçirir, tembel mideye hareket sağlardı. “Hadi biraz yalayıver iyi olur” derlerdi de ondan şifa bulurduk.
    Demek ki bu gün tıbbın benimsediği şifa kaynağını benim ninelerim bundan asırlarca önce çözmüşler derim. Siz ne dersiniz? Değerli okurlarım eskiden insanların öyle çok çok geysileri yoktu. Erkek giysileri içerisinde boyu tamamen kaplayan Amerikan bezinden yapılmış bir göynek ve belden dizleri ve bacakları tamamen saran bir iç donu üstüne bir yakasız göynek altında kadı biçimi denen iki taraflı bir don (pantolon) moriskin veya çulaki denen bir kumaştan yapılmış bir de çok ağır olmayan ceket… Bizde çeket denirdi, baba eşinden çocuğundan acil bir yere gideceği zaman istediği çeketimi alıver, paltomu veya kaputumu alıver gibi seslenirdi.
    Kaput dedim de insanların üst giysileri genelde Anadolu köylerinde ya bir askeriye kaputu ya da bir uzun büyükçe palto idi. Pardösü, gocuk, montkemer gibi şeyler bilinmez ve giyilmezdi. Bu palto ve kaputlar kışın insanları soğuktan koruduğu gibi yaz günleri de ekin tarlasında ve harman yerinde üç tane ağacın çatılarak yapılan bir çekli (cerge) denilen şeyin üzerine o kaput örtülür içerisine kurulan salıncağa bebek yatırılır, o yavruyu gölgelemeye yarardı.
    O yılların kadın giysileri de çok değişiklik arzetmezdi. Güzel desenli basma ve pazenlerden bir kadına don ve cübbe denen bir elbise yapılmak için 6 metre daha battal birisi için alınırsa 6.5 metre alınırdı şalvar ve cübbe dikilir giyilirdi. O yıllarda pek şalvar ismi kullanılmazdı. Alt giysiye don ve üstüne cübbe denirdi. Ayrıca cübbe ve donun içine giyilmek için pamuklu entari diye bir giysi dikerdi analarımız. O çok değerli bir giysi idi. Bilhassa kış günlerinde astar ile kumaş arasına incecik döşenen pamuk üzerinden dikiş gidilerek yapılan pamuklu entari muazzam bir giysi olurdu.
    İşte eskilerin yaşamı böyle idi sevgili okurlar. Yaşadığımız şu bolluk yıllarını Allah tekrar aratmasın. Yokluktan bolluğa yükselmek çok iyi ve hoştur, ama bolluktan yokluğa düşmek çok zor ve alışılması hayli güçtür. Sağlıcakla kalın…


    [​IMG]
     
  2. elizan

    elizan ÜYE

    5,580
    0
    0


    emeginize saglık paylaşım için tskler...
     
  3. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    165,939
    1,866
    38


    hocam ellerine saglik bizim koyde hala yun derede yikaniyor kendi cektigin bir fotografla yazinizi taaclandirdim, kaleminiz daim olsun,
     
  4. *külkedisi*

    *külkedisi* tasarımcı Tasarımcı

    4,476
    3
    0


    ah o eski güzel günler...elinize,emeğinize sağlık
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş