Goktepeliler.com

Goktepeliler.com köy resimleri, flatcast destek forumu, flatcast radyo temaları, flatcast index, png, jpeg, gif resimleri adına paylaşımlar yapmaktadır.




İncir tek başına baştan aşağı insan sağlığı için oldukça faydalıdır. Bunun yanı sıra kuru inciri sütün içerisinde beklettiğiniz zaman incirin faydalarını 2 kat arttırabilir ilk olarak öksürük ve bronşit rahatsızlıklarınıza doğal yollarla kolayca tedavi uygulayabilirsiniz. İşte incirli sütün mucizevi faydaları…
İncir tek başına insan sağlığı için birebir faydalıdır. Mutlaka tüketilmesi gereken faydalı bir meyve olan incir tek başına olduğu kadar sütün içerisinde tüketildiğinde de faydalarını kat kat arttırarak sağlığa birçok yönden fayda sağlıyor. İncir sütle karıştırıldığında birbirinden farklı hastalıklara fayda sağlıyor.
İNCİRLİ SÜT NASIL YAPILIR?
İncirli sütün hazırlanışı oldukça basit ve pratiktir. İlk olarak kaynayan sütün içerisine 3-4 adet incir atılır. Sonrasında süt ve incirler 5 dakika kaynamaya bırakılır. Kaynama işleminin hemen ardından incirli süt karışımı robottan geçirilir. Son olarak da robottan geçirilen incirler sütün içerisinde püre haline geldiğinde karışım hazırlanmış olur ve içme aşamasına geçilebilir. Bu pratik işlemin tamamlanmasından ve tüketilmesinden yarım saat sonra kabızlık sorunu kolayca ortadan kalkar.
BRONŞİT VE ÖKSÜRÜK İÇİN BİREBİR
İncirin göğsü yumuşatma etkisi vardır. Bu yüzden de öksürük ve bronşit gibi rahatsızlık çekenler incirli süt karışımını tükettiklerinde balgam sökücü etkisi sayesinde rahatlarlar. Öksürük ve bronşit problemi çeken kişiler 2 su bardağı çiğ sütün içine 2 adet kuru inciri doğrayarak sütü kaynattıktan sonra 20 dakikalık bekleme süresinin ardından karışımı süzerek tüketebilirler. Bu işlem günde 2 kez yapıldığında öksürük ve bronşit rahatsızlığında büyük etki gösterir.
BOĞAZ AĞRILARINI BİRKAÇ DAKİKADA GEÇİRİR
Boğaz ağrılarınızdan sadece birkaç dakika içinde kurtulmak isterseniz 1-2 adet kuru inciri 2 çay kaşığı balla sıcak suda karıştırarak içebilirsiniz. Bu karışım sonrasında boğaz ağrılarınızı sadece birkaç dakika içerisinde yok edebilirsiniz....


Hayatta, insanlar üzerinde en çok etkili olan şeyi arayan bir kız, bu sorusunu karşılaştığı herkese sorar. Çeşitli cevaplar alır ama bir türlü ikna olamaz. En sonunda şehrin bilgesi bir nineye gönderilir. Bilge Nine, kızı sessizce dinler.
Kız “insanları en çok etkileyen şey nedir?” sorusunu, daha önce aldığı cevapları da anlatarak anlatır. Bilge Nine dinler ama cevap vermez. Bir el işareti ile kızın dışarı çıkmasını ister. Şaşkına dönen kız, üzgün bir şekilde dışarı çıkar. Evine döner, yine sorusunun cevabını bulmaya çalışır, yollar aşar, dağlar geçer, diyardan diyara koşar. Yok, yok, yok… Tekrar Bilge Nine’ye gider. Bilge Nine yine konuşmaz ama eline eski küçük bir sandık verir. Kapalı sandığın üzerinde, “bir yıl sonra açılmak üzere” yazılıdır. Geçmek bilmeyen bir yılın üzerine, artık vakit gelir ve sandık açılır…
…….Ve beklenen an gelmişti. Hayatının sorusunun peşine düşen kız artık sandığı açacaktı. Sandık açıldı. İçinden çıkan kağıtta Bilge Nine’nin yazısı vardı. Kağıtta şu ifadeler yazıyordu.
“HAYATTA İNSANLAR ÜZERİNDE EN ÇOK ETKİLİ OLAN ŞEY ANCAK; YÜREKTEN ÇIKIP, YÜREKLERİN EN DERİNLERİNE İŞLEYEN SÖZLERDİR.”
Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz
Yunus Emre


Küçüğüz ama çocuk olamıyoruz. Büyüğüz ama yetişkin olamıyoruz. Çocuk sahibiyiz ama ebeveyn olamıyoruz. Cinsiyetlerimiz var ama kadın ya da erkek olmayı bilemiyoruz. Öğrenci, öğretmen, doktor gibi ünvanlarımız var ama öğrenci, öğretmen, doktor olamıyoruz. Arkadaşlarımız var ama dost olmayı bilemiyoruz. Kelimeleri kullanıyor ama iletişim kuramıyoruz. Sadece şu anda var olabiliyor ama şimdide kalamıyoruz.
Bir şey ile sınırlanmak istemiyor her şey olmaya çalışıyor ama hiçbir şey olamıyoruz.

İşte o zaman varsayımlara sığınıyoruz. Güzel kelimeleri doğru kelimeler, sahte tevazuyu mütevazilik sanıyoruz; başımızı çevirirsek sorunların yok olacağını, iyi dileklerde bulunursak dünyanın iyi bir yer olacağını, inanca sığınırsak her şeyin yoluna gireceğini sanıyoruz. Çabalamadan elde edebileceğimizi, ah bir olanak tanınsa başaracağımızı, anlaşılsak beğenileceğimizi, adalet olsa mutlu olacağımızı, paramız olsa güvenliğimiz olacağını, yakınırsak ilgi göreceğimizi sanıyor, kısacası sanrılar içinde yaşıyoruz.
Yapmamız gereken şey sanrılardan kurtulmak ve egomuzu gerçekleştirmek. Ego’nun aşılması ilk olarak onun gerçekleştirilmesi ile mümkündür. Bu tıpkı rallici olmadan önce otomobil kullanmayı öğrenmeye, yazar olmadan önce okuma yazma öğrenmeye, öğretmen olmadan önce öğrenci olmaya, yetişkin olmadan önce çocuk olmaya benzer.

Bu sebeple de egoyu aşmak için ilk olarak egomuzu gerçekleştirmek lazım. Ego bizim “özgülüğümüz”dür. Yani kendimize “özgü” olma durumumuzdur. Ne tür bir olma haline “özgü” olduğumuzu öğrenmeden bunu aşmaya kalkmak mümkün değildir.
Bir ralliciye özgü yetenekleri olan bir insan aşçı, dansçı olmaya özgü yetenekleri olan bir insan bankacı, şifacı olmaya özgü nitelikleri olan bir insan mühendis olmak durumunda kalırsa nasıl mutsuz olur ve ne yapsa bu mutsuzluğunu geçiremez, kendini ifade edemezse aynı şekilde biz de egomuzu gerçekleştiremeden kendimizi gerçekleştiremeyiz. Kendini gerçekleştiremeyen bir insanın kendini aşması çok güçtür.
Bu sebeple...




Çinli bir profesörün uyguladığı bu yöntem birçok kişinin hayatını kurtarabilir
Kalp krizinden kurtaran mucize bir şeyden bahsedeceğiz size… Bu yöntem kalp krizi geçiren bir hastanın tedavisinde alışılmamış bir yöntem. Kalp krizi en sık görülen ölüm sebeplerinden biri. Birçok hasta ilk müdahale geç ya da doğru yapılamadığıiçin hayatını kaybediyor. Oysa ki kalp kirizi geçiren bir hastayı hayata döndürmek çok basit.
Kalp krizi geçiren bir hasta toplu iğne ile hayata geri dönebilir
Böyle diyor Çinli profesör. Ve ekliyor “kalp krizi başlayınca, beyindeki kılcal damarlar patlamaya başlar. Hasta nerede olursa olsun, onu hareket ettirmeyin. Çünkü eğer hareket ettirilirse, kılcal damarlar patlayacaktır.”
Kılcal damarları açmanın yolu toplu iğneden geçiyor
Evinizdeki dikiş iğnesi ya da toplu iğneler hayat kurtarabilir. Eğer kalp krizi geçiren birine denk gelmiş ve zamanla yarışıyorsanız bu adımları uygulayın;
İğneyi sterilize etmek için çakmakla yakın. Kalp krizi geçiren hastanın 10 parmağının da ucuna batırın.
İğneyi parmaktan kan çıkana kadar batırmaya devam edin.
Şayet kan damlamazsa, parmaklarınız ile sıkarak kanın akmasını sağlayın.
Tüm parmaktan kan geldiğikten birkaç dakika sonra hastanın bilinci yerine gelecektir.
Eğer hastanın ağzı yamuksa kulakları kızarana kadar sıkın.
Sonra her bir kulak memesinden ikişer damla kan gelene kadar her kulak memesine de iki kez iğne batırın.
Birkaç dakika sonra hasta konuşmaya başlayacaktır.
İlk müdahalenin ardından vakit kaybetmeden hastayı en yakın hastaneye götürün.
Eğer ilk müdaheleyi yapmayıp, kan akışı sağlanmaz ve hasta aceleyle bir ambulansa koyulup hastaneye götürülürse, sarsıntılı yolculuk beynindeki bütün kılcal damarların patlamasına neden olacaktır.

kAYNAK: MYNET
Yelpaze tatlısı
  • HAMURU İÇİN
  • 1 su bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 adet yumurta
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • 3-3,5 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu

  • ŞERBETİ İÇİN
  • 3 su bardağı toz şeker
  • 2,5 su bardağı su
  • 2-3 damla limon suyu
  • HAMURU AÇMAK İÇİN
  • 1 su bardağı nişasta
  • KIZARTMAK İÇİN
  • Ayçiçek yağı
  • ÜZERİ İÇİN
  • Kırılmış fındık içi
____________________________________________________________
Hazırlanışı
  1. Şerbet için; su ve toz şekeri bir tencereye alıp kaynatın. Kaynamaya başlayınca kısık ateşte 10 dakika kadar daha kaynatın. Limon suyunu ekleyip ocaktan alın ve soğumaya bırakın.
  2. Hamuru için; malzemeleri ile ele yapışmayan bir hamur hazırlayın ve 15 dakika kadar dinlendirin. Daha sonra 4 tane bezeye ayrın ve her bir bezeyi ince şekilde nişastalı un karışımı ile açın. Karşılıklı iki kenardan ortaya doğru hamur pileler yaparak ortada birleştirin ve 4 parmak aralıklarla hamuru sıkın. Sıkılan yerden kesin. Diğer 3 bezeye de aynı işlemi yapın. Kızdırılmış sıvı yağda kızartıp hemen soğumuş şerbete atın ve biraz bekletip çıkartın. Daha sonra üzerine kırılmış fındık içi serperek servis yapın.
  3. Afiyet olsun.
Patlıcan paçası
malzemeleri

  • 6-7 adet ince uzun ufak boy kemer patlıcan veya 4 adet topan patlıcan
  • 1 ufak boy çay bardağı zeytinyağı
  • 1 su bardağı sıcak su
  • SOS İÇİN
  • 2 adet orta boy domates
  • 1 adet yeşil biber
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • 10-12 diş sarımsak
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 yemek kaşığı elma sirkesi
  • 2 çay kaşığı tuz, karabiber
  • ÜZERİ İÇİN
  • 1 demet maydanoz
Hazırlanışı
  1. Patlıcanların saplarını kesmeden tamamını soyun. Bir kesme tahtasının üzerine koyup sol elinizle saplarının üzerine bastırın. Keskin bir bıçakla sap kısımlarının hemen altından başlayarak uzunlamasına kesin, çevirin, tekrar dilimleyin. Böylece bir patlıcan dört dilimli yelpaze gibi olacaktır. (Patlıcanların saplarını sakın koparmayın) Patlıcanları bol tuzlu suda 30-40 dakika kadar bekletin.
  2. Acı suyu çıkan patlıcanları yıkayıp iyice süzün ve mutfak havlusuyla kurulayın. Geniş bir tencereye yan yana sıralayın. Sos için; derin bir kabın içine biberleri ince doğrayıp katın.
  3. Sos için; derin bir kabın içine biberleri ince doğrayıp katın. Soğanı incecik yarım ay şeklinde doğrayın. Sarımsakları ayıklayıp ikiye bölün. Domatesleri soyup tavla zarı formunda dilimleyin. Sirke, toz şeker ve tuzu katın ve karıştırın.
  4. Patlıcanların üzerine bu sosu kaşıkla gezdirin. Tuz ve karabiberi serpip zeytinyağını ekleyin.
  5. Tencereyi kapağı açık vaziyette orta ısılı ateşin üzerine oturtun. Yemek kaynamaya başlayınca sıcak suyu tencerenin kenarından aktarın. Tencerenin kapağını kapatın ve yemeği, patlıcanlar yumuşayıncaya kadar orta ısılı ateşte pişirin. Ilınınca ocaktan alıp, üzerini ince kıyılmış maydanozla süsleyin.
  6. NOT: İsterseniz aşçıların iç kapak dediği bir tekniği uygulayın. Tencere büyüklüğünde fırın kağıdı veya yağlı kağıdı kesin ve patlıcanların üzerine yerleştirin. Sonra da tencerenin kapağını kapatın. Bu düdüklü tencere etkisi yapacak ve...
patates-corbasi.jpg
98124 eklentisini görüntüle
Kremalı Patates Çorbası

Malzemeleri

3 adet patates – küçük doğranmış
1 yemek kaşığı tereyağı
1 tepeleme yemek kaşığı un
½ su bardağı krema
5 su bardağı su
Tuz
Beyaz biber

Üzeri için Malzemeler
1 yemek kaşığı tereyağı
Toz kırmızı biber
____________________________________________________

Kremalı Patates Çorbası Malzemeleri
3 adet patates – küçük doğranmış
1 yemek kaşığı tereyağı
1 tepeleme yemek kaşığı un
½ su bardağı krema
5 su bardağı su
Tuz
Beyaz biber

Üzeri için Malzemeler
1 yemek kaşığı tereyağı
Toz kırmızı biber

Tencereye tereyağını ekleyip eritin. Patates, tuz ve beyaz biberi ilave edip kavurun.

Unu ekleyin ve kokusu çıkana kadar kavurun.

Suyunu ekleyip kapağını kapatıp patatesler pişip kıvam alıncaya kadar pişirin.

Blenderden pürüzsüz oluncaya kadar geçirin ve kremayı ekleyip 5-10 dakika daha kısık ateşte pişirin.

Üzeri için, bir sos tenceresinde tereyağı ve toz kırmızı biberi yakın ve çorbanın üzerine gezdirin.
Baharatlı Somon & Portakallı Mısır Salsa

Malzemeleri

Baharat Karışımı için Malzemeler
1 yemek kaşığı soğan tozu
1 yemek kaşığı sarımsak tozu
½ tatlı kaşığı toz kırmızı biber
½ tatlı kaşığı kimyon
½ tatlı kaşığı kaşığı öğütülmüş kara biber
½ tatlı kaşığı ak biber
½ tatlı kaşığı acı kırmızı biber
½ yemek kaşığı deniz tuzu
½ tatlı kaşığı köri

Somon için Malzemeler
1 tepeleme kaşık klarifiye tereyağı
½ fileto somon balığı

Portakallı Mısır Salsa için Malzemeler
½ adet koçan mısır
1 adet kırmızı soğan
1 adet lime suyu ve zest
½ adet domates
½ adet portakal
½ adet avokado
7 – 8 adet jalapeno biber
Tuz
Zeytinyağı
4 – 5 dal taze kişniş

Patates Püresi için Malzemeler
2 adet patates
2 yemek kaşığı tereyağı
2 yemek kaşığı krema
1 tutam muskat
Tuz
Ak biber
1 yemek kaşığı taneli hardal
___________________________________________________________________

Mısır salsa için; mısırı koçanından bıçakla keserek sıyırın ve parçalarına ayırıp karıştırma kabına koyun, kırmızı soğanın yarısını çok çok ince doğrayın ve karıştırma kabına ekleyin. Avokadoyu ikiye bölün iç çekirdeğini çıkartın ve yarısının kaşık ile kabuğunu çıkartıp mümkün olduğu kadar ezmeden küçük küpler olacak şekilde doğrayın. Domatesi dışardan kabuğunu soyar gibi çekirdekli kısmı bırakarak doğrayın, ardından küçük küpler olacak şekilde doğrayıp karıştırma kabındaki diğer sebzelerin içerisine ekleyin. Yeşil limonun kabuklarını ince ince rendeleyip karıştırma kabına ekleyin. Suyunu da karışımın içerisine sıkın. Portakalın segmentini çıkarmak için iki ucunu kesin, dışındaki zarını kabukla çıkartacak şekilde, portakalın etli kısmını almadan bıçak yardımı ile kesin. İki deri arasındaki etli kısma bıçakla vurup dilimi çıkartın. Her bir dilimi ortadan ikiye kesip karıştırma kabına ekleyin. Kaşıkla hafif ezerek karıştırın. Son olarak jalapeno biberleri küçük küçük doğrayarak karıştırma kabına ekleyin. Tuz ve karabiber ile tatlandırıp zeytinyağı gezdirdikten...




Soğanların inanılmaz bir kan temizleyici, bakteri öldürücü ve cilt temizleyicisi olarak çalıştığını biliyor muydunuz? Dahası, cildin sağlıklı kalması, ruhsal durumun iyileştirilmesi, saç kalitesinin iyileştirilmesi ve bazı kanser türlerinin riskinin azaltılması gibi diğer sağlık yararları sağlarlar.
Onları çiğ veya pişirip tüketmenize bakılmaksızın, soğan son derece sağlıklıdır. Izgara, sotelenmiş, kavrulmuş veya karamelize yiyecek seçenekleri vardır, sınırsız yenebilir. Bununla birlikte, çiğ soğanların kükürt açısından zengin olması, çok sayıda sağlık faydası sağlar.
Şaşırtıcı bir şekilde, soğan, tiroid bezi bozukluğuna da yararlıdır. St. Petersburg’tan Rus doktoru Dr. Igor Knjazkin, kırmızı soğanları ana madde olarak tiroid bezi tedavisinde kullanıp etkili bir reçete ile geldi. Bu yöntem aslında son derece basittir ve yapmanız gereken aşağıdaki talimatlara sadık kalmaktır:
– Akşam soğanı kesin, suyun akmasına izin verin
– Soğanı yarıya alın ve boynunu masajla tiroid bezinin alanına sabitleyin
– Soğanı boynuza bırakın ve yıkamadan yatın, sonra suyu bir gecede işler
– Sonra, çoraplarınıza bir soğan parçası koyup yatın.
Tiroid bezinin düzgün işleyişini teşvik etmenin yanı sıra, kırmızı soğan bakterileri yok eder, cildi temizler ve kanı temizler.
Geleneksel tıp çok uzun süredir soğanı çok amaçlı kullanmıştır. Bunların arasında şunlar bulunur:
– Virüsleri ve bakterileri öldürmek
– Vücut oksijeninin temizlenmesi
– Kanının arındırılması
Ayak sinir uçlarında 7 bin tane sinir ucu bulunuyor. Soğan dilimleri romatizmal ağrıların olduğu yere ya da ayağın içine yerleştirilip bir streç veya çorapla sarıldığında ağrılara iyi geliyor.

KAYNAK: kADINDA YAŞAM


Çekim yasasını daha önce hiç duymayanlar için kısaca özetlemek gerekirse, herhangi bir isteğinizi zihninizde canladırdıktan ve o isteğin gerçekleşme halini detaylıca, derinlemesine düşündükten sonra o isteğin gerçeğe dönüşme fenomeni olarak adlandırabiliriz. Aslında işin temelinde yatan şey, evrendeki her şeyin frekanslar aracılığıyla birbiriyle iletişim halinde olduğu inancıdır. Bu temele dayanarak, kişi eğer düşünceleri aracılığıyla kendini hayalini kurduğu gerçeklik ile aynı frekansa sokabilirse, o isteğe kavuşacaktır.
Bu kavramla karşılaşan birçok kişi ilk başta bunu saçma ve hatta komik bulmakta. Ancak bugün birçok işadamı, oyuncu, sporcu, politikacı ve birçok zengin ismin çekim yasasını kullanarak bulundukları pozisyona geldikleri bilinen bir gerçek. Kısa bir Youtube aramasıyla kendi ağızlarıyla çekim yasısını kullandıklarını söyleyen birçok ünlü isimle karşılacaksınız. Yani altında yatan sebebi bilimsel olarak açıklayamasakta, çekim yasası var ve çalışıyor.
Çekim yasası ile ilgili bugüne kadar yüzlerce kitap yazıldı, onlarca kişisel gelişim uzmanı bu konu ile alakalı konuşma ve seminer düzenledi… Ancak işin aslı çekim yasası karmaşıklıktan uzak oldukça basit bir temele dayanıyor: “Birşeyi iste ve onun için çalış.” Çekim yasası ile ilgili yanlış bilinen noktalardan en kritiği budur. Bazı kişisel gelişim uzmanlarının söylediğinin aksine bir isteği düşledikten sonra, yan gelip yatamazsınız! İsteğinizi gerçek kılmak için hareket etmelisiniz. Buna kısaca akış içerisinde olmak denmekte.
Eğer sizde çekim yasasını aktif bir şekilde kullanmayı düşünüyorsanız, basit ve kısa bir biçimde hazırlanmış ancak oldukça etkili olan bu 11 maddelik listeye mutlaka göz gezdirin;
1. Yazın
Geçmişte istediğiniz ve gerçek olmuş bir şeyi yazmakla başlayın. ‘’Bunun için minnettarım’’ veya ‘’Artık bu bende var’’ gibi. Ardından şuan ki isteğinizi düşleyin ve ‘’Bana yaklaşan bu şey için mutluyum ve geldi.’’ gibi, olumlayıcı bir cümle yazın. Cümleleriniz size özgüdür. Ancak...