Emirdağ Yöresinde, Yapılan Ağıtlar, Emirdağ Yöresi Ağıtlarının Hikayesi, Dr.Ömer Faruk YALDIZKAYA' n

zahide 28 Oca 2009

  1. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    211,704
    1,930
    38


    Derleyen Dr.Ömer Faruk YALDIZKAYA





    Türkmen töresinin anlâm ve özelliğini kaybetmeden günümüze kadar geldiği Emirdağ yöresinde, ölenin ardından ağıt söyleme geleneği yıllardır sürdürülmektedir. Ağıt söyleme "ağıt yakma" olarak tanımlanır. Bu gelenek Emirdağ toplumunda o kadar yer etmiştir ki, ardından ağıt yakılmayan kişiler için "ölüsü garip oldu" denilmekte ve böyle kişiler toplumda sevilmeyen kişiler olarak görülmektedir. Bu nedenle, Emirdağ yöresinde ardından ağıt yakılmayan ölü yoktur.

    Ağıt geleneği sadece Emirdağ'da yaşayan Türkmenler arasında değil, Emirdağ'dan çeşitli vesilelerle göç edenler arasında da halen devam etmektedir. Bununla ilgili bir anekdotu sunmak istiyorum. Avrupa ülkelerinde, özellikle Belçika'da 30.000'e yakın Emirdağlı yaşamaktadır. Bunların birçoğu her yıl yaz aylarında yıllık izne gelirler. Benim de çok yakın akrabalarım orada bulunuyor. Kendilerine, Belçika'da ölenler için ağıt yakıp-yakmadıklarını sordum. Ağıtçılığı ile de tanınan dayımın hanımı Gülsüm Tapmaz " ağıt yakılmaz mı hiç? 3-5 kadın birleşir höyküre höyküre ağlarız…" dedi. Hatta, Emirdağ'da ölen yakınları için de toplaşıp ağıt yaktıklarını söyledi.

    Emirdağ'da ağıt, ölüm hadisesinin oluş şekline göre, ölü kalkmadan veya kalktıktan sonra yakılıyor. Ama, asıl ağıt yakma âdeti, ölü kalktıktan sonra başlar. Çünkü, ancak o vakit bütün eş, dost ve akrabalar "başsağlığına" gelirler. Fakat bu gelenler ölü sahibini teselli edecekleri yerde onun dertlerini tazeliyorlar. Ölüye gidip de ağlamamak ayıp sayılıyor. Ölü evine gelenlerin kimi "vah tuf"la dizlerini döğer, kimisi de ağıt söyleyerek bir görevi yerine getirmek, ölene fazla yandıklarını göstermek için ağlamaktadır. Kafiye tutturmakta güçlük çeken ağıtçılar bilinçli olarak hıçkırarak ağlarlar. Söyleyişe uygun kafiyeyi bulduktan sonra da kaldıkları yerden devam ederler. Daha da bu yükün altından kalkamayanlar bayılmayı ve kriz geçirmeyi çare olarak görürler. Bayılma olayına "diş kitlenmesi" denir. Birkaç kadın tahta kaşığın sapıyla dişleri açarak bayılan kadını ayıltmaya çalışırlar. Ayılan kadın ağıda kaldığı yerden devam eder.

    Emirdağ'da ağıt yakmakla tanınan kadınlar vardır. Topakkız (Gülsüm Köse), Halide'nin Döne (Döne Öksüz), Almalı Hanım (Akın) gibi yörede ünlü ağıtçı kadınların 60-70 yıl önce söylediği ağıtlar günümüze kadar gelmiştir. Emirdağ'da ağıt yakanlara herhangi bir ücret ödenmez. Bu iş dostluk için "hasbi" olarak yapılır.

    Ağıt yakan kadınların yanına "soyka" adı verilen ölünün elbisesi getirilir. Tabii ki bu hadise hisleri biraz daha kamçılar. Eğer ölü sahibinde de ağıt yakmak kabiliyeti varsa o vakit ağıt dialog şeklini alır. Bir dörtlük ağıt yakan, bir dörtlük ölü sahibi söyler. Buna orada bulunan başka kadınlarda dörtlüklerle iştirak edebilir. Karşılıklı söylenen dörtlükler bazen soru-cevap, bazen de atışma ve taşlama şeklini almaktadır.



    1928 yılında Çıka dayı tarafından öldürülen Cerci(Yusuf Kalender)'ye Bacısı Topakkız(Gülsüm Köse) ile Topakkız'ın kızlarından Fatma Tapmaz, Telli hanım ve Ekiz Türkmen'in karşılıklı söyledikleri ağıdı sunuyorum:

    Fatma Tapmaz: Kumaştan işlikte kadife yelek
    Beylere düşmemiş boyalı konak
    Dilerim dayım da sağlığına dilek
    Gurbanlar olurum Cerci Dayıma
    Güzel gelinlerin harcı dayıma

    Topakkız: Anamın oğlu da çınar ağacı
    Beş çobanı vardı üçü deveci
    Duymuşda geliyor şu Deli Hacı
    Hacı gelmeyince Çıka vurulmaz
    Beyime beyime Cerci beyime
    Güzel gelinlerin harcı beyime

    Fatma Tapmaz: Aşağıdan gelen onun yaylısı
    Parıl parıl parıldıyor aynısı
    Bir değilidi de iki karısı
    Dayımı dayıma Cerci dayımı
    Güzel gelinlerin harcı dayıma

    Topakkız: Ağam ata biner doğan kuş gibi
    Cemalettin ile bir kardeş gibi
    Geldi geçti hayalinen düş gibi
    Gurbanlar olurum yaralı beyim
    Bozhöyük buraya aralı beyim

    Fatma Tapmaz: Ayağına giyer parlak ilastik
    Yaylısının içi al yeşil yastık
    Mahşeremi kaldı şu bizim küslük
    Gurbanlar olurum Cerci dayıma
    Güzel gelinlerin harcı dayıma

    Telli Hanım: Açın pencereyi yeller işlesin
    Kürkünde de yaz davarı kışlasın
    Karıları istilahhı boşlasın
    Gurbanlar olurum Cerci dayıma
    Güzel gelinlerin harcı dayıma

    Ekiz Türkmen: Sabahleyin kalktım poyraz havası
    Gaterlenmiş çaldan gelir devesi
    Bu dünyada kalmışımış havası
    Gurbanlar olurum Cerci dayıma
    Güzel gelinlerin harcı dayıma

    Fatma Tapmaz: Topakev tutardı halat urganlı
    Karyolada yatar balâ yorganlı
    Hocaya da gider önü kurbanlı
    Gurbanlar olurum Cerci dayıma
    Güzel gelinlerin harcı dayıma

    Topakkız: Averen'de kırkılırdı yapağı
    Sürüden kıymetli tombul köpeği
    Çıka dayı boşmu buldu sokağı
    Gurbanlar olurum Cerci dayıma
    Güzel gelinlerin harcı dayıma

    Emirdağ'da ağıt sadece ölüm olayı ile sınırlı değildir. Bunun en güzel örneği, Millî kahraman Atatürk'ün mezârının İstanbul-Dolmabahçe sarayı'ndan Ankara'ya nakledilmesi sırasında aşağıda sunacağım Halide'nin Döne'nin söylediği ağıttır:

    ATATÜRK'E AĞIT

    Sana diyom sana Mustafa Kemal
    Riyâkâr kulların yalandan yanar
    Bu dünyada senin başına döner

    Saraya gel Gazi baba saraya
    Sen düşürdün bir soğukluk araya

    Işık dünya başımıza dar geldi
    Gazi baba hepisinden zor geldi

    Saraya gel Gazi baba saraya
    Sen düşürdün bir soğukluk araya

    İstanbul'dan Ankara'ya yürüdü tren
    Moskof'un kralı salına duran

    Saraya gel Gazi baba saraya
    Sen düşürdün bir soğukluk araya

    Paşalar içinde Gazi'dir süslü
    İresmi geçitte de milleti yaslı
    Sarayın içinde kılıcı paslı

    Saraya gel Gazi baba saraya
    Sen düşürdün bir soğukluk araya

    İsmet kondu sarayına yurduna
    Ağladı askerin düştü ardına
    Anan kızı olsayıdı yanarıdı derdine

    Saraya gel Gazi baba saraya
    Sen düşürdün bir soğukluk araya

    İstanbul'un etirafı denizden avlu
    Ne bir kızı kalmış nede bir oğlu
    Saraydan eğlenmez Paşa'nın göynü

    Saraya gel Gazi baba saraya
    Sen düşürdün bir soğukluk araya

    Ağıtçı kadının ölenin yakını olması da gerekmez. 1947 yılında, Başkonak köyünün Arzılı mahallesine bir askeri uçak düşer ve kazada iki pilot subay şehit olur. Bunun üzerine ünlü ağıtçı Halide'nin yaktığı ağıdı sunmak istiyorum.

    PİLOTLARIN AĞIDI

    Zabitlerin gözünd(e) olur gözlüğü
    Yanmış tayyaresi kalmış tozluğu
    Tükenmiş mi yiğitlerin azığı

    Dumanlı dağlardan geçemedin mi?
    Kırıldı kanadın uçamadın mı?

    Hava sisli görmemiş yolunu
    Kapmışda koyvermiş direksiyonu
    Bunlar ölmüş ölümlerin zorunu

    Dumanlı dağlardan geçemedin mi?
    Kırıldı kanadın uçamadın mı?

    Kanadım kırıldı "uçamam" demiş
    Dumanlı dağları "aşamam" demiş
    "Vay anam" demiş de yanmış can vermiş

    Dumanlı dağlardan geçemedin mi?
    Kırıldı kanadın uçamadın mı?

    Öyle ağıtlarımız var ki, gidipde dönmeyenlerin, vatan için can, bayrak için kan verenlerin ağıdı. Plevne'de, Yemen'de, Sarıkamış'ta, Çanakkale'de kalanların ağıdı. Suvermez köyünden Devecioğulları sülâlesinden Macar lâkaplı Salih'in Çanakkale'de şehit düşmesiyle, anası tarafından yakılan ağıt böyle bir ağıttır.

    ÇANAKKALE AĞIDI

    "Hücûm" demiş Alamanın zabiti
    Yavrumun kefeni asker kabutu
    Salına girmeye yoktur tabutu
    Yoksa yavrum seni vurdular m'ola
    Kefensiz gabire goydular m'ola

    Topun dumanı da ağmış havaya
    Gözlerim yavrumu dönmez sılaya
    Goltuğuna girmiş çifte sıhhıya
    Yoksa yavrum seni vurdular m'ola
    Kefensiz garibe goydular m'ola

    Çanakkale nerde, suvermez nerde?
    Her ana dayanmaz bu zalim derde
    Ahmed'in babasız eğlenmez evde
    Yoksa yavrum seni vurdular m'ola
    Kefensiz garibe goydular m'ola

    Derinimiş Çanakkale deresi
    Goygunumuş şehidimin yarası
    Acıya dayanmaz garip anası
    Yoksa yavrum seni vurdular m'ola
    Kefensiz garibe goydular m'ola

    Senin yavrum beşik ile belede
    Yadigârın galdı yavrum geride
    Bir gelin eğlenmez ıssız bir evde
    Yoksa yavrum seni vurdular m'ola
    Kefensiz garibe goydular m'ola

    Bir günüm doğarda, bir günüm batmaz
    Şu ıssız evlerde bir gelin yatmaz
    Oğlumun yerini kimseler tutmaz
    Yoksa yavrum seni vurdular m'ola
    Kefensiz gabire goydular m'ola

    Emirdağ yöresi ağıtlarında, değişik bir anlatım tarzı kullanarak ölenin iyi yönlerini anlatır. Nasıl öldüğü, ölümünün ne gibi sonuçlar doğuracağı anlatılır. Kocası öldükten sonra çocukları ile birlikte evden çıkarılacağından korkan kadın bu endişesini ne güzel ifade ediyor:

    Abdil ağam hatırıma değerse
    İzzet ağam dükkanından kovarsa
    Beş tane guzumda boyun eğerse
    Kapıdan kovsalar ben yine gitmem
    Beş tane guzumu ben öksüz etmem
    ( Bayram beyin ağıdından )

    Bir başka ağıtta da buna benzer ifadelere rastlıyoruz:

    Dayım öğkecektir beni kovarsa
    Abdil ağam hatırıma değerse
    Nuri'm de kapıdan boyun eğerse
    Üç tane guzuyu ben öküz etmem
    ( Emir ağanın ağıdından )

    Bazı ağıtlarda ölü sanki konuşuyormuş gibi bir hava vardır. Adi bir suçtan dolayı hapse düşen bir süre sonra hapisten kaçan Demircili köyünden Gıldolak lâkaplı Mehmet Kantar, Emirdağlıların Karataş mevkiinde müfreze tarafından vurulur. Vurulması üzerine yakılan ağıtta :

    Gıldolak demeyin Mehemmet deyin
    İşte ben ölüyom adımı goyun
    Gınamam komşular sizler de duyun
    Alınan avlandım ona yanarım

    Ceviz dalı gibi sallanamadım
    Mavzer omuzumda davranamadım
    Dostum düşman imiş ben bilemedim
    Ben bin elâ gözlü yârden ayrıldım

    Yöremizde, ölmeden önce kendi ağıdını söyleyenlere de rastlanmaktadır. Ailesi tarafından sevdiği gençle evlendirilmeyen ve zorla amcasının oğluna verilmek istenen Hamzahacılı köyünden Rabia adlı genç kız, intihar etmeden önce kendi ağıdını yazmıştır.

    Altınıma ben boynuma dizerim
    Ağlayı ağlayı destan yazarım
    Zorunan kötüye veriyor babam
    Ölümünen olsa gene bozarım

    Keşif geldi kapımıza dayandı
    Sarı saçlar fışkılara boyandı
    Sana diyom sana ey zalim baba
    Biricik kızına nasıl dayandı

    Evimizin önü üç dallı kiraz
    Bir yanı kırmızı, bir yanı beyaz
    Kutnu yorganlarda yatmaz iken
    Fışkının içinde ne aman ayaz

    Ağıtlarda halk şairlerinin eserlerinden, daha evvelki ağıtlardan parçalar bulunabiliyor. Bunların mevzu ile en çok alâkalı ve ağıt haline gelmeye elverişlilerinden mısralar, beyitler, hatta bazen ufak değişikliklerle kıt'alar alınıyor. Bir ağıttaki,

    Ağam ata biner bağrı yukarı
    Silah takınır da gümüş tokalı
    Babanız oldu da öte yakalı
    Babasız kızımı gelin ediyom
    ( Esad ağanın ağıdından )

    mısraları ile bir başka ağıttaki,

    Dayım ata biner uyru yukarı
    Sim kılıç takınır altın tokalı
    Acısı burada öte yakalı

    Niye godun gittin allı gelini
    İleri durdunda verdin serini
    ( Atağ beyin ağıdından )

    1981 yılında, Karacalar köyünden " sini " çalıp, türkü söylemesiyle tanınan Kepaze'nin Nuri ( Nuri İN )'den derlediğim türkünün bir dörtlüğündeki:

    Karacalar derler derenin içi
    Gıyak gelinlerin sallanır saçı
    Gelin arkadaşlar yanıma gelin
    Yüklenmiş gidiyor gelinin göçü

    mısraları, Hamzahacılı köyünden Rabia'nın ağıtı'nda şöyledir:

    Hamzahacılı derler derenin içi
    Yârden ayrılanın sallanır saçı
    Ne sen bana doydun nede ben sana
    Yüklendim gidiyom ardıma göçü

    Türküde yer alan Karacalar köyü dere içinde, çukur bir arazide kurulmuştur. Oysa, Hamzahacılı köyü düz, ovalık bir arazidedir. Bu nedenle, ağıttaki ilk iki mısranın kafiye tutturmak, ağıda ahenk kazandırmak için doldurma mısralar olarak kullanıldığını görüyoruz.

    Sonuç olarak, Emirdağ'da ağıt geleneği sürüp gidiyor. Emirdağ'ın köylerinden bir çoğunu gezdim bir çok ağıt dinledim ve derledim. Bunların bir kısmını " Her yönüyle Emirdağ " adlı kitabımda yayınladım. Bu konudaki çalışmam halen devam etmektedir.

    Bu çalışmanın bizden sonra yapılacak çalışmalara basamak teşkil etmesi dileğiyle, derlediğim bir kaç ağıdı sunuyorum.


    AĞITLARDAN ÖRNEKLER

    Ceylan Elmas, bir ailenin tek erkek çocuğudur. Elektrik çarpması sonucu ölür. Ölümü üzerine daysının kızı tarafından aşağıdaki ağıt yakılır.

    Direkten tutmuşda yakmış elini
    Yetişip de soramadık halini
    Neymiş halam da oğluyun suçu
    Savcı, polis çevirmişler yanını

    Bir bavulda kitapları basılı
    Kendi resmi başucunda asılı
    Kurbanlar olurum gademsiz halam
    Gayri Ceylan'ından ümit kesildi

    Hemi berber idi hemi talebe
    Düğün mü ediyon başın kalaba
    Gurbanlar olurum garip Ceylan'ım
    Halamı goyup da gitme mezara


    ESAD AĞA'NIN AĞIDI

    Ağıt 1963'de karısı Fadime hanım tarafından yakılmıştır.

    Göğüs yayla derler sivri kaleli
    Yaylaya göçerdik gater develi
    Gelir ağaların boynu kefeli
    Gurbanlar olurum kibar beyime
    Kır atın üstünde kibar beyine

    Ahırıma besereğim bağlanır
    Ağnağımda çifte gater yağlanır
    Kızın gelin olur, oğlun evlenir
    O zaman isterim yadın oğlunu

    Ağam ata biner bağrı yukarı
    Silah takınırda gümüş tokalı
    Babanız olduda öte yakalı
    Babasız kızımı gelin ediyom

    Ağam dayanmadan binerdin ata
    Daha yol mu kaldı gabirden öte
    Biz bilerek ağamıza yapmadık hata
    Gurbanlar olurum aslan beyime

    Ağam beygirini çeker bayıra
    Öksüz çocukların Allah gayıra
    Ben de güvenmiyom işin sonuna
    Gözle yavrularım baban gelecek

    Bir ıvga geldi de boyumu aştı
    Kızın gelin oluyo tebdilim şaştı
    Babalı zamanlar aklıma düştü
    Gadir mevlâm gediciğin oldu mu?
    Kötü gader dediciğin oldu mu?

    Hemi ağayıdı, hemi beyidi
    Ardımı verdiğim karlı dağıdı
    Bir gün evvel kibar beyim sağıdı
    Sen ölüp de kalışıma ne dersin?
    Benden evvel gidişine ne dersin?

    Çıkar çıkar merdiveni dinlenir
    Erzurum'da, Kayseri'de söylenir
    Feryadıma hep bülbüller dillenir
    Gurbanlar olurum kibar beyime


    KUBAT OĞLU ABDİL'İN AĞIDI

    Karacalar köyünden Abdil Kubat'ın ölümü üzerine, karısı tarafından aşağıdaki ağıt yakılmıştır.

    Abdil ağam Kubatların yiğidi
    Köyünün içinde sanki beyidi
    Dilden dile destan olsun ağıdı

    Eşime eşime Abdil eşime
    Yârime ağlarım kendi başıma

    Aldığı motoru goşulu kaldı
    Atlarının alnı poşulu kaldı
    Yeni yaptığı ev döşeli kaldı

    Eşime eşime Abdil eşime
    Yârime ağlarım kendi başıma

    Yandım bu ateşe kavruldu özüm
    Bir oğlum olsaydı deseydim guzum
    Babasız yetimdir üç tane gızım

    Eşime eşime Abdil eşime
    Yârime ağlarım kendi başıma

    Cenazesi geldi Emirdağ'ından
    Ciğerlerim sökülüyor bağından
    Figân koptu Karacalar köyünden

    Eşime eşime Abdil eşime
    Yârime ağlarım kendi başıma

    Eşi, dostu Karacalar almadı
    Gınaman komşular aklım kalmadı
    Herkes geldi Abdil ağam gelmedi

    Eşime eşime Abdil eşime
    Yârime ağlarım kendi başıma


    KAYNAKLAR

    (1) Konya Halkiyat ve Harsiyatı, S. Nüzhet-M. Ferit, Sh-109
    (2) Halk Edebiyatına Giriş, Prof. Dr. Şükrü Elçin, Sh-287
    (3) Edebiyat Araştırmaları, Prof. Dr. Fuad Köprülü, Sh-90
    (4) Oğuzlar, Prof. Dr. Faruk Sümer, Sh-405
    (5) Eski Türk Dini Tarihi, Prof. Dr. Abdülkadir İnan, Sh-61

    KAYNAK KİŞİLER

    1- Elif Yaldızkaya, 80 yaşında, Ev kadını, 2 çocuklu, Okur-yazar değil.
    2- Dudu Kâhya, 75 yaşında, 5 çocuklu, Okur-yazar değil.
    3- Döne Kocaman, 64 yaşında, 7 çocuklu, Okur-yazar değil.
    4- Gülsüm Tapmaz, 61 yaşında, 6 çocuklu, Okur-yazar değil.
    5- Fakı Edeer, 36 yaşında, Mahalli sanatçı, İlkokul mezunu.
    6- Ulviye Yaldızkaya, 50 yaşında, Ev kadını, 5 çocuklu, Okur-yazar değil.



    Alintidir.


     
  2. erhan

    erhan ÜYE

    66
    0
    0


    Ynt: Emirdağ Yöresinde Yapılan Ağıtlar

    abla valla eline emeğine sağlikçokharika ama valla insdanin dertlerini tazeliyor ya
     


  3. Ynt: Emirdağ Yöresinde, Yapılan Ağıtlar,

    efendim bu yazinin sahibi sayin dr omer bey e ilgi duyan herkese aktarmak isterim , dr omer bey belcikada 30 bin emirdagli oldugundan soz etmektedir , sanirim bi yanilma var 2008 sonu itibariyel belcikada emirdagli 50 bin kisi yi asmis durumdadir onemli bi rakkam 20 bin o yuzden hatirlatmak istedim musadenizle ve ikince bi bilgi daha vereyim belcikada 2008 sonu kayitlarina gore 210 bin turk vatandasi yasmaktadir , ve kayitli olmayan yani illegal(yasa disi) yasanyanlar bu sayi disindadir , tahmini bilgilire gore 10 binin uzerinde belcikada kacak turk vatandasi yasamaktadir , bilgilerinze arz olunur efendimm , selamet ve salim olun, selam ile......
     
  4. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    211,704
    1,930
    38


    yeniden bakılsın
     
  5. arnavutali

    arnavutali ÜYE

    1,825
    0
    0


    [​IMG]
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş