Danyal (a.s.) b hızkıl kimdir hayadı, Danyal as kimin soyundadir, Danyal as Hangi kavme liderlik etm

tersinim 21 Mar 2013

  1. tersinim

    tersinim ÜYE

    535
    0
    0


    [​IMG]






    Danyal b. Hızkıl (a.s.), Süleyman b. Davut (a.s.) soyundandır.

    Buhtunnasır’ın Beytülmakdisi yıkarak İsrail oğulları çocuklarını esir aldığı ve aralarından seçip kumandanları arasında paylaştırdıkları arasında Danyal’da (a.s.) bulunmaktaydı.

    Çocuklar biraz büyüyüp, gelişince Babil halkından bazıları onlardan rahatsız oldu. Buhtunnasır’ın yanına giderek:

    -Ey Buhtunnasır! İsrail oğulları çocuklarından esir edilenleri vermeni biz senden istemiştik. Sende onları aramızda paylaştırmıştın.

    Vallahi onlar yanımızda olalıdan beri kadınlarımızın bizi tanımadıklarını, yalnız onlarla ilgilendiklerini ve yüzlerini yalnız onlara çevirdiklerini görüyoruz.

    Bu ise bizi çok rahatsız etmektedir.

    Sen şu çocukları ya aramızdan çıkarıp başka yerlere gönder, ya da hepsini öldür dediler.

    Bu isteğe karşı Buhtunnasır:

    -Ben onlara size verdim. Onlar artık sizlere aittir.

    Geri almak ya da öldürmek bana yakışmaz.

    İçinizden kim yanındaki çocuğu öldürmek isterse öldürsün diye cevap verdi

    Bunun üzerine Babil halkı yanlarındaki çocukları öldürmeye başladılar.

    Öldürülmeye hazırlanılan çocuklar arasında Danyal (a.s.), Hananya, Azarya ve Mişayel’de vardı.

    Danyal (a.s.) öldürülmek üzere götürüldükleri zaman Rabbine:

    -Ya Rabbi!

    Biz öldürülmek üzereyiz. Biz Sana sığınıyoruz. Sen Bizleri koru. Şu zalimlerin zulümlerini üzerimizden geri çevir diye dua etti.

    Bu sırada Buhtunnasır bir rüya görmüş, rüyasında çok fena korkutulmuş, fakat uyanınca ne ile korkutulduğunu unutmuştu.

    Danyal’ın (a.s.) duasını duyan Buhtunnasır:

    -Şu çocuklar Rablerine sığınmışlardır. Onları öldürmek bize uğursuzluk getirir.

    Belki de beni korkutan şey ondadır. Siz onları öldürmeyin diye haber gönderdi.

    Bunun üzerine üç çocuk öldürülmeyip, kendi hâllerinde ölmeleri için bir zindana atıldılar.

    Bir zaman sonra Buhtunnasır aynı şekilde kendini korkutan bir rüya daha gördü.

    Kendini neyin korkuttuğunu yine unutmuştu.

    Hemen kâhinlerini, müneccimlerin çağırıp, rüyasından hatırladıklarını onlara anlattı ve tâbirini istedi.

    Fakat kâhin ve müneccimler tâbir edip, yorumlayamadılar. Bundan âciz kaldılar.

    Danyal (a.s.) zindanda arkadaşları ile bulunduğu sırada bunu işitti.

    Zindancı başı öteden beri hâl ve gidişatındaki güzellikten, doğruluktan dolayı Danyal’ı (a.s.) ve yanındakileri sevmekte, onlara saygı duymaktaydı.

    Danyal (a.s.) zindancıya:

    -Ey zindancı! Sen bana istersen bir iyilik yap. Sahibiniz katında aracı ol da görmüş olduğu rüyayı ona doğru olarak yorayım dedi.

    Zindancı da gerçekten sayıp, sevdiği Danyal (a.s.) ve arkadaşlarına bir iyilik yapmak için yanıp tutuşuyordu.

    Bu nedenle tereddüt etmedi. Hemen Buhtunnasır’ın yanına giderek:

    -Ey Buhtunnasır! Zindanında öyle bir Zat vardır ki O peygamberler soyundandır.

    Rüya tabirini de iyi bilir. Yorumlanmakta âciz kalınan rüyanı yorumlamak ister.

    Sen Ona izin ver dedi.

    Buhtunnasır:

    -Peki! İzin verdim. Sen Onu huzuruma getir dedi.

    Danyal’ı (a.s.) huzura getirdiler.

    Buhtunnasır’ın önünde secde etmedikçe kimse duramazdı.

    Fakat Danyal (a.s.) secde etmedi, karşısında ayakta dimdik durdu.

    Buhtunnasır Ona:

    -Ey çocuk! Seni önümde secde etmekten alıkoyan şey nedir?

    Önümde niçin secde etmedin? Diye sordu.

    Danyal (a.s.):

    -Ey Kral! Benim bir Rabbim vardır. O Bana hikmet ve ilim verdi. Kendisinden başkasına secde etmememi bana emretti.

    Ben de bunun için Ona ahit ve misak verdim.

    Eğer önünde secde edersem verdiği hikmet ve ilmi benden çekip almasından, sonra da helak etmesinden korkarım dedi.


    Buhtunnasır Danyal’ın (a.s.) verdiği cevaptan dolayı hayrete düştü. Biraz düşündükten sonra:

    -Peki! Önümde secde etmemen Sana verilen ilmin gereğiyse o zaman secde etme.

    Böylece ahdine vefa etmiş ve Sana verilen ilmin şerefini yükseltmiş olursun dedi.

    Sonra rüyasından hatırladıklarını söyleyip:

    -Ey kutlu Zat! Sen de gördüğüm şu rüyanın ilmi ve yorumu var mıdır? Diye sordu.

    Danyal’da:

    -Evet! Rabbim bana rüya tâbir ve yorumu ilmini vermiştir.

    Yalnız Sen rüyanın eksik kalan tarafından haber ver dedi.

    Buhtunnasır’da:

    -Ben rüyanın eksik tarafını unuttum dedi.

    Danyal:

    -Ey kral! Rüyanın hepsini haber vermezsen Ben onu tam olarak yorumlayamam. Yorumum anlattığın gibi eksik olur dedi.

    Buhtunnasır kızarak:

    -Ey çocuk! Eğer siz rüyamın yorumunu doğru ve tam olarak bana haber vermezseniz omuz kemiklerinizi kökünden söktüreceğim diye bağırdı.

    Danyal (a.s.) Buhtunnasır’ın huzurundan çıkıp zindanına geri döndü. Durumu arkadaşlarına anlattı.

    Hep birlikte Allah’a (c.c.) dua ve niyazda bulundular. Kendilerine yardım etmesini, sorulanın yanıtını öğretmesini dilediler.

    Yüce Allah’ta (c.c.) Danyal’a (a.s.) sorulanın yanıtını öğretti.

    Hepside hemen secdeye giderek hamt ve şükrettiler. Sonra Buhtunnasır’ın yanına vardılar.

    Ona:

    -Ey Buhtunnasır! Sen rüyanda bir heykel görmüştün dediler.

    Buhtunnasır biraz düşününce:

    -Doğru söylediniz dedi.

    Danyal (a.s.) ve arkadaşları:

    -O heykelin ayakları ve bacakları seramikten, diz ve baldırları bakırdan, başı ve boynu ise demirden yapılmıştı dediler.

    Buhtunnasır yine:

    -Doğru söylediniz dedi.

    Danyal (a.s.) ve arkadaşları tekrar:

    -Sense karşısında onu hayranlıkla seyretmedeydin.

    Bu sırada Allah (c.c.) gökten o heykelin üzerine bir kaya gönderdi de onu un ufak ediverdi.

    Bu öyle dehşetliydi ki rüyanı unutturdu. Rüyanı sana unutturan buydu dediler.

    Buhtunnasır irkilerek:

    -Yine doğru söylediniz dedi.

    Danyal (a.s.) ve arkadaşları:

    -Ey Buhtunnasır! Gördüğün rüyanın yorumu şöyledir.

    Sana kralların kudret ve tasarrufları gösterilmiştir.

    Onların bazılarının kudret ve tasarrufları diğerlerine göre daha yumuşak, daha gevşektir.

    Kimisinin kudret ve tasarrufları diğerlerinden daha güzeldir.

    Kimisinin de daha sert, daha katıdır.

    İlki seramik olup, o kudret ve tasarrufların en zayıfı ve gevşeğidir.

    Sonra bakır gelir ki o ilkinden daha üstündür.

    Bakırın üstündeki gümüş olup, o; her ikisinden daha güzel, daha üstündür.

    Sonra gümüşün üstünde altın olup, o; hepsinden daha güzel, daha üstündür.

    En üstteki demir ise senin kudret ve tasarrufundur.

    O hükümdarların en zalimi, daha önce gelenlerin en katısıdır.

    Üzerine gelen, Allah (c.c.) tarafından gönderilen Kaya ise ahir zaman peygamberi ve Onun Kitabıdır.

    O seni ve senin gibileri ufalayacak, un ufak edecek, emir yalnız Onun olacak, Ona varıp dayanacaktır dediler.

    Buhtunnasır Danyal’ın (a.s.) söylediklerinden korktu.

    Fakat gerçeği görecek kadar akıllıydı.

    Bu nedenle Ona ve arkadaşlarına pek çok ikramlarda bulundu.

    Danyal’ı (a.s.) sık, sık huzuruna dâvet etmeye başladı. Onu üstün mevkilere getirdi.

    Danyal (a.s.) Buhtunnasır’ın yanında insanların en üstünü, en şereflisi oldu.

    Buhtunnasır’ın ölümünden sonra yerine Lührasb, Lührasb’ın ölümünden sonrada Beştasp B. Lührasb geçti.

    Beştasp’ta Şam ülkesinin yıkık ve harap olduğunu, Filistin topraklarında vahşi hayvanların çoğaldığını insanların ise hiç olmadığını öğrenince:

    -İsrail oğullarından Babil’de oturanlardan isteyen Şam bölgesine gidebilir diye emir çıkardı, nidâ ettirdi.

    Toplananların başına da Davut hanedanından bir kral geçirilmesini emretti.

    Böylece İsrail oğulları yıllar süren bir esaretten sonra tekrar ülkelerine dönebildiler.

    Bu sırada Zülkarneyn (a.s.) pek çok ülkelere seferler düzenlemişti.

    Bu seferler sonunda Âdem’in (a.s.) Mahzeninde saklı tutulan, üzerinde gelmiş geçmiş ve gelecek bütün peygamberlerin suretleri çizili cennet ipeklerinden dokunmuş kumaşı bulmuş, Danyal’a (a.s.) vermişti.

    Danyal’da (a.s.) gördüğü suretleri bölük, bölük başka ipek kumaşlara çizdi.

    Bu suretler Zülkarneyn’in (a.s.) getirdiği suretlerle aynı idi.

    Bu suretler kraldan krala geçe, geçe sonunda Kayzer Hiraklius’a kadar geldi.

    O da sandıklarından çıkararak Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) elçilerine göstermiştir.

    Danyal (a.s.) bir müddet Babil’de oturdu.

    Huzistan taraflarında kuraklık ve kıtlık baş gösterince teberrük etmek, bereketlenmek üzere Huzistan halkı Danyal’ı (a.s.) kendilerine göndermesini Babil kralından istediler.

    Babil kralı Danyal’ı (a.s.) yanından ayırmak istemedi.

    Daha sonra rehin verilen elli adam karşılığı Danyal’ı (a.s.) Huzistana göndermeye razı oldu.

    Danyal (a.s.) Huzistanın Sus şehrine varıp, orada oturdu.

    Onu duasının bereketiyle kuraklık ve kıtlık bitti.

    Fakat Huzistan halkı onu Babil’e iadeye yanaşmadılar.

    Danyal (a.s.) Allah’ın (c.c.) dilediği kadar yaşadıktan sonra orada vefat etti.

    Huzistan halkı cesedini mağara gibi bir yere koydular.

    Mağaranın ağzına bir kapı yaptılar, kapıyı kilitlediler.

    Kilidini gümüşle mühürlediler.

    Yüzyıllar sonra İslâm orduları buraya geldiğinde orduların komutanı Ebu Musa El Eş’ari (r.a.), girişinde mühürlü bir kapı bulunan bu mağarayı gördü.
    Ora halkına:

    -Burada ne vardır? Diye sordu.

    Onlar da:

    -Ey emir! Orada işine yarayacak bir şey yoktur dediler.

    Ebu Musa (r.a.) kapının açılmasını emretti. Ancak kapı kırılarak açılabildi.

    Ebu Musa (r.a.) mağarada uzun boylu bir adamın cesedini gördü.

    Huzistanlılara:

    -Şu ceset kimindir? Diye sordu.

    Onlar da:

    -O adam Iraklı olup elli adam karşılığı uzun zaman önce Onu buraya getirmiştik.

    Irak halkı yağmurlar kesildiği; kuraklık ve kıtlık baş gösterdiğinde şu Kişiyi sebep tutarlar, onunla tevessül ederler, yağmurla sulanmak isterler, O dua edince yüzü suyu hürmetine yağmurla sulanırlarmış.

    Iraklılar kuraklığa uğramadıkları sıralarda biz yağmursuzluktan kuraklığa, kıtlığa uğramışız.

    Iraklılara haber salıp O kutlu kişiyi vesile kılarak yağmur dileyelim diye Onu bize yollamalarını istemişiz.

    Fakat Iraklılar göndermeye yanaşmamışlar.

    Ancak karşılığında elli adam rehin bırakılınca razı olmuşlar.

    Biz kendisi ile tevessül etmiş; Onun duası hürmetiyle yağmurla sulanmış, kıtlıktan kurtulmuşuz.

    Bunun üzerine biz Onu Irak’a iade etmeme kararına varmışız.

    O da aramızda bir müddet oturmuş, sonra da vefat etmiş.

    İşte Onun hâli ve öyküsü budur dediler.

    Bunun üzerine Ebu Musa (r.a.), halife Hz. Ömer’e (r.a.) bir yazı yazıp, ne yapması gerektiğini sordu.

    Hz. Ömer (r.a.) din ulemalarına bu kişinin kim olabileceğini sordu. Fakat hiç kimse bu soruya bir cevap vermedi.

    Durumu öğrenen Hz. Ali (k.v.):

    -O zat Danyal (a.s.) hâkimdir. O resul olmayan nebilerdendir.

    O Buhtunnasır ve ondan sonra gelen meliklerin yanında bulunmuştu dedi.

    Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.):

    -Ey Ebu Musa! Bulduğun o kişi Danyal’dır (a.s.). Sen Onu kefene sar, kokular sür.

    Üzerine cenaze namazı kıl.

    Sonra peygamberlerin gömüldüğü gibi göm.

    Mağaraya bak. Mal bulursan beytülmâle koy diye emretti.

    Ebu Musa (r.a.) emredilen gibi yaptı.

    Danyal’ı (a.s.) kefenledi, kokular sürdü. Üzerine cenaze namazı kıldı.

    Sonra Sus ırmağını bir başka yöne akıtarak yatağına bir mezar kazdırdı.

    Danyal’ı (a.s.) oraya defnettikten sonra ırmağı eski yatağına döndürdü.




    [​IMG]
     
  2. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    211,704
    1,930
    38


    allah razi olsun hocam,
     
  3. tersinim

    tersinim ÜYE

    535
    0
    0





    [​IMG]

    Aferin, çok güzel. Ellerine, kollarına, gönlüne sağlık.

    Al sana bir armağan;)
     
    Moderatör tarafından düzenlendi: 21 Mar 2013
  4. asil_asi

    asil_asi ÜYE

    3,267
    0
    0


    emeğine saglık
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş