Beş Yaşındaydım, isimli ayrılık şiirleri,memleket özlemi ayrılık şiirleri, güzel anlamlı duygusal re

minæ 30 Haz 2014

  1. minæ

    minæ <img src=" http://www.besnihaber.com/images/smod.g

    2,654
    3
    0



    Beş yaşındaydım, beş bahar yaşamıştım,
    Karı eksilmeyen yüce dağların koyaklarında.
    Ak başlı kartal yuvalarında palazlanırdı,
    Beyaz kalpaklı, siyah çerkeskalı Abrekler.
    Gökte çarpışan gümüş kabzalı kamaların
    Kıvılcımları yağardı parlayan gözlerime.
    Hayallerim vardı gelecek günlerimden avans.
    Hani, düşecekti dişlerim, sevimli olacaktım
    Sonra saçlarım örülecekti temmuz güneşinde.
    İnce belli, beyaz gerdanlı bir sülün olacaktım
    Ve sevdiklerimin yüreğine usulca süzülecektim
    Bitimsiz sevdaların akordeonları eşliğinde.

    Thamate meclislerinden övgüler duyacaktım,
    Sabır taşı dedemin sakallarını okşayacaktım.
    Şömine önünde, köz başında güngörmüşlerden
    Arkası yarın ocak başı masallar dinleyecektim.
    Sevilecektim, övülecektim ve şımaracaktım.

    Düğün evlerinin sulanmış toprak avlularında
    Özgürce koşacaktım elimde kurabiyelerle.
    Toprak damlarda annemin eteğine tutunarak
    Kayan bembeyaz asil kuğuları izleyecektim.
    Ve ak gerdanlı, nazlı asil bir kuğu olacaktım
    Ahhh! Bitimsiz hayallerim, isimsiz çocukluğum…

    Islanacaktı biteviye yağmurlarında saçlarım.
    Yağmurların ki yanağımdan usul usul süzülür,
    Gözyaşı olur, vedayla damlardı hüzünlü bağrına.
    Rüzgarın savururdu saçlarımı özgür ufuklara.
    Pul pul parlardı, göz alırdı güneşi üşüten karın.
    Avlumdun, evimdin, ekmeğimdin, suyumdun.
    Ruhumdun, umudumdun ve ezeli yurdumdun

    Beş yaşındaydım, beş bahar yaşamıştım.
    Lakin bu bahar kan sıçramıştı, mayısın al yanağına.
    Elbruz’un kuban’ın Nart’ların şah damarından
    Şebnemler gözyaşı devşirirdi Kafkas ağıtlarından,
    Eğilmiş, zamanı kolluyor baykuşlar saçaklardan.
    Köz başında çok acıklı ağıtlar dinlerdim yaşanmış,
    İç çekerek anlatırdı ninem iç sızısını, hüzünlerini,
    Zalim Zass’ın malum utanç kör mızrakları ucunda,
    Kanlı sakallar uçuşurdu rüzgarda, o tepe başında.
    Suskun dedemin gözlerinden iki damla yaş düşerdi,
    Düşen iki damla yaş ben olur düşerdim boşluğa…
    Yalazlar korkunç resimler çizerdi ürkek yüzümde
    Yorgun gözlerimde kaybolunca alevlerin kızıl gölgesi
    Vebalı düşlerimi acımasız umacılar basardı zamansız.

    Beş yaşındaydım beş bahar yaşamıştım
    Korkunç hışırdardı karanlık ormanların zifiri yaprakları,
    Huysuz at kişnemeleri sarardı derinden uzak vadileri
    Ve zincir, üzengi, nal sesleri yankılanırdı kulaklarımda
    Sonra amansız ağıtlar kaplardı o mehtapsız gökleri
    Simsiyah atlılar eğilirdi zifiri yaprakların altından
    Zincirleri, üzengileri, gümüşleri parlardı karanlıkta.

    Beş yaşındaydım beş bahar yaşamıştım.
    Yampiri yamyamların nefti gölgesi düşerdi köyüme
    Destursuz dalardı isterik cellatlar serçe yüreğime
    Gövdemden büyük tekmeler daraltırdı nefesimi,
    Sızlatırdı kanlı parmakları incecik kaburgalarımı.
    Ellerinde bilenmiş kinler, keskin ve çelik aletler…
    Acımasızca yürek, böbrek, ciğer söker gibi
    Yuvamdan, topraktan, kucaktan söküyorlardı
    Sevimliydim ama yüzüme bile bakmıyorlardı.

    Beş yaşındaydım beş bahar yaşamıştım
    Dipçiklerle süngülerle vurdular ölüm kıyısına
    Donmuş bebekleri kucağından bırakmayan anneler
    Ölmüş annesinin göğsünde süt arayan bebekler
    Kefenlerden metelik damıtan, tamahkar gemiciler…

    Et tırnaktan ayrılıyor, yürek kafesten sökülüyordu
    Ağlaşıyordu çaresizce kıyıda dolunay yeminlileri…
    Ve üşüyordum! Düşüyordum ölüm gemisinden.
    Azgın dalgalar üstüme köpükten bir kefen geriyordu
    Can bu! Tek gözüm eğreti kalıyordu suyun üstünde
    Son kez görüyordum balıklara yem atan gemicileri
    Ve karışıyordu annemin simsiyah saçları dalgalara
    Düşüyordu denize, babamın kıyamet ve soğuk yüzü
    Ardından çığlıklar, yüzen kalpaklar, şişmiş cesetler…

    Beş yaşındaydım beş bahar yaşamıştım
    Bir buçuk asırdır kulaç atıyorum yitiklerime
    Hıçkırık rüzgar eser Elbruz’dan kesik kesik
    Ağlamaklı bir hüzün yayılır mızıka körüklerinden
    Ben ağlarım, ardı sıra yaslı karanfiller ağlar
    Asil Kafkas kuğuları daha ağır kayar yokluğa
    Şimşekler çakar, Çakır’ların kurşun gözlerinde
    Ve ben bir buçuk asırdır onları izlerim ümitle

    Yetmez meşaleler yakmanız, dualarla anmanız
    Yahut kıyılarda kırmızı karanfillerle ağlamanız
    Yaslı bedeninizle sarılın yetim, yitik ruhumuza,
    Çifte su verin çelikten destansı onurumuza
    Sözüm olsun ağlamayacağım körpecik bedenime
    Üzülmeyeceğim gamzelerime, yetmemiş ömrüme
    Kurduğum ve kavuşamadığım yitik hayallerime…
    Korkmayacağım ressam Ayvazovski’nin puslu,
    Fırtınalı, alaboralı hırçın bensiz denizlerinden.

    Bir buçuk asırdır uykusuzum, acıyor gözlerim
    Uğulduyor kulaklarım, binlerce vurgun yedim
    Yoruldum artık uyumak istiyorum, ser yamçını
    Al, Elbruz’un yaslı yamacına, usulca yatır beni
    Sende yaşamak istiyorum, boğulan çocukluğumu..




    [​IMG]
     
  2. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    193,686
    1,396
    38


    Çok güzel paylaşım canım ellerine sağlık,
     
  3. minæ

    minæ <img src=" http://www.besnihaber.com/images/smod.g

    2,654
    3
    0


    tşk ederim ablam yüreğine sağlık...
     
  4. ::ÇisiL::

    ::ÇisiL:: ÜYE

    30,801
    10
    0


    Paylaşım için teşekkürler,
    Emeğinize sağlık,
    Çok güzell...
     
  5. minæ

    minæ <img src=" http://www.besnihaber.com/images/smod.g

    2,654
    3
    0


    güzel yorumlarınıza çok teşekkür ederim...
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş