Allah'ü Teala Birdir isimli dini islami hikaye örnekleri, yeni eklenen kıssadan hisseler

EFSANE GENC 6 Tem 2019

Konu etiketleri:
  1. EFSANE GENC

    EFSANE GENC tasarımcı Tasarımcı

    358
    11
    0


    ALLAHÜ TEÂLÂ BİRDİR


    Papazların asl iddiâları, hıristiyanlık ile islâmiyetin hakîkatini karşılaştırıp, hangisi daha hak, daha doğru ise, onu kabûl etmek imiş. Bunlara cevap olarak, Kur'an-ı kerim ile İncîl diye neşrettikleri kitaplarını, kitabımızın baş tarafında karşılaştırmıştık. Burada, hıristiyanlar ile müslümanların îtikat [inanç] esaslarını karşılaştırmağı da, lüzûmlu gördük. Naklî delîllerden sarf-ı nazar ederek, aklî delîller ile, bu mes'elenin tafsîlatına başlıyoruz.

    Hıristiyanların en mühim îtikatları, üç tanrı yâni teslîstir. Onlara göre, hâşâ tanrı üçtür: (Allahü teâlâ, Îsâ aleyhisselâm ve Ruh-ül-kuds). Hâlbuki İncîlde, Îsâ aleyhisselâm için (oğlum) denilmesi fazla sevgiyi göstermek içindir. Elde mevcut İncîl denilen kitaplarda diyor ki, (Îsâ aleyhisselâm ilim, kudret ve bütün sıfatlarda, Allahü teâlâya müsâvîdir. Çarmıha gerilip, öldürülmesinden sonra, sekiz gün Cehennemde yanıp, Pavlosa göre, hâşâ lânet ağacına çıkıp, sonradan semaya yükselmiş, kürsîsini Babanın sağına koyarak, yaratma ve îcâd işini eline almıştır. Şimdi, hükm oğuldadır. Kıyâmette de, hâkim-i mutlak Îsâ olacağından, [hâşâ] Baba amelden uzak kalmıştır.)

    Müslümanların îtikatına göre, Allahü teâlâ birdir. Zâtında ve sıfatlarında ortağı ve benzeri yoktur.

    [Resûlullahın sünnetine, yoluna tam yapışan hakîkî müslümanların, Allahü teâlâ hakkındaki doğru îtikatlarını en güzel şekilde anlatan, İmâm-ı Rabbânî müceddid-i elf-i sânî Ahmed Fârûkî Serhendî (Mektûbât) kitabının ikinci cilt, altmışyedinci mektûbunda buyuruyor ki:

    (Biliniz ki, Allahü teâlâ, kadîm olan [hiç yok olmıyan] Zâtı ile vardır. Ondan başka herşeyi, O yaratmıştır. O, sonsuz olarak var idi. Yâni, kadîmdir, ezelîdir. Yâni hep var idi. Varlığından evvel yokluk olamaz. Ondan başka herşey, yok idi. Bunların hepsini, O, sonradan yarattı. Kadîm ve ezelî olan, bâkî ve ebedî olur. Hâdis ve mahlûk olan, fânî ve muvakkat olur, yâni yok olur. Allahü teâlâ birdir. Yâni varlığı lâzım olan, yalnız Odur. İbâdete hakkı olan da, yalnız Odur. Ondan başka şeylerin var olmasına lüzûm yoktur. Olsalar da olur, olmasalar da. Ondan başka hiçbirşey, ibâdet olunmaya lâyık değildir.

    Allahü teâlânın kâmil sıfatları vardır. Bu sıfatları: Hayat, İlm, Semi', Basar, Kudret, İrâde, Kelâm ve Tekvîndir. Bu sıfatları da, kadîmdir, ezelîdir. Varlıkları, Allahü teâlâ iledir. Mahlûkların sonradan yaratılması ve onlarda her ân meydana gelen değişiklikler, Onun sıfatlarının kadîm olmasını bozmaz. Sıfatların bağlandığı mahlûkların sonradan var olması, sıfatların ezelî olmasına mani olmaz. Felsefeciler, yalnız akla güvendikleri için, akılları da noksan olduğundan, müslümanlardan mu'tezîle fırkası da, iyi göremediğinden, eşya hâdis olduğu için, bunları var eden ve idare eden sıfatlar da hâdistir deyip geçtiler. Bu sûretle kadîm olan (Sıfât-ı kâmile)yi inkâr ettiler. İlm sıfatı, zerrelere kadar işlemez. Yâni Allahü teâlâ, ufak tefek şeyleri bilmez. Çünki, eşyadaki değişiklikler, ilim sıfatında da değişiklik yapar. Kadîm olanda ise, değişiklik olamaz, dediler. Hâlbuki bilmediler ki, sıfatlar ezelîdir. Bunların eşyaya te'allukları, bağlantıları hâdistir.

    Noksan sıfatlar, Allahü teâlâda yoktur. Allahü teâlâ, maddelerin, cismlerin, arazların, yâni hâllerin sıfatlarından ve bunlara lâzım olan şeylerden münezzehdir, uzaktır. Allahü teâlâ, zamanlı değildir, mekânlı değildir, cihetli değildir. Bir yerde, bir tarafta değildir. Zamanı, yerleri, cihetleri O sonradan yaratmıştır. Câhil bir kimse, Onu, Arşın üstünde sanır, yukarıda bilir. Arş da, yukarısı da, aşağısı da, Onun mahlûkudur. Bunların hepsini, sonradan, O yaratmıştır. Sonradan yaratılan birşey kadîm olana, her zaman var olana, yer olabilir mi? Ancak, şu kadar var ki, Arş, mahlûkların en şereflisidir. Herşeyden daha sâf ve daha nûrludur. Bunun için, ayna gibidir. Allahü teâlânın büyüklüğü orada görünür. Bunun içindir ki, Ona (Arşullah) denir. Yoksa, Allahü teâlâya göre, Arş da, diğer eşya gibidir. Hepsi, Onun mahlûkudur. Yalnız Arş, ayna gibidir. Diğer eşyada bu kâbiliyyet yoktur. Aynada görünen bir insana, aynanın içindedir denilir mi? O insanın aynaya olan nisbeti, diğer eşyaya olan nisbeti gibidir. İnsanın, hepsine olan münâsebeti aynıdır. Yalnız, ayna ile diğer eşya arasında fark vardır. Ayna, insanın sûretini gösterebiliyor, diğer eşya ise, göstermiyor.

    Allahü teâlâ, madde değildir, cism değildir, âraz, hâl değildir. Hudûdlu, boyutlu değildir. Uzun, kısa, geniş, dar değildir. Ona, (Vâsi') yâni geniş deriz. Fakat, bu genişlik, bizim bildiğimiz, anladığımız gibi değildir. O, (Muhît)dir. Yâni herşeyi çevirmiştir. Fakat, bu ihâta, çevirmek, bizim anladığımız gibi değildir. O, (Karîbdir) yakındır ve bizimledir. Fakat, bizim anladığımız gibi değil! Onun vâsi', muhît, karîb ve bizim ile berâber olduğuna inanırız. Fakat, bu sıfatların ne demek olduğunu bilemeyiz. Allahü teâlânın zâtı ve sıfatları için, akla gelen herşey yanlıştır, deriz. Allahü teâlâ, hiçbir şey ile ittihâd etmez, birleşmez. Hiçbir şey de, Onunla birleşmez. Ona hiçbirşey hulûl etmez. O da, birşeye hulûl etmez. Allahü teâlâ, ayrılmaz, parçalanmaz, tahlîl [analiz], terkîb [sentez] edilmez. Onun benzeri, eşi yoktur. Kadını, çocukları yoktur. O, bildiğimiz, düşünebileceğimiz şeyler gibi değildir. Nasıl olduğu anlaşılamaz, düşünülemez. Benzeri, nümûnesi olamaz. Şu kadar biliriz ki, Allahü teâlâ vardır. Bildirdiği sıfatları da, vardır. Fakat kendisinde, varlığında ve sıfatlarında akla gelen, hayâlimize gelen herşeyden münezzehdir, uzaktır. İnsanlar Onu anlıyamaz. Fârisî beyt tercemesi:

    Rabbiniz değil miyim? Sorulduğunda, Onu,

    anlıyanlar, O vardır deyip kestiler sözü.

    Allahü teâlânın ismleri (Tevkîfî)dir. Yâni islâmiyetin bildirmesine mevkûftur, bağlıdır. İslâmiyetin bildirdiği ismleri söylemelidir. İslâmiyetin bildirmediği ismler söylenemez. Ne kadar kâmil, güzel ism olsa da, söylenmemelidir. Cevâd denir. Çünki islâmiyet, Cevâd demektedir. Fakat, yine cömert mânasında olan (Sahî) ismi söylenemez. Çünki islâmiyet Ona sahî dememiştir. [Şu hâlde, tanrı da denemez. Hele ibâdet ederken, ezan okurken, Allah ismi yerine, tanrı demek, çok günah olur.]
     
  2. S£V®

    S£V® süper moderatör Site Yetkilisi Süper Moderatör

    197,915
    3,092
    36
  3. zahide

    zahide Administrator Site Yetkilisi Administrator

    213,503
    1,937
    38


    Teşekkürler sağ ol ali güzel yazılar,
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş